Mısırlı yazar Necip Mahfuz tarafından 1947 yılında yazılmış, 1988 yılında nobel edebiyat ödülü almış romandır.
Roman ile Kahire' de Midak Sokağı adında merkezden uzak bir muhitte yaşayanların 2. Dünya savaşı yıllarındaki yaşamlarına bir göz atma imkanı buluyoruz.
Otuzbeş kısa bölümden oluşan birbiriyle bağlantılı iç içe yaşayan sokak sakinlerinin yaşamlarını, gizemlerini, duygularını, acılarını, sevinçlerini, hayattan beklentilerini aktaran parçaları ile, Susam Sokağı veya "bir demet tiyatro" samimiyetinde hissettiren, okurken kendinizden anılar bulacağınız, size Türk roman ve öykülerinden alacağınız tadı duyumsatacak bir eser.
Necip Mahfuz ile ilk tanışmam “hırsız ve köpekler” kitabıyla oldu. Yazarın yumuşak anlatımına hayrandım zaten.. Necip Mahfuz 1988 Nobel ödülü sahibi Mısırlı’ ilk müslüman ve ilk Arap yazardır. İkinci dünya savaşı yıllarında Mısırın Kahire şehrinde küçük bir sokakta yaşayanların ilişkilerini, hayatlarını anlatmış bu kitapta her çeşit insana rastlayabilir ve her duyguyu yaşayabilirsiniz, Hamidenin para tutkusu, hırsı, Abbas’ın masum aşkını hiçe sayıp hırsının peşinden gittiği hamide için kötü sonla biten bir hayat... kitabı okurken kendimi o sokaktaymış gibi hissettiğim altını çizeceğim çok cümle bulamasam da Necip mahfuzun kitapları hep dinlendirmiştir beni, bu çok akıcı kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum ve tabi ki Necip mahfuzun diğer kitaplarını da.
"Gözyaşlarına gerekli malzeme varsa sabah ağlanır, akşama da gülünürdü..."
Midak Sokağı, sıradan bir sokak. Sakinleri ile esnafları ile hatta dilencileri ile bildiğimiz yaşadığımız sokaklardan(sokak yaşamını görmüş kişiler için). Nu sokak acının, hüznün, neşenin, umutların olduğu sokak diyerek olayı pembe diziye bağlayamayacağım çünkü Necib Mahfuz bir sokakta olabilecek tüm çirkinlikleri de seriyor önümüze.
İnsanların hırs, para, gözüdönmüşlük, kıskançlık, daha iyi yaşama istekleri karşısında girdikleri yollar... hepsi bu Midak Sokağı'nda mevcut. Anahtar kelimemiz Midak Sokağı değil. Anahtar kelimemiz içlerinde her türlü kötülüğü de barındıran, her türlü kötülüğe başvurabilecek olan iyi görünümlü, inançlarını sergileyen ve birbirilerine nur saçmakla yaşayıp aslında içlerindeki karanlıkla yaşayan insanlar.
Midak Sokağı, sıradan bir sokak. Hepimizin bildiği bir sokak ve bu sokak ne aşk tanır ne sevgi. Bu sokak, içindeki herkesi tek bir arayışa sürükler. Yerelden evrensele İnsan'ı bulmak.
Midak SokağıNecib Mahfuz · Cem Yayınları · 19991,768 okunma
Akıcı bir roman olmakla birlikte Yeşilçam filmlerini andıran bir konusu var. Bir sokağın sakinlerinin yaşamlarını anlatan ve anlattığı dönemi yaşatan bir roman. İyi okumalar...
Midak SokağıNecib Mahfuz · Cem Yayınları · 19991,768 okunma
Son derece sade bir dil ile yazılmış. Çok hayattan bir kitap bence yani kafanı çevirip etrafına baksan şahit olacağın ya da duyabileceğin konular ve kişiler. Kimini sıkabilir beni bazı yerlerde boğmuştu ama devam ettim yine de.okunabilir bence ama büyük bir serüven ya da akıcı bir gidişat beklenmemeli diye düşünüyorum ..
Midak SokağıNecib Mahfuz · Cem Yayınları · 19991,768 okunma
Necip Mahfuz insanları çok iyi gözlemleyen ve gerçeğin nabzını birebir tutan biri. Nobel ödülü alması da bir nevi kanıtlar nitelikte. Kitapta "Midak'ın sakinlerinin yaptığı tercihleri hayatlarını hangi yöne götürür" soruları okudukça cevabını bulduğum unsurlar oldu. Lezzetli bir eser olduğunu söylemeliyim.
Midak SokağıNecib Mahfuz · Cem Yayınları · 19991,768 okunma
Hani o klasik "Büyüleyici Kalem" lafı vardır ya, işte tam da böyle bir eser için söylenebilecek bir tanımlama. Kitabı elinize alınca, elinizden bırakamıyorsunuz. Bir kaç satır sonra birisi elinizden tutuyor ve bahsedilen zamanda, o sokaklarda, mekanlarda dolaşmaya, nefes alıp vermeye başlıyorsunuz. Mekan sıradan bir çıkmaz sokak. Kahramanlar hiç bir olağanüstü iş yapmayan, zaferleri olmayan , ortalama insanlar. Normal günlük bir hayatta karşılaşabileceğiniz sıradan insanlar ve olaylar. Gelin görün ki Necip Mahfuz bu sıradan yaşantıları, sıra dışı kalemi ile, gayet sade bir üslupla öyle güzel anlatmış ki... Eserin en çarpıcı yanı sadeliği olsa gerek. Biz okuduk, gelecek nesillerimizin okumaları için de kütüphanemizde beş yıldızlı eserler arasında ki yerine itina ile yerleştirdik. Bize bu eseri okumamızı tavsiye eden dosta ve tabii ki yazara şükranlarımızı sunuyoruz.
Midak SokağıNecib Mahfuz · Cem Yayınları · 19991,768 okunma
İnsanın yaşadığı büyüdüğü ortamı beğenmeyerek kendi başına işler açabilir ama diğer insanların hayatlarına da acı ve ölüm bırakmayarak bunu yapması sanırım olanaksızdır.
Herkese merhaba Uzun zamandır kitaplığımda bekleyen ve henüz tanıştığım bir yazarın kitap yorumuyla geldim. .
Necib Mahfuz - Midak Sokağı
.
Yazar, İngiliz egemenliğinin hüküm sürdüğü bir dönemde Kahire'nin fakir bir semti olan Midak Sokağı ve sakinlerinin sevinçlerini, acılarını, kin ve nefretlerini, heyecanlarını o kadar güzel ve canlı anlatmış ki sanki siz de o sokağın bir sakinisiniz ve karakterleri uzun süredir tanıyorsunuz.
.
Kahveci Kirşa ve ailesi, tatlıcı Kamil Amca, Doktor Buşi ve Zaita, Şeyh Derviş, Rıdvan Hüseyni, Selim Elvan, fırıncı Hüsniye ve eşi Cüda ve tabii ki Hamide ve Abbas. Her biri ayrı bir karakter ayrı bir dünya.
.
Kirşa'nın farklı isteklerine şaşırdım, Abbas'ın saf ve derin sevgisine hayran oldum, Hamide'nin açgözlülüğü ve hırsına sinirlendim, Rıdvan Hüseyni'nin konuşmalarına mest oldum, huzur buldum
.
Kitaba başlarken bu kadar beğeneceğimi düşünmemiş beklentimi çok yüksek tutmamıştım ama gerçekten çok beğendim Tek kelimeyle yazara hayran kaldım. O nasıl güzel betimlemeler, nasıl güzel bir kalem Eğer siz de benim gibi yazara geç kalmak istemiyorsanız hemen alın ve okuyun
Midak SokağıNecib Mahfuz · Cem Yayınları · 19991,768 okunma
Necib Mahfuz, (Arapça: نجيب محفوظ) 1988 Nobel Edebiyat Öülü sahibi Mısırlı yazardır. Nobel ödülü kazanan ilk müslüman ve tek Arap yazardır. "Ortadoğu'nun Balzac'ı" olarak tanınır.
Hayatı Mahfuz, Kahire'nin Cemaliye bölgesinde 6 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir tüccarın oğlu olan Mahfuz, adını kendisini doğurtan Profesör Necib Paşa Mahfuz'dan aldı. 70 yıllık kariyeri boyunca 34 roman, 350 küsur kısa hikaye yayımladı. Kitaplarının çoğunda, hayatının tamamını geçirdiği ve Nobel ödülünü almak için bile ayrılmadığı Kahire'nin tarihi mahallelerindeki yaşamı; modern ve geleneksel yaşam arasında denge kurmaya çalışan sıradan insanları anlattı; pek çok kitabı Arap filmlerine konu oldu.
Edebiyata olan ilgisi, 1920'lerde Mustafa Lutfi el-Manfuluti'nin makale ve şiirlerini okumasıyla başlanıştı. Abbas Mahmud el-Akkad, Taha Hüseyin, İbrahim el-Mazini, M. Hüseyin Heykel, ilk dönemde kendilerinden en çok etkilendiği yazarlar arasındadır.
Yazı hayatına, 1928'de Selame Musa'nın çıkardığı el-Mecelle el-Cedide dergisinde yayımladığı değini yazıları ve öykülerle başladı. Kahire Üniversitesi'nde felsefe öğrenimi gören Mahfuz'un ilk romanı Abes el-Akdar 1939'da yayımlandı. 1957'de yazdığı Kahire Üçlemesi ile Arap edebiyatının tanınmış bir ismi oldu. Bu üçlemede Kahire'de yaşayan bir ailenin üç kuşağının 1. Dünya Savaşı ve 1952'deki Nasır darbesine kadar olan dönemde yaşadıklarını ve Mısır toplumunun değişimini anlattı.
Değişik kurumlarda çalışan Mahfuz, en son Kültür Bakanlığında müsteşar olarak görev yaptı. 1971'de söz konusu görevinden emekli olmasından sonra, el-Ahram gazetesinde yazar olarak çalışmıştır.
Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'a İsrail ile yaptığı barış antlaşmasında verdiği açık destekten ötürü birçok Arap ülkesinde kitapları yasaklandı. 1988 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldıktan sonra bu yasaklar kalktı.
1989 yılında Mısırlı köktendinci Ömer Abdülrahman tarafından hakkında ölüm fetvası çıkartılan Mahfuz, 1994 yılında Kahire'deki evinin önünde bıçaklı saldırıya uğradı. Saldırıdan yaralı kurtulan Mahfuz, sağ kolundaki sinirler zedelendiği için yazmakta büyük güçlük çekmeye başladıysa da ilerleyen yaşına rağmen edebiyattan kopmadı ve kısa hikayeler yazmaya devam etti.
2006 Temmuz'unda düşerek kafasından yaralandı. 30 Ağustos 2006 günü Kahire'de 95 yaşında vefat etti. Mahfuz, ülser, böbrek ve kalp rahatsızlıklarından mustaripti. 31 Ağustos 2006 günü Kahire'de devlet töreniyle uğurlandı.