8,8/10  (37 Oy) · 
118 okunma  · 
40 beğeni  · 
1.245 gösterim
1938 Nobel-Edebiyat ödülünü kazanmış olan Pearl S. Buck, ömürlerinin kırk yılını Çin'de geçirmiş Amerikalı bir ana-babanın çocuğudur. İnsan ruhunun derinliklerine seslenen bu eserde, tek bir isim geçmez. Nine, Ana, Oğul, Koca. Bir köy ve birkaç köylü. Bu bir Çin köyüdür. Ama onu okurken, Çin'i unutacaksınız. ''Çinli Ana''yı değil, bizim Anadolumuzdan bir Ana'yı görür gibi olacaksınız. Eserin başından sonuna kadar ismini bile söylemeyen bu ''Adsız Ana'' ya, zaten sadece analığın canlı bir heykeli diye bakmak gerekir.
  • Baskı Tarihi:
    2006
  • Sayfa Sayısı:
    251
  • ISBN:
    9789751402134
  • Çeviri:
    Mebrure Alevok
  • Yayınevi:
    Remzi Kitabevi
  • Kitabın Türü:
Sadettin TANIK 
19 Kas 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ana kitabı okuduğum en güzel kitapların arasında yer aldığını belirterek yorumuma başlamak isterim. Bir ananın dramını anlatıyor olsa da aslında, Çin köylüsünün feodalizm döneminde yaşadığı yoksulluk, açlık, sefalet ve çaresizliğini anlatmaktadır.
Okuduğumuzda bizim insanımızla köylümüzle, anamızla ne kadar benzeşiyor diye dedirten bu kitapta; aslında yoksulluğun evrensel olduğu, yoksul insan yaşamının dünyanın her yerinde aynı zorluklarla aynı çaresizliklerle karşı karşıya kalıyor olmasıdır. Tanrılar farklı olduğu halde; teslimiyet ve kaderciliğin aynı olması da sömürü düzenini sürdürmek isteyenlerin dört elle sarıldığı bir olgu olduğundandır.
Analık duygusu da yoksulluk gibi dünyanın her yerinde aynıdır. Bu yüzden bu kitabı okurken Çin de bir köyde yaşayan yoksul bir ananın yaşadıkları ve duyguları ile kendi ülkemiz yaşayan anaları rahatlıkla özdeşleştirebiliyoruz. Bu özelliği de yazarın kitabı yazarken isim kullanmamış olması kuvvetlendirmiştir.
Varolan kadere (düzene) karşı çıkan kendi kaderini çizmek üzere başkaldıranların da nasıl kolaylıkla ölümle cezalandırıldığını göstermesi açısından çok güzel ve anlamlı bir kitap olduğunu tekrar belirtmek isterim.
Bu kitap gerçekten her kütüphanede olması ve her kesin okuması gereken bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

mehmet temiz 
23 Mar 08:12 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Pearl S. Buck'un okuduğum üçüncü kitabı.(diğerleri Çin sarayında bir bakire ve şakayık)yine muhteşem bir kitap.yazarın o sade, basit,akıcı yazısı hiç değişmiyor.elinize aldığınız kitaba kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz.ANA kitabında yazar,bu defa ,kocası ortadan kaybolan,üç küçük çocuk ve yaşlı kayınvalidesiyle başbaşa kalan genç bir kadının ve çocuklarının yıllara yayılan,dramatik yaşam mücadelesini anlatıyor.olay yine Çin de ama bu defa Çin'in kırsal kesiminde geçiyor.O dönem deki Çinde kırsallar da yaşanan fakirliğin,yokluğun,cahilliğin,çaresizliğin,bizdeki ağa düzenini andıran ama daha farklı şekilde oluşturulmuş sosyal adaletsizliğin hakkında da geniş bir şekilde bilgi sahibi oluyoruz.bütün bu olumsuz ortamda ANA nın verdiği mücadele ve yaşananlar,insanın yüreğini parçalıyor.sadece bu kitap bile yazarın nobel ödülü almasına yeterli bir sebep bana göre.okuduğum bu üç kitabından sonra ben, bulabildiğim takdirde yazarın bütün kitaplarını okumaya karar verdim.ANA kitabını da mutlaka okunması gereken bir kitap olarak görüyorum.ama maalesef baskısı olmadığı için ancak sahaflarda bulunabilmesi çok büyük eksiklik.ben burada bana, 16 yıl önce basılmış ama çok iyi korunmuş bir nüshasını temin ederek bu harika kitabı okumamı sağladığı için Asa kitabevine de ayrıca teşekkür ediyorum.eğer bulursanız sizlerde mutlaka ama mutlaka okuyun diyorum.kesinlikle pişman olmayacaksınız.bundan emin olun.

Doğan Yalçın 
15 Eki 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hayatımda okuduğum en güzel kitap oldu. Abartısız ve çok samimi olarak bunları yazıyorum.
Kesinlikle bir Çin'li ana yok burada. Doğuda siyasi sebepten dolayı oğlunu kaybeden, Anadoludaki batıl inançlardan beslenen,ironik, trajedik Güneydoğulu analar var bu romanda. Acılarıyla sevinçleriyle her şeyiyle bizden,annelerimizden birileri bunları hep yaşadı yaşıyor ve yaşayacak.

İvan Şatov 
15 Eyl 12:06 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Az bilinen mükemmel eserlerden bir tanesi Ana. Kitabı gördüğünüz anda alın ve okuyun. Pearl Buck'ın okuduğum ilk eseri. Daha önceden de adını duymamıştım zaten. Edebiyat dünyasında kadın yazarlara pek fazla rastlamak maalesef ki mümkün değil. Bunun acısını çıkarmış diyebilirim Buck için ortaya koyduğu duygu yüklü, neredeyse kusursuza yakın bu eseriyle.

Kitap, ismini aldığı Ana'nın gözüyle gösteriyor bize dünyayı. İlk defa bir annenin gözünden bakabildim olaylara. Ana'yı çok daha yaşlı bekliyordum. 30 yaşındaydı tanıştığımızda. Bir hayli genç geldi bana Ana denilince akla gelen yaşlı sıfatını hak edebilmesi için. Belki de bir kadına ana diyebilmek için yaşının pek bir önemi yoktur. Onun o duygusu, sevgisi ve merhameti yeterlidir ona Ana diyebilmemiz için.

Kitabı okuyacak olan birçok kişi belki de kitaba tam puan verecek. Kitaba tam puan vermememin sebebi, karakterlerin ve yaşanılanların gelenek, görenek, batıl inançları aşamamasıydı. Evet öyle de olması gerekiyor biliyorum ancak benim ilgimi çekecek karakterden yoksun bir kitaptı. Buna yaklaşabilen sadece bir karakter vardı o da ananın en küçük oğluydu.

Ananın kızının kör olmadan önce gözlerindeki rahatsızlık, bana Angela'nın Külleri'ndeki Frank Mccourt'u anımsattı. Bu eser okunmalı, kaçırılmamalı. Angela'nın Külleri'de aynı şekilde.

C. 
 31 Ağu 17:23 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Of! Of! Of! Yüreğim tükendi. Ne bitmek bilmez çile, ızdırap Ana'nın çektiği böyle. O asil, şefkat, dürüstlük dolu yüreği ne hale geldi 251 sayfada Ana'nın. Kocasının merhametsiz, soğuk, bencillik dolu Babalık figüründe erkekliğimden utandım.

Tartışılan bir konudan girmiş. Annelik çocukla biyolojik bir yakınlık iken babanın böyle bir durumu yoktur. Anne içinde filizlenen bir can görürken baba cinsel ilişki sırasında oluşan bir canlı olarak mı görüyor? Bu hikâyede baba tam da bu rolde. Tatminini sağlamak için girdiği cinsel ilişkide bir sonuç. Ana ise içinde canlanan bir filiz bir can görüyor. Onlara duyduģu sevgi, şefkat, merhamet olaganüstü! Yemiyor yediriyor tabirinden fırlamış Ana'mız. Babamız ise eğlence peşinde bir adam ki dayanamayıp şehre kaçıyor. Ana kocasının yollarını beklesede hayata karşı direniyor.

Köyde feodalitenin hüküm sürdüğü topraklarda kendilerinin olmayan toprakları işleyerek direniyor. Kendi dişiliğinin, olgunluğunun verdiği cinsel haz duygusuna direniyor. Erkeksiz kalıp köyde dönen dedikodulara direniyor. Bir daha çocuğunun olamayacak olmasına direniyor. Direniyor! Direniyor! Ta ki vucüdundan akan o taptaze kanın getirdiği cinsel hazlara yenilene kadar. Evet, bir kahya ile günaha giriyor. Geri kalan yaşamından sonra bu günahıyla yaşamaya çalışıyor. Izdırap, çile dolu günlerin başlangıcı. Kadercilik anlayışı. Kör kızının ölüşü ve kominist oğlunun idamı. Herşeyi bu günahına bağlayıp ömrünü tüketiyor.

Sevdiğim oğlu dipdiri, heycanlı bir çocuk. O bir komünist. Köye geliyor anasına anlatıyor. Anlamasa da oğlu babasına benzediğinden ona ayrı değer veriyor ve bundan pek akıllı buluyor. Köy yerinde anlatıyor bunlar eşkıya düzeni diyorlar. Toprağı paylaşalım, zenginliģi ortadan kaldıralım diyor eşkıya düzeni diyorlar. O anki feodal düzeni anlıyorsunuz. Ve ayrıca devlet komünist avı peşinde.

Yinede bir satır var ki ideolojiler uğruna harcanan hayatlar. Dava diye kuruyan vicdanlar. Küçük oğlu idama giderken Ana öne atılıyor. Oğlum, diyor. Oğlanın içi giderken yanındaki kız şunu söylüyor 245. sayfada.
- Arkadaş, aklından çıkarma, artık ne anan, ne baban, ne de bir sevdiğin var senin! Sade, yalnız, ortak bir davamız var, o kadar!
Bu kupkuru bir vicdan! Gözleri yaşla dolu, yüreğinden et kopan bir Ana karşısında akıl alır cinsten değil.

özlem dnzhn 
06 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Muhteşem bir kitap bir günde bitirdim.Ana ile ayn acıları paylaştım lisede okuduğum bir kitap hala yanında olsa bile düşünmediği veya düşünemediği oğlu için oğlumun oğlu oldu demesi beni derinden etkilemişti.bu kitap hakkında saatlerce sıkılmadan konuşabilirim...

Birsen Erol 
01 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

91 yılının yaz tatilinde henüz ortaokulu bitirmiş bir çocukken okudum. Duygusu, etkisi bunca yıldır geçmedi. Pişman olmayacaklarınızdan. Çocukları için var olan bir ana... Yedikleri pirinç lapaları bile hala hatırımda.

Gülay 
21 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitap Çin 'in bir köyünde yaşayan kocası tarafından terk edilen bir ananın hikayesini anlatmakta.Ananın ayakta kalmak için verdiği mücadeleler , çocuklarına bakabilmek için yaptığı fedakarlıklar çok akıcı bir dille anlatılmış.

Derya Berber Tali 
23 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Çin'in bir köyünde yaşayan isimsiz ananın ve o köy halkının öyküsünü anlatıyor.Yazar çok yalın bir dille anlatmış,betimlemeler az olmasına rağmen ananın fedakarlığını,çilesini,fakirliğini ,gururunu,zorluklara göğüs gerişini çok derinden hissediyorsunuz.Bu kitabı okuyup da ben hissetmeden okudum diyen yoktur sanırım.Yazarın kalemine bayıldım ;laf kalabalıklığı yapmadan nasıl bu kadar derinden etkiler bir kitap...Çok beğendim.Mutlaka diğer kitaplarını de okuyacağım..tavsiye ederim..

Kitaptan 27 Alıntı

Sadettin TANIK 
19 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Sokak insan da dolup taşsa, kendi beklediği gelmedikçe onun gözünde bomboştu.

Ana, Pearl S. BuckAna, Pearl S. Buck
A juez 
31 Ağu 16:52 · Kitabı okuyor

... kadın da ona çıkışır, şöyle haykırırdı:
Ya ben? Sade ben mi çekeceğim? Sen, benim gibi aylar ayı, karnında yük mü taşıyorsun? Doğum ağrılarını sen mi çekiyorsun? Tarladan dönünce, sen sırtını dayayıp, yan geliyor, dinleniyorsun ama, yemek pişirmek, çocukla uğraşmak, çocuktan beter bir ihtiyarın suyunu gitmek, istediklerini yapmak, hep bana düşüyor ..

Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 15 - Çeviren: Mebrure Alevok)Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 15 - Çeviren: Mebrure Alevok)
İvan Şatov 
15 Eyl 09:31 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hakkımızı satın alacak paramız olmadıktan sonra mahkemeye gitmekte yarar yok.

Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 251)Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 251)
Onur Özkan 
01 Mar 13:39 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Ana - Pearl S.Buck
Saz damlı küçük köy evinin mutfağında ana,
kamış iskemlesini toprak ocağın başına çekmiş,
ocağın ağzından içeri ustalıkla kuru sazlar atmaktaydı.
Ateşin üzerinde büyük bir demir tencere vardı.
Ateş yeni tutuşmuş olduğu için ana kah bir dal, kah bir avuç yaprak,
kah biraz daha kuru saz atarak alevleri besliyordu.
Bu sazları geçen güz civar yamaçlardan, kendisi toplayıp kurutmuştu.

Mutfağın köşesinde, ateşe sokulabildiği kadar sokulmuş,
pek ihtiyar, pek cılız ve buruşuk bir kadın oturmaktaydı.
Üstüne geçirmiş olduğu yamalı mavi yeldirmenin altından,
içindeki parlak kırmızı pamuklu hırkanın uçları görünüyordu.
Gözleri hastalıklı olduğu için gözkapakları birbirine yapışmış, yarı kör gibiydi.
Ama kirpiklerinin arasından seçebildikleri ona yetiyordu.
Bu sırada ihtiyar kadın, ananın o güçlü ve becerikli elleriyle,
ocaktaki alevleri besleyip parlatışını seyretmekteydi.

Çökük, dişsiz ağzından hafifçe ıslık gibi çıkan bir sesle,
«Dikkat, et, ateşi pek besleme,» dedi.
«Kala kala bir demet çırpımız kaldı yoksa iki mi?
Bahar geleli daha şurada kaç gün otların kesilecek boya gelmelerine
daha çok var. Ben de işte gördüğün gibiyim;
bir daha dışarı çıkıp da ateşlik çalı çarpı toplayacak gücüm kalmadı.
Kimsenin işine yaramaz acuzenin biri olup çıktım işte.
Gayri ölsem daha iyi...»

Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 9 - Cem Yayınevi - Sabah Gazetesi Nobel Yayınları Dizisi 2 - 1987)Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 9 - Cem Yayınevi - Sabah Gazetesi Nobel Yayınları Dizisi 2 - 1987)
mehmet temiz 
20 Mar 23:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Hem sonra,erkeğinin kendisi kadar tarlada çalışmamasına,sürme,ekme işleriyle onun kadar uğraşmamasına darılmıyordu.Bazı zamanlar,öfkelenince ağzına geleni söylüyorsa da,bir erkeğin hiç bir zaman,kadın kadar çalışmayacağını,onların bütün ömürlerince biraz çocuk ruhu taşıya kaldıklarını pekala biliyordu.

Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 40)Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 40)
mehmet temiz 
22 Mar 07:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Günahlarımın borcunu ödeyebildim mi artık?Yetti mi, bitti mi artık çilem,cezam? diye haykırdı.

Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 249)Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 249)
mehmet temiz 
22 Mar 07:56 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Acı bir düşünceyle birden yüreği sızladı,ölülerinin bir mezarı bile yoktu.

Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 248)Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 248)
mehmet temiz 
22 Mar 07:54 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ömrümde tattığım sevinçlerle çektiğim çileleri,acıları tartacak olsalar,kederler koca taş ağırlığıyla,zavallı küçük sevinç dakikalarım da deve dikeninin incecik tüyleri kadar hafif basar.

Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 231)Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 231)
C. 
29 Ağu 12:16 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Bir ana için, yeryüzünde, günlerin hepsi de birbirinin eşi değil midir?

Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 24 - Remzi Kitapevi)Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 24 - Remzi Kitapevi)
mehmet temiz 
22 Mar 07:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

O, ortalıkta böyle dolaşıp gezerken;anasının yüreğine,sanki ığıl ığıl bir şeyler iner,bu kızı evlendirmeye mecbur kalınca, yavrucağın neler çekeceğini düşünür:''Alnında acaba daha neler yazılı?''diye titrerdi.

Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 159)Ana, Pearl S. Buck (Sayfa 159)
3 /