Adı:
Ana
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
251
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751402134
Kitabın türü:
Çeviri:
Mebrure Alevok
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
1938 Nobel-Edebiyat ödülünü kazanmış olan Pearl S. Buck, ömürlerinin kırk yılını Çin'de geçirmiş Amerikalı bir ana-babanın çocuğudur. İnsan ruhunun derinliklerine seslenen bu eserde, tek bir isim geçmez. Nine, Ana, Oğul, Koca. Bir köy ve birkaç köylü. Bu bir Çin köyüdür. Ama onu okurken, Çin'i unutacaksınız. ''Çinli Ana''yı değil, bizim Anadolumuzdan bir Ana'yı görür gibi olacaksınız. Eserin başından sonuna kadar ismini bile söylemeyen bu ''Adsız Ana'' ya, zaten sadece analığın canlı bir heykeli diye bakmak gerekir.
Ana kitabı okuduğum en güzel kitapların arasında yer aldığını belirterek yorumuma başlamak isterim. Bir ananın dramını anlatıyor olsa da aslında, Çin köylüsünün feodalizm döneminde yaşadığı yoksulluk, açlık, sefalet ve çaresizliğini anlatmaktadır.
Okuduğumuzda bizim insanımızla köylümüzle, anamızla ne kadar benzeşiyor diye dedirten bu kitapta; aslında yoksulluğun evrensel olduğu, yoksul insan yaşamının dünyanın her yerinde aynı zorluklarla aynı çaresizliklerle karşı karşıya kalıyor olmasıdır. Tanrılar farklı olduğu halde; teslimiyet ve kaderciliğin aynı olması da sömürü düzenini sürdürmek isteyenlerin dört elle sarıldığı bir olgu olduğundandır.
Analık duygusu da yoksulluk gibi dünyanın her yerinde aynıdır. Bu yüzden bu kitabı okurken Çin de bir köyde yaşayan yoksul bir ananın yaşadıkları ve duyguları ile kendi ülkemiz yaşayan anaları rahatlıkla özdeşleştirebiliyoruz. Bu özelliği de yazarın kitabı yazarken isim kullanmamış olması kuvvetlendirmiştir.
Varolan kadere (düzene) karşı çıkan kendi kaderini çizmek üzere başkaldıranların da nasıl kolaylıkla ölümle cezalandırıldığını göstermesi açısından çok güzel ve anlamlı bir kitap olduğunu tekrar belirtmek isterim.
Bu kitap gerçekten her kütüphanede olması ve her kesin okuması gereken bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
#spoiler#
Çok yabancı bir kültür ve yazar ..
Ilk kez Pearl Buck okudum ..yazarın dili çok yalın çok sade ama kitabı ara vererek okuma sebebim kitabın içine dahil olamamaktan kaynaklı ..
Buck bir amerikalı yazar fakat toprağını öpecek kadar sevdiği Çin kültürüyle yoğrulmuş bir hayat hikayesi var ..amerikan yaşam ve hayat görüşlerine kıymet vermeyen çin 'in büyülü havasını bütün ruhuna sindirmiş 17 yaşında bir genç kız pearl buck. .
Kitapta bir köy yaşamı .
dar alanda devam eden hayatlar ..tabiiki emeğin karin bile doyurmadiği ciddi bir yoksulluk var ..kadınlar her çağda olduğu gibi çalış -doğur-fazla konuşma üçgeni içinde hayatlarını heba ederken ANA karakterin başından geçen olaylara bir göz atıyoruz ..hayatından memnun olmayan erkek ... çocuklar,yosulluk ,tarla arasında geçen bir ömür ..çok spoiler vermek istemediğim için birebir yazmayacağım ama elinize bir yerlerden geçerse bir göz atın derim ...özellikle hayatınızın bir bölümünü uzak doğu kültürü ve edebiyatına bağışlamak istiyorsanız ..
Her coğrafyadan okumalar yapmak dileğiyle ..huzurlu pazarlar
Iyi okumalar ...
Pearl S. Buck'un okuduğum üçüncü kitabı.(diğerleri Çin sarayında bir bakire ve şakayık)yine muhteşem bir kitap.yazarın o sade, basit,akıcı yazısı hiç değişmiyor.elinize aldığınız kitaba kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz.ANA kitabında yazar,bu defa ,kocası ortadan kaybolan,üç küçük çocuk ve yaşlı kayınvalidesiyle başbaşa kalan genç bir kadının ve çocuklarının yıllara yayılan,dramatik yaşam mücadelesini anlatıyor.olay yine Çin de ama bu defa Çin'in kırsal kesiminde geçiyor.O dönem deki Çinde kırsallar da yaşanan fakirliğin,yokluğun,cahilliğin,çaresizliğin,bizdeki ağa düzenini andıran ama daha farklı şekilde oluşturulmuş sosyal adaletsizliğin hakkında da geniş bir şekilde bilgi sahibi oluyoruz.bütün bu olumsuz ortamda ANA nın verdiği mücadele ve yaşananlar,insanın yüreğini parçalıyor.sadece bu kitap bile yazarın nobel ödülü almasına yeterli bir sebep bana göre.okuduğum bu üç kitabından sonra ben, bulabildiğim takdirde yazarın bütün kitaplarını okumaya karar verdim.ANA kitabını da mutlaka okunması gereken bir kitap olarak görüyorum.ama maalesef baskısı olmadığı için ancak sahaflarda bulunabilmesi çok büyük eksiklik.ben burada bana, 16 yıl önce basılmış ama çok iyi korunmuş bir nüshasını temin ederek bu harika kitabı okumamı sağladığı için Asa kitabevine de ayrıca teşekkür ediyorum.eğer bulursanız sizlerde mutlaka ama mutlaka okuyun diyorum.kesinlikle pişman olmayacaksınız.bundan emin olun.
Bir kadın ancak bu kadar güzel anlatılır. Bu kitabı okuyunca analık duygusu ve içgüdülerinin dünyanın neresinde olursanız olun değişmediğini, en yüce, en yoğun duygunun analık olduğunu çok daha iyi anlayabiliyorsunuz. Yazarımız Ana ile hem analık duygularını, aynı zamanda kadınlık duygularını çok iyi anlatmış.
Hayatımda okuduğum en güzel kitap oldu. Abartısız ve çok samimi olarak bunları yazıyorum.
Kesinlikle bir Çin'li ana yok burada. Doğuda siyasi sebepten dolayı oğlunu kaybeden, Anadoludaki batıl inançlardan beslenen,ironik, trajedik Güneydoğulu analar var bu romanda. Acılarıyla sevinçleriyle her şeyiyle bizden,annelerimizden birileri bunları hep yaşadı yaşıyor ve yaşayacak.
Az bilinen mükemmel eserlerden bir tanesi Ana. Kitabı gördüğünüz anda alın ve okuyun. Pearl Buck'ın okuduğum ilk eseri. Daha önceden de adını duymamıştım zaten. Edebiyat dünyasında kadın yazarlara pek fazla rastlamak maalesef ki mümkün değil. Bunun acısını çıkarmış diyebilirim Buck için ortaya koyduğu duygu yüklü, neredeyse kusursuza yakın bu eseriyle.

Kitap, ismini aldığı Ana'nın gözüyle gösteriyor bize dünyayı. İlk defa bir annenin gözünden bakabildim olaylara. Ana'yı çok daha yaşlı bekliyordum. 30 yaşındaydı tanıştığımızda. Bir hayli genç geldi bana Ana denilince akla gelen yaşlı sıfatını hak edebilmesi için. Belki de bir kadına ana diyebilmek için yaşının pek bir önemi yoktur. Onun o duygusu, sevgisi ve merhameti yeterlidir ona Ana diyebilmemiz için.

Kitabı okuyacak olan birçok kişi belki de kitaba tam puan verecek. Kitaba tam puan vermememin sebebi, karakterlerin ve yaşanılanların gelenek, görenek, batıl inançları aşamamasıydı. Evet öyle de olması gerekiyor biliyorum ancak benim ilgimi çekecek karakterden yoksun bir kitaptı. Buna yaklaşabilen sadece bir karakter vardı o da ananın en küçük oğluydu.

Ananın kızının kör olmadan önce gözlerindeki rahatsızlık, bana Angela'nın Külleri'ndeki Frank Mccourt'u anımsattı. Bu eser okunmalı, kaçırılmamalı. Angela'nın Külleri'de aynı şekilde.
Kitabı iki kez okudum .. Sade bir kitap ve sizi yormadan ilerleyen bir rutini var.. Alışıyorsunuz bu sakinliğe ve heyecan duymadan okuyorsunuz.. Kitabın sonuna doğru falan kadının kızına acayip üzüldüm.. Öneririm..
Of! Of! Of! Yüreğim tükendi. Ne bitmek bilmez çile, ızdırap Ana'nın çektiği böyle. O asil, şefkat, dürüstlük dolu yüreği ne hale geldi 251 sayfada Ana'nın. Kocasının merhametsiz, soğuk, bencillik dolu Babalık figüründe erkekliğimden utandım.

Tartışılan bir konudan girmiş. Annelik çocukla biyolojik bir yakınlık iken babanın böyle bir durumu yoktur. Anne içinde filizlenen bir can görürken baba cinsel ilişki sırasında oluşan bir canlı olarak mı görüyor? Bu hikâyede baba tam da bu rolde. Tatminini sağlamak için girdiği cinsel ilişkide bir sonuç. Ana ise içinde canlanan bir filiz bir can görüyor. Onlara duyduģu sevgi, şefkat, merhamet olaganüstü! Yemiyor yediriyor tabirinden fırlamış Ana'mız. Babamız ise eğlence peşinde bir adam ki dayanamayıp şehre kaçıyor. Ana kocasının yollarını beklesede hayata karşı direniyor.

Köyde feodalitenin hüküm sürdüğü topraklarda kendilerinin olmayan toprakları işleyerek direniyor. Kendi dişiliğinin, olgunluğunun verdiği cinsel haz duygusuna direniyor. Erkeksiz kalıp köyde dönen dedikodulara direniyor. Bir daha çocuğunun olamayacak olmasına direniyor. Direniyor! Direniyor! Ta ki vucüdundan akan o taptaze kanın getirdiği cinsel hazlara yenilene kadar. Evet, bir kahya ile günaha giriyor. Geri kalan yaşamından sonra bu günahıyla yaşamaya çalışıyor. Izdırap, çile dolu günlerin başlangıcı. Kadercilik anlayışı. Kör kızının ölüşü ve kominist oğlunun idamı. Herşeyi bu günahına bağlayıp ömrünü tüketiyor.

Sevdiğim oğlu dipdiri, heycanlı bir çocuk. O bir komünist. Köye geliyor anasına anlatıyor. Anlamasa da oğlu babasına benzediğinden ona ayrı değer veriyor ve bundan pek akıllı buluyor. Köy yerinde anlatıyor bunlar eşkıya düzeni diyorlar. Toprağı paylaşalım, zenginliģi ortadan kaldıralım diyor eşkıya düzeni diyorlar. O anki feodal düzeni anlıyorsunuz. Ve ayrıca devlet komünist avı peşinde.

Yinede bir satır var ki ideolojiler uğruna harcanan hayatlar. Dava diye kuruyan vicdanlar. Küçük oğlu idama giderken Ana öne atılıyor. Oğlum, diyor. Oğlanın içi giderken yanındaki kız şunu söylüyor 245. sayfada.
- Arkadaş, aklından çıkarma, artık ne anan, ne baban, ne de bir sevdiğin var senin! Sade, yalnız, ortak bir davamız var, o kadar!
Bu kupkuru bir vicdan! Gözleri yaşla dolu, yüreğinden et kopan bir Ana karşısında akıl alır cinsten değil.
Muhteşem bir kitap bir günde bitirdim.Ana ile ayn acıları paylaştım lisede okuduğum bir kitap hala yanında olsa bile düşünmediği veya düşünemediği oğlu için oğlumun oğlu oldu demesi beni derinden etkilemişti.bu kitap hakkında saatlerce sıkılmadan konuşabilirim...
Pearl Buck'ın okuduğum ilk kitabı. Ben de bıraktığı etki ve kitabın bitiminden sonra bıraktığı buruk tadı nasıl anlatılır bilmiyorum. Kitabı okurken Çin'in pirinç tarlalarının yanı sıra aklımda Anadolu'nun buğday, Karadeniz'in çay tarlarında çalışan kadınlarımız, analarımız vardı.
Ana olmak nasıl böyle yalın böyle derin anlatılabilir başka. Okurken kadının yaptığı fedakarlıklar ile annem arasında bağlantı kurmadan edemedim. Herkesin okurken kendi annesinden bir şeyler bulacağı bir kitap.
Ana olmak ne demek?
Ana yüreği nasıl olur?
Daha anne olmadan öğretecek kadar realist bir romandı. Okunmasını herkese tavsiye ediyorum.
91 yılının yaz tatilinde henüz ortaokulu bitirmiş bir çocukken okudum. Duygusu, etkisi bunca yıldır geçmedi. Pişman olmayacaklarınızdan. Çocukları için var olan bir ana... Yedikleri pirinç lapaları bile hala hatırımda.
Kitap Çin 'in bir köyünde yaşayan kocası tarafından terk edilen bir ananın hikayesini anlatmakta.Ananın ayakta kalmak için verdiği mücadeleler , çocuklarına bakabilmek için yaptığı fedakarlıklar çok akıcı bir dille anlatılmış.
... kadın da ona çıkışır, şöyle haykırırdı:
Ya ben? Sade ben mi çekeceğim? Sen, benim gibi aylar ayı, karnında yük mü taşıyorsun? Doğum ağrılarını sen mi çekiyorsun? Tarladan dönünce, sen sırtını dayayıp, yan geliyor, dinleniyorsun ama, yemek pişirmek, çocukla uğraşmak, çocuktan beter bir ihtiyarın suyunu gitmek, istediklerini yapmak, hep bana düşüyor ..
Pearl S. Buck
Sayfa 15 - Çeviren: Mebrure Alevok
Gururu kurtulmuştu ama, şu an mektup da, hatta on gümüş değerinde olan o kâğıt parçası da bir avuç külden ibaretti onun gözünde. Mektup, para neye yarar kendisi yapayalnız oldukça?
Pearl S. Buck
Sayfa 88 - Cem Yayınevi // Sabah Gazetesi Nobel Yayınları Dizisi // Çeviren Nihal Yeğinobalı)
Yemin ederim, ömrümde nasibim olan sevinçle kederi teraziye vursalar, keder kefesi taş gibi ağır çeker de sevinç kefesi içinde bürümcük varmış gibi hafifçecik kalır.
Pearl S. Buck
Sayfa 246 - Cem Yayınevi // Sabah Gazetesi Nobel Yayınları Dizisi // Çeviren Nihal Yeğinobalı
Ama üzülmek, tasa çekmek, bunlar, boş şeyler değil mi?

Hayat belirli saatte gelir, gene de öylece çekilir gider ve bu şaşmaz kararın önünde kimsenin elinden bir şey gelmez.
Pearl S. Buck
Sayfa 29 - Çeviren:Mebrure Alevok, Yıl:1970 , 5.Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ana
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
251
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751402134
Kitabın türü:
Çeviri:
Mebrure Alevok
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
1938 Nobel-Edebiyat ödülünü kazanmış olan Pearl S. Buck, ömürlerinin kırk yılını Çin'de geçirmiş Amerikalı bir ana-babanın çocuğudur. İnsan ruhunun derinliklerine seslenen bu eserde, tek bir isim geçmez. Nine, Ana, Oğul, Koca. Bir köy ve birkaç köylü. Bu bir Çin köyüdür. Ama onu okurken, Çin'i unutacaksınız. ''Çinli Ana''yı değil, bizim Anadolumuzdan bir Ana'yı görür gibi olacaksınız. Eserin başından sonuna kadar ismini bile söylemeyen bu ''Adsız Ana'' ya, zaten sadece analığın canlı bir heykeli diye bakmak gerekir.

Kitabı okuyanlar 176 okur

  • Abdullah Gure
  • Elifff
  • Fyodor Amcaaaa
  • Ecem
  • Yerçekimli Karanfil
  • selcan akın
  • Necla Zân
  • Dilek Ckkgl
  • Güneş Duygu
  • Serqo

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.8
14-17 Yaş
%4.6
18-24 Yaş
%11
25-34 Yaş
%30.3
35-44 Yaş
%30.3
45-54 Yaş
%12.8
55-64 Yaş
%5.5
65+ Yaş
%2.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.5
Erkek
%26.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.4 (24)
9
%20.7 (12)
8
%29.3 (17)
7
%3.4 (2)
6
%3.4 (2)
5
%0
4
%0
3
%1.7 (1)
2
%0
1
%0