Pearl S. Buck

Pearl S. Buck

Yazar
8.4/10
278 Kişi
·
707
Okunma
·
62
Beğeni
·
4.010
Gösterim
Adı:
Pearl S. Buck
Tam adı:
Pearl Sydenstricker Buck
Unvan:
Nobel edebiyat ödülünü alan ilk ABD'li kadın yazar
Doğum:
Hillsboro, Amerika Birleşik Devletleri, 6 Haziran 1892
Ölüm:
Danby, Vermont, Amerika Birleşik Devletleri, 6 Mart 1973
Pearl Sydenstricker Buck daha çok bilinen adıyla Pearl S. Buck (d. 26 Haziran 1892 - ö. 6 Mart 1973) Nobel edebiyat ödülünü alan ilk ABD'li kadındır.

Doğumunda kendisine verilen adı kayıtlarda Pearl Comfort Sydenstricker olarak geçer. 1892 yılında Batı Virginia eyaletinin Hilsboro kentinde doğan Pearl S. Buck 1917 yılında John L. Buck'la evlenmiş, daha sonra bu eşinden boşanarak 1935 yılında Richard Walsh ile ikinci evliliğini yapmıştır. Bir çocuk sahibi olan Pearl S. Buck daha sonra dokuz çocuğu evlat edinmiş. Hayatını önce öğretmenlik daha sonra da yazarlıkla kazanan Pearl S. Buck 1931 yılında The Good Earth İyi Dünya adlı yapıtıyla Pulitzer Ödülü'nü kazanmıştır. Pearl S. Buck'ın kitapları ömrünün büyük bir kısmını geçirdiği Çin'deki yaşamı yansıtır. 1938 yılında kazandığı Nobel ödülünün ardından National Institute of Arts and Letters (Ulusal Sanat ve Edebiyat Entitüsü)'ın üyeliğine layık görülmüştür. Pearl S. Buck ayrıca Asyalı çocukların ABD'li ailelerce evlat edinilebilmeleri için dernekler kurmuştur. Ana kitabıyla Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır.
Kitaplar kendileriyle meşgul olanların hakkını katiyen yemiyordu. Her okunan satır, insanı iyiliğe götüren bir bilgi halinde zihne kazınıyor ve zamanın nasıl geçtiği hissedilmiyordu.
... kadın da ona çıkışır, şöyle haykırırdı:
Ya ben? Sade ben mi çekeceğim? Sen, benim gibi aylar ayı, karnında yük mü taşıyorsun? Doğum ağrılarını sen mi çekiyorsun? Tarladan dönünce, sen sırtını dayayıp, yan geliyor, dinleniyorsun ama, yemek pişirmek, çocukla uğraşmak, çocuktan beter bir ihtiyarın suyunu gitmek, istediklerini yapmak, hep bana düşüyor ..
Pearl S. Buck
Sayfa 15 - Çeviren: Mebrure Alevok
251 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ana kitabı okuduğum en güzel kitapların arasında yer aldığını belirterek yorumuma başlamak isterim. Bir ananın dramını anlatıyor olsa da aslında, Çin köylüsünün feodalizm döneminde yaşadığı yoksulluk, açlık, sefalet ve çaresizliğini anlatmaktadır.
Okuduğumuzda bizim insanımızla köylümüzle, anamızla ne kadar benzeşiyor diye dedirten bu kitapta; aslında yoksulluğun evrensel olduğu, yoksul insan yaşamının dünyanın her yerinde aynı zorluklarla aynı çaresizliklerle karşı karşıya kalıyor olmasıdır. Tanrılar farklı olduğu halde; teslimiyet ve kaderciliğin aynı olması da sömürü düzenini sürdürmek isteyenlerin dört elle sarıldığı bir olgu olduğundandır.
Analık duygusu da yoksulluk gibi dünyanın her yerinde aynıdır. Bu yüzden bu kitabı okurken Çin de bir köyde yaşayan yoksul bir ananın yaşadıkları ve duyguları ile kendi ülkemiz yaşayan anaları rahatlıkla özdeşleştirebiliyoruz. Bu özelliği de yazarın kitabı yazarken isim kullanmamış olması kuvvetlendirmiştir.
Varolan kadere (düzene) karşı çıkan kendi kaderini çizmek üzere başkaldıranların da nasıl kolaylıkla ölümle cezalandırıldığını göstermesi açısından çok güzel ve anlamlı bir kitap olduğunu tekrar belirtmek isterim.
Bu kitap gerçekten her kütüphanede olması ve her kesin okuması gereken bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
286 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bazı kitaplar vardır okurken o kadar fazla keyif alırsınız ve etkilenirsiniz ki kitabın bitmesini kesinlikle istemezsiniz. İstersiniz ki kitap sonsuza kadar devam etsin. Ama nihayetinde okunur ve biter. Bugüne kadar ben bu duyguyu bir kaç kere yaşadım. Örneğin, Balzac'tan ''Vadideki Zambak'', Zweig'ten ''Acımak(Sabırsız Yürek)'', Tolstoy'dan ''Savaş Ve Barış'', Knut Hamsun'dan ''Dünya Nimeti'', beni bu şekilde etkilemiş eserlerden bazılarıdır diyebilirim. İşte Pearl S. Buck'un bu kitabı da aynen bu şekilde beni etkiledi. İnanın bana kitap bitmesin diye o kadar yavaş okudum ki , her cümlesini her olayı sindire sindire geçeyim dedim ama yine de bitti. Ama bendeki etkisi hiç bitmeyecek gibi.

Sürgün, aslında bir biyografi kitabı. Yazar bu kitabında annesini, dolayısıyla da ailesini anlatıyor. Tabii ki ön planda annesi var. Atalarının Hollanda'daki günlerinden başlayarak, Amerika'ya gelip yerleşmeleri, annesi , teyzeleri ve dayılarının çocukluklarını, ergenliklerini ve en önemlisi annesinin vatanı olan Amerika'yı terk ederek Çin'e gelmesini ve ömrünün sonuna kadar bu ülkede yaşamasını anlatıyor. Kitabın esas konusunu ise ağırlıklı olarak ailenin Çin'deki bu yaşamı oluşturmaktadır.

Yazarın annesi henüz yirmili yaşların başındayken misyonerlik yapmaya karar verir ve kendisi gibi misyoner olmayı isteyen bir rahiple evlenerek 1880 yılında Çin'e gider. Ve ömrünün sonuna kadar, garip ve dramatik olaylarla dolu, çok geri kalmış , pislikten geçilmeyen ve yabancıların hiç sevilmediği bu ülkede yaşar. Burada çocuklarını doğurur, bazılarını büyütür, bazılarını kaybeder, savaşlar, katliamlar, salgınlar ve hastalıklar gibi nice ölümlü olaylar atlatır, o dönemin imkansızlıkları içinde dramatik bir yaşam sürer.

İşte bu muhteşem kitapta iyi niyetli ve kalbi iyiliklerle dolu bir kadının bütün olumsuz şartlara rağmen verdiği hayat mücadelesi anlatılıyor. Tabii ki her şey bize, o dönemdeki Çin'de gelişen, siyasi ve sosyal olaylarla birlikte eş zamanlı olarak aktarılıyor. Ayrıca ülkedeki doğal güzellikler ve çirkinlikler de geniş bir şekilde kitapta yer alıyor. Yazar, bütün bunları o kadar doğal ve sade bir uslupla anlatıyor ki, insan sanki kitap okumuyor da, karşısında biri konuşarak her şeyi anlatıyormuş gibi hissediyor kendini.

Yazarın sade, ve müthiş bir akıcılıkla kaleme aldığı bu dramatik ve insanı her yönden duygulandıran kitabı ben büyük beğeniyle okudum ve mutlaka da okunmasını tavsiye ederim
319 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Ben, Pearl S. Buck okurken gerçekten çok büyük keyif alıyorum, mutlu oluyorum ve çok garip bir duyguyla, bir huzurla kitabı okuyorum.
Ama ne yazık ki böylesine beğendiğim ve usta bir yazarın kitaplarını ülkemizde piyasada bulmak çok zor. Hatta neredeyse imkansız gibi bir şey. Şu anda yazarın sadece ''Çin Sarayında Bir Bakire'' ismindeki kitabından başka hiçbir kitabı piyasada yok. Yıllar önce basılmış bir kaç kitabını ise, ancak sahaflardan temin etmek mümkün oluyor. Yayınevleri, neden böylesine muhteşem eserleri olan bir yazarı es geçiyorlar onu da bir türlü anlamıyorum.

''Mübarek Toprak'' , sitede Necmettin Zafer (NecmettiN/Duvar/) Bey kardeşimin düzenlediği etkinliğe katılmak için yine sahaflardan temin ederek okuduğum , yazarın muhteşem bir kitabı.

Kitapta yazar, yirminci asrın başlarında Çin'in kırsal kesimlerinde yaşayan Wang Lung ve ailesine odaklanıyor . Konu, bir toprak sevdalısı ve işçisi olan Wang Lung'un , bir konakta köle olarak yaşayan O-lan ismindeki bir kızla evlenmesiyle başlıyor. Yoksulluk, açlık, hastalık, zenginlik, mutsuzluk, doğal felaketler, huzurlu ve huzursuz geçen günler, çevredeki insanlarla olan ilişkiler ve bütün zorluklarla yapılan, yıllara yayılmış büyük bir mücadele. Ayrıca bütün bu durumlarda oluşan değişik yapılardaki insan psikolojisi. Hepsinden de önemlisi yazarın her kitabında ortaya koyduğu gibi, insanın içini acı acı yakarak garip duygular bırakan dramatik hayatların hikayesi.

Kitap, yazarın diğer kitapları gibi süper denilecek bir şekilde basit ve sade olarak yazıldığından, çok akıcı ve sürükleyici bir şekilde okunuyor.

Çok beğenerek ve keyif alarak okuduğum bu muhteşem eserin, mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyor ve okunmasını da tavsiye ediyorum.
267 syf.
·3 günde·9/10
Pearl S. Buck kimdir? Amerikanın, Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan ilk kadın yazarıdır kendileri. 1892 doğumlu yazar daha 4 aylıkken misyoner olan anne ve babasıyla Çin'e gitmiş ve 17 yaşına kadar Çin'de yaşamıştır. Ömrünün büyük bir kısmını Çin'de geçiren yazarın kitapları, Çin'deki yaşamı konu alıyor.

Kitabı kimin yazdığını bilmeden okumuş olsaydım derdimki herhalde bu kitabı Cengiz Aytmatov yazmış ve bir Kazak anasının hikayesini anlatmış olmalı ya da, daha önce okumadığım bir Türk klasiği olmalı diye düşünürdüm... Bunu laf olsun diye söylemiyorum hakikaten sanki, 1900'lü ilk yılların çin köylülerini değilde, Türk köylülerini anlatmış. Hatta içimden dedimki bu kadını Türkiye'ye getirip Çin diye yutturmuş olmasınlar... :)

Kitabın konusunu, ana ve yoksulluk olarak özetleyebilirim. Başta kocasıyla imtihan olan ana'nın 3 küçük çocuğuyla giriştiği yaşam mücadelesini , sonrasında çocuklarıyla olan imtihanını anlatıyor.
Kitaptaki ana karakteri bende, tam bir anadolu kadınını, anadolu gelini, anadolunun o diğergam, fedakar analarını anımsattı...

Keyif alarak, sıkılmadan okudum. Dili sade ve akıcı, kitapta hiç isim kullanılmamış , ana büyük oğul, küçük oğul, kocakarı gibi sıfatlar kullanılmış. Kitap, okumaya başlar başlamaz sizi içine alıyor ve eski bir film tadında kendisini okutturuyor...

Pek az kişi okumuş diye önyargılı davranmayın, aldığı puanın hakkını veren güzel bir kitap... Okumanızı tavsiye ederim...
182 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Pearl S. Buck'tan, farklı kültür, farklı ırk ve farklı ülkelerden iki insanın evlenmesi sonucunda ortaya çıkabilecek durumların analiz edildiği harika bir kitap.

Kitapta yazar , biri sevgisiz mecburiyetten yapılmış, diğeri ise sevgi bağıyla birbirine bağlanmış insanlar tarafından yapılmış iki evlilik üzerinden olayları bize anlatıyor. Evliliklerin ortak yönü ise farklı ülkelerden kişiler tarafından yapılmış olması.

Tabii ki yazarın bir Amerikalı olarak hayatının büyük bir bölümünün Çin'de geçtiğini düşünürsek, anlattığı evliliklerin Çinli ve Amerikalılar arasında olması gayet doğaldır.

Çin'de yaşayan ve Amerikalı bir baba ile Çinli bir annenin oğlu olan kocasını, çok severek evlenip bu ülkeye yerleşen, orada kocası ve oğluyla mutlu bir hayat sürerken , çıkan iç savaş sonucunda hem Çin'den hem de kocasından ayrılarak memleketi Amerika'ya dönüp orada oğluyla birlikte yaşamını sürdürmek zorunda kalan Amerikalı bir kadının verdiği yaşam mücadelesi anlatılıyor.

Farklı kültürel yapıda da olsalar birbirini çok seven iki insan ve ayrı yaşamak zorunda kaldıkları hayatları. Ve bu duruma gelmelerine sebep olan olayların başlangıçtan itibaren bir muhasebesi. Ve tabii ki karakterlerin her birinin ayrı ayrı verdikleri mücadele. Ayrıca hem birbirleriyle hem de çevreleriyle olan ilişkileri. Bütün bunlar yazarın kendine has uslubuyla basit, sade ve akıcı bir şekilde, biraz da duygusallık katılarak bize aktarılıyor.

Beni en çok etkileyen bölüm ise kitabın son parağrafı oldu diyebilirim. Yazar öyle bir son parağraf yazmış ki, tek kelimeyle muhteşem. Yaklaşık yarım sayfayı kaplayan bu son parağraf, bence kitabın en önemli, en duygusal, en dramatik bölümü. Düşünün kitabı okuyup bitiriyorsunuz , zaten yeteri kadar duygusal ve dramatize haldesiniz. Tam bu sırada neredeyse isyan niteliğinde bir son parağraf geliyor ve yazar kitap boyunca anlatmak istediklerini buraya sığdırıyor ve sizi darmadağın ediyor. Bu duyguyu ancak okuduğunuzda anlayabilirsiniz.

Beraberinde, Çin'in tarihinde önemli bir dönem olan Komünist Devrimin gelişen olaylarının da zaman zaman aktarıldığı, bu dramatik romanı, ben büyük beğeniyle ve büyük keyif alarak okudum ve okunmasını da kesinlikle tavsiye ediyorum. Şu anda sadece sahaflardan temin edilebildiğini de hatırlatırım.
244 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Pearl S. Buck, bu kitabında bizi Japonya-Çin savaşının olduğu döneme götürüyor. Savaş sırasında Çin topraklarındaki küçük bir yerleşim biriminde yaşananları bize anlatıyor.
Yazar, sık sık Japonlar tarafından bombalanan bu yerleşim biriminde bulunan ve Amerikalılar tarafından işletilen bir hastahanedeki yaşananları bize aktarıyor.

Hastahanede görev yapan ikisi Amerikalı biri Çinli üç doktorun ve diğer personelin bu savaş sırasında yaşadıklarına odaklanıyoruz. Şehir halkı ile bir bütünlük içerisinde hizmet veren bu hastahanedeki her şey bir Japon esirin tedavi için hastahaneye getirilmesi ile tamamen değişecek ve ilginç olaylar meydana gelmeye başlayacaktır. Bu arada her türlü ihanet , sevgi ve özveri durumları da bizleri beklemektedir.

Yazarın diğer kitapları gibi bu kitabı da oldukça akıcı bir şekilde yazıldığından kolaylıkla okunuyor.
Ben kitabı beğenerek ve keyifle okudum. Bu tür kitapları sevenlere de tavsiye ederim.
250 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Şimdiye kadar okuduğum Pearl S. Buck kitaplarından bir çok yönden farklılık taşıyan bir kitap. Kitabın üzerinde ismi olmasa, bu kitabın Pearl S. Buck'un kitaplarından biri olduğuna kesinlikle inanmazdım. Yani o derece farklılıklar içeriyor.

Pearl S. Buck, genelde Çin'i konu olarak seçerdi ama bu kitapta konu Hindistan. Yine Pearl, kitaba fırtına gibi bir başlayışla başlar ve süper bir akıcılık ve sadelikle devam ettirirdi. Burada başlarda konu çok yavaş ilerliyor, hatta zaman zaman sıkıcı bir hal bile alıyor. Ancak üçüncü bölümle beraber akıcılık ve sürükleyicilik artıyor ve kitabın sonuna kadar öyle devam ediyor.

Kitabın konusuna gelince, kitapta Amerikalı çok zengin bir ailenin dört kuşak süren Hindistan macerası anlatılıyor. Tabii ki o dönem Hindistan'ındaki sosyal ve siyasi yapısal durumların beraberinde olaylar kurgulanarak, bize aktarılıyor. Yani yine dramatik bir hikaye okuyoruz.

Kitabın orjinal ismini maalesef bulamadım. Ama Türkçeye çevrildiği ismi ve orjinalinin farklı olabileceği düşüncesiyle, isimle konu arasındaki bağlantı hakkında yorum yapmak istemiyorum. Çünkü eğer orjinali de aynı ismi taşıyorsa yazara sorulması gereken soru ''Hangi aşkı bulamadılar ? '' sorusu olacaktır. Çünkü kitapta bizim anladığımız tür aşkların yanı sıra bulunan veya bulunamayan başka aşklardan da söz edilmektedir. Örn: ilahi aşk, tüm insanlara ayırt etmeden duyulan aşk, bulunup da maalesef çeşitli sebeplerle kaybedilen aşk...vs.

Ben, kitabı, başlar da biraz sıkıcı gelse de , dönemin Hindistan'ını tarif etmesi, çeşitli aşkları ve duyguları harmanlaması, insan yapısıyla ilgili psikolojik ve sosyal içerikli mesajlar vermesi , özellikle son bölümlerindeki sürükleyiciliği ve sürpriz finali nedeniyle okunabilecek kitaplardan biri olarak değerlendiriyorum.
320 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Pearl s.buck'un okuduğum ilk kitabı.Harika bir anlatım var.Kelimeler,cümleler arka arkasına akıp gidiyor.Hiç sıkılmadan okuyorsunuz.Cariye olarak saraya girip,imparatoriçeliğe kadar yükselen ve uzun yıllar ülke yönetiminde söz sahibi olan imparatoriçe Yehonala' nın öyküsü. Kitapta ayrıca 1850' lerden başlayıp 1900' lerin ilk yıllarına kadar olan zamandaki
Çin İmparatorluğunun, çok önemli olayların yaşandığı kısa bir dönemi de beraber anlatılıyor. Bu kitabı okurken tarihte bir dönem en güçlü imparatorluklar olan Osmanlı ve Çin imparatorluklarının daha sonra neden Avrupalılar karşısında bu kadar aciz duruma düşmelerinin ve güçlerini kaybetmelerinin sebebinin aynı hataları yaptıklarından dolayı olduğunu açıkça anlamış bulunuyorum.Her iki imparatorlukta teknolojik gelişmelere ve bilime yeteri kadar ilgi göstermemişler,kendilerine çok güvenmişler.Bir de buna iç iktidar çekişmelerini eklerseniz,farklı bir sonucun ortaya çıkması bir mucize olurdu herhalde.Biz yine kitaba dönelim.Yazarın bu derece basit anlatımı beni çok etkiledi. Bulabildiğim diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.Sadece bu kitabını okuyarak bile Nobel Edebiyat ödülünü hakederek aldığı izlenimini edindim.Bence okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
180 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Dünya edebiyat tarihinde Pearl S.Buck gibi, kitaplarını basit ve sade olarak yazan, tüm düyaca tanınmış kaç yazar vardır acaba diye düşündüğümde aklıma gelenleri sayıyorum neredeyse bir elin parmaklarının sayısına ulaşamıyorum. Aklıma ilk gelenler de nedense hep Necib Mahfuz ve Cengiz Aytmatov oluyor. Bu üç yazarın da ortak noktası, romanlarını yazarken yaşadıkları yer ve ülkeden ilham almalarıdır. Necib Mahfuz Mısırlı olduğundan romanlarında hep Kahire ve Mısırı anlatırken, Aytmatov ise Sovyet Rusya vatandaşı olduğundan ağırlığı Stalin Rusyası'na vermektedir. Pearl S.Buck ise bir ABD vatandaşı olmasına rağmen bizlere romanlarında Çin'i anlatmaktadır. Bunun sebebi ise uzun süre Çin'de yaşamasından kaynaklanmaktadır. Yazar bundan dolayı bu ülkedeki yaşamı kitaplarına konu olarak seçmiş ve Çin kültürünün dünyada tanınmasına yol açmıştır.

Bu kadar basit ve sade olarak yazan ve romanları keyifle ve kolaylıkla okunan , üstelik aldığı bir çok ödülü bir de Nobel ödülüyle(1938 yılı) taçlandırmış olan bir yazarın kitapları ülkemizde neden hak ettiği ilgiyi görmüyor , bunu da bir türlü çözebilmiş değilim. Kitaplarının çoğu 1940'lı yıllar ile 1970'li yıllar arasında Türkçeye çevrilmiş ve basılmış olup, 1970'lerden sonra ise sadece bir kaç kitabı yayınevleri tarafından basılarak piyasaya sürülmüştür. Yazarın şu anda sadece tek bir kitabı piyasada mevcuttur. Diğer kitaplarını ise ancak sahaflardan binbir güçlükle temin etmek mümkündür. Sanırım yazarın bu günün insanları tarafından ilgi görmemesinin en büyük nedeni bu temin güçlüğü olsa gerek .

Yazarın kitaplarının tekrar basılmasından ümidimi kesmiş olduğumdan dolayı, bugüne kadar ülkemizde yayınlanmış kitaplarını sahaflardan temin ederek okumak istedim. Fakat sahaf sitelerine girdiğimde yazarın çok farklı isimlerde yayınlanmış 40 civarında kitabının olduğunu gördüm. Bunların büyük bir kısmının farklı yayınevleri tarafından farklı isimlerle piyasaya sürülmüş aynı kitaplar olabileceği düşüncesiyle, yazarı tanıyan ve kitaplarını okuyan bir dosttan yardım almak istedim. Sitede yaptığım bir araştırmada yazarın çok sayıda kitabını okuduğunu gördüğüm ve bu güne kadar edebiyat konusunda bana çok şey kazandıran Necmettin Zafer( NecmettiN ) bey kardeşimden yardım istedim. Necmettin Bey sağolsun büyük emek ve zaman harcayarak hazırlamış olduğu, bugüne kadar Türkiye'de yayınlanmış olan tüm Pearl S.Buck kitaplarını, aynı zamanda bunların farklı isimlerini ve her kitabın başlangıç cümlelerini içeren muhteşem bir listeyi bana gönderdi. Ben de bu liste doğrultusunda zaman zaman alımlarımı yaparak yazarın önemli sayıda kitabını temin ettim ve bundan sonra da kalanları buldukça temin etmeye devam edeceğim.

Ben okuduğum bu kitabın ve bundan sonraki okuyacağım Pearl S.Buck kitaplarının teminine , büyük özveride bulunarak vesile olduğu için Necmettin Zafer bey ( NecmettiN ) kardeşime çok teşekkür ediyorum. Eğer ben bu kitapları okuyabiliyorsam bunlar onun sayesinde gerçekleşmektedir.

Kitabın konusuna gelince , yirminci yüzyılın başlarında Çin'deki kültür çatışması ele alınmaktadır. Yurt dışına giderek eğitim görüp, tekrar ülkelerine dönen gençlerin eski gelenek ve göreneklere uymak istememesi sonucu ortaya çıkan sosyal çatışma ve olumsuzluklar bir aile üzerinden anlatılmaktadır. Tabii ki öncelikli olarak burada Çin'deki sosyolojik ve aile yapısının katı kuralları bizlere aktarılmakta olup, bunun da özellikle kadınlar üstündeki olumsuz yönleri üzerinde durulmaktadır.

Yukarıda da bahsettiğim gibi yazarın diğer kitapları gibi çok sade ve basit bir anlatımla yazılmış olan ve çok kolay okunan bu harika kitabın , eğer temin edilebildiği takdirde mutlaka okunmasını tavsiye ederim.
251 syf.
·13 günde·Beğendi·6/10
#spoiler#
Çok yabancı bir kültür ve yazar ..
Ilk kez Pearl Buck okudum ..yazarın dili çok yalın çok sade ama kitabı ara vererek okuma sebebim kitabın içine dahil olamamaktan kaynaklı ..
Buck bir amerikalı yazar fakat toprağını öpecek kadar sevdiği Çin kültürüyle yoğrulmuş bir hayat hikayesi var ..amerikan yaşam ve hayat görüşlerine kıymet vermeyen çin 'in büyülü havasını bütün ruhuna sindirmiş 17 yaşında bir genç kız pearl buck. .
Kitapta bir köy yaşamı .
dar alanda devam eden hayatlar ..tabiiki emeğin karin bile doyurmadiği ciddi bir yoksulluk var ..kadınlar her çağda olduğu gibi çalış -doğur-fazla konuşma üçgeni içinde hayatlarını heba ederken ANA karakterin başından geçen olaylara bir göz atıyoruz ..hayatından memnun olmayan erkek ... çocuklar,yosulluk ,tarla arasında geçen bir ömür ..çok spoiler vermek istemediğim için birebir yazmayacağım ama elinize bir yerlerden geçerse bir göz atın derim ...özellikle hayatınızın bir bölümünü uzak doğu kültürü ve edebiyatına bağışlamak istiyorsanız ..
Her coğrafyadan okumalar yapmak dileğiyle ..huzurlu pazarlar
Iyi okumalar ...

Yazarın biyografisi

Adı:
Pearl S. Buck
Tam adı:
Pearl Sydenstricker Buck
Unvan:
Nobel edebiyat ödülünü alan ilk ABD'li kadın yazar
Doğum:
Hillsboro, Amerika Birleşik Devletleri, 6 Haziran 1892
Ölüm:
Danby, Vermont, Amerika Birleşik Devletleri, 6 Mart 1973
Pearl Sydenstricker Buck daha çok bilinen adıyla Pearl S. Buck (d. 26 Haziran 1892 - ö. 6 Mart 1973) Nobel edebiyat ödülünü alan ilk ABD'li kadındır.

Doğumunda kendisine verilen adı kayıtlarda Pearl Comfort Sydenstricker olarak geçer. 1892 yılında Batı Virginia eyaletinin Hilsboro kentinde doğan Pearl S. Buck 1917 yılında John L. Buck'la evlenmiş, daha sonra bu eşinden boşanarak 1935 yılında Richard Walsh ile ikinci evliliğini yapmıştır. Bir çocuk sahibi olan Pearl S. Buck daha sonra dokuz çocuğu evlat edinmiş. Hayatını önce öğretmenlik daha sonra da yazarlıkla kazanan Pearl S. Buck 1931 yılında The Good Earth İyi Dünya adlı yapıtıyla Pulitzer Ödülü'nü kazanmıştır. Pearl S. Buck'ın kitapları ömrünün büyük bir kısmını geçirdiği Çin'deki yaşamı yansıtır. 1938 yılında kazandığı Nobel ödülünün ardından National Institute of Arts and Letters (Ulusal Sanat ve Edebiyat Entitüsü)'ın üyeliğine layık görülmüştür. Pearl S. Buck ayrıca Asyalı çocukların ABD'li ailelerce evlat edinilebilmeleri için dernekler kurmuştur. Ana kitabıyla Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 62 okur beğendi.
  • 707 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 557 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.