"Dünyada ol ama dünyaya ait olma.." Kitabın içinde geçen bu cümle üzerine saatlerce yazılır, çizilir. Sürekli geçiciliğine vurgu yaptığımız dünyaya ait olmak bir yanılsamadan ibaret olmaz mı zaten? Bir kalbe ait olabiliriz mesela, dünyadaki tüm çocukların kalbinde bir yer edinsem bu benim için paha biçilmez olurdu..
Teknoloji ve özellikle sosyal medya kullanımına dair farkındalık ve bilinç kazandıran bir kitap, içerisinde çeşitli alıştırmalar da mevcut. En çok zaman ayırdığımız en çok değer verdiğimizdir öyle değil mi? Kitap bir uyarma çağrısıydı, hayatımda değer verdiğim şeylerin bir öncelik sıralamasını yaptım yeniden. Sosyal medyayı kullanma amacım ne, şimdiye kadar kullandım ama ne faydasını gördüm, kaç günümü burada ziyan ettim, orada harcadığım zamanda neler yapabilirdim..?
Pişmanlık güzel ama bu geleceğe umutla bakmamıza engel olmuyorsa ve bizi pişmanlığa sürükleyen alışkanlıktan alıkoyuyorsa güzel..
Kitapta sevdiğim kavramlardan birisi de "gönüllü yalnızlık" oldu. Yazar bunu insanın kendi düşünceleriyle baş başa kalması şeklinde tanımlıyor. Evet, sosyallik fıtratımızda var ama kalabalıkta yaşayan insanlar olarak kendi sesimizi kaybetmek olası bir durum haline geldi, sürekli bir iletişim halindeyiz, her an herkes bize ulaşabilir. Yalnızlık sandığımız kadar korkunç bir şey değil, hatta sakin bir yalnızlık deneyimlediğimizde insani ilişkilerimiz daha kıymetli hâle geliyor..