Öncelikle bu kitabı değerlendirirken objektif olabileceğimi pek sanmıyorum. Çünkü yeri bende çok ayrı ve kendisi pek özel.
Kadın haklarını ve kadınların hem birer "insan", hem de birer "yazar" olarak toplum karşısında nasıl ikinci plana atıldığını anlatıyor. Yaşadıkları zorlukları, kendilerini nasıl "saklamaları" gerektiğini açıkça insanın suratına çarpıyor.
Tüm bu sorunların kökeninde ise kadının sadece kendisi olabileceği, kendini tanıyabileceği, kendisine ait bir odası olmaması sebebinin yattığını söylüyor. O da burada bir metafor. Önemli olan insanın sadece kendisi olarak bulunabileceği bir alanı -kişisel alanı- olması bence. Çünkü insanın birey olabilmesi için önce kendini tanıması gerekli.
Kitabı eleştirebileceğim tek kısım konunun çok dağılması. Konu anlatılırken olaya sürekli dış etkenler dahil oluyor ve akışı bozuyor bana kalırsa.
Onun dışında kitabı çok beğendim. Tekrar tekrar okurum. Özellikle düşüşe geçtiğim zamanlarda.