Gönderi

8/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2022 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2022 00:55
Oğuz Atay'ın okuduğum ikinci kitabıydı. Genel olarak bakıldığında insanın kafasını sürekli karıştıran bir kitap. Böyle bir kitap yazabilmek için ve böyle bir kitabı sabredip sonuna kadar okuyabilmek için herhalde kafayı kırmış olmak gerek. Kafa karıştıran bir kitap diye neden mi söyledim? Çünkü karakterimiz Hikmet Benol, kafasında hayali karakterler yaratıyor. Hüsamettin Tambay(Emekli Albay), Nurhayat Hanım(Dul kadın). Günlük yaşamını, geçmişini anlatırken bu karakterler de sanki gerçekmiş gibi yaşamına dahil oluyor. En iyi onlarla anlaştığını, en iyi onlarla yaşayabildiğini düşünüyor. Sürekli olarak geçmiş zaman ve şimdiki zamanda değişen bir kurgusu var. Başından geçen evliliği anlatırken bir anda evlendiği kişinin hayatını okumaya da konuk oluyoruz. Sürekli bir oyun yazmak istiyor Hikmet Benol. Nitekim, " Ülkemiz büyük bir oyun yeridir. Her sabah uyanınca, biraz isteksiz de olsak, hepimiz sahnenin bir yerinde, bizi çevreleyen büyük ve uzak dünyanın sevimli benzerini kurmak için toplanırız. Küçük topluluklar olarak, birbirimizden bağımsız davranarak ve birbirimizi seyreder günlük oyunlarımıza başlarız." diye cümle kuruyor. Kendini tanımaya ve değiştirmeye çalışırken, toplumu da unutmuyor tabiki. Çevresi tarafından, eşi tarafından hiç anlaşılmadığını düşünüyor. Gecekondu dediği evinde yaşamını sürdürürken hayata karşı yabancılaştığının farkındadır. Kendisinden ve yaşadığı toplumun ikiyüzlülüğünden de müzdariptir. Sürekli dalıp gidiyor. Gerçekle hayal arasında gidip geliyor. Biriyle konuşurken kafasında yüzlerce düşünce geçiyor. Kendisini eleştirenlere baktığında onlarda da çok fazla eleştirecek şey buluyor. Sevgi ve Bilge isminde iki önemli kadın hayatında yer buluyor. Birinin sevgisizliğinden, diğerinin bilgisizliğinden dem vuruyor. Kendi de sevgisinden emin olamıyor. "Kendimle konuşurken bile onun hoşuna gitmeğe çalışıyordum." diyecek kadar da düşünceli bir insan aslında. Ama herkes oyun oynuyor ona. Kendide artık oyun oynamalıydı herkese. Öyle bir oyun oynamalıydı ki en iyi oyun onunki olmalıydı. Ve o da bir oyun oynuyor en sonunda... Kitaba eleştirim, Oğuz Atay okunabilirlik, anlaşılabilirlik açısından işi öyle zora götürmüş ki, herkes bu kitabı anlayamasın kafasında yazmış gibi. O yüzden kafam çok karışık. Kitaptan bir son sözle bu yazıyı bitirmek istiyorum. "Kolay okumalar, hızlı sevgiler, beğeniler, alışkanlıklardan koptuğumuz, kopabildiğimiz, rahat ve geniş zamanlarımızı güç bir kitabı çözmeye, sevmeye, ondan bir şeyler almaya, öğrenmeye ayırabildiğimiz bir gün Atay'ın romanlarını çok seveceğiz."
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
·
173 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.