·56 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Ekim 2022 16:36 Pesimistliğin ağa babasından bir mutluluk rehberi olur mu?: Mutlu Olma Sanatı
Kötümserliği ile ortamlarda bilinen Arthur Schopenhauer -soyadı karmaşık olduğu için, Arthur diye devam edeceğim- ile ilk tanışmam bu kitap oldu. Lise yıllarında birkaç derste adı geçti geçmedi az çok bilmişliğim var. Hayli kötümser ve bu kötümserliğiyle yoran bir insan. Gerçekten söylüyorum, bana ister melankolik deyin depresif deyin ama Arthur beni bile yordu.
Kitabı ilk elime aldığımda, halihazırda aklımda kalan bilgilerle böyle bir ismin gerçekten mutluluğa yol gösterici olabileceğine bir mana veremedim. Haliyle hepimizin zihninde çizdiği bir imaj da varken. “Ah evet hadi mutluluk yolumuzu çizelim” diye aldığım kitap, mutluluğun “gerçek” anlamını yine kendi diliyle gösterdi. Tabii ki de anlatım dili yorucu ve kötümserlik her sayfadan akıyor. Ama çat çat çat her şeyi tüm gerçekliğiyle insanın yüzüne vuruyor. Ayrıca yazarımız; Seneca olsun, Voltaire olsun birçok düşünce insanının sözlerine de yer veriyor.
Kitabı sorsalar; beklentilerle yaşamanın hayal kırıklıklarını da peşinden getirebileceğini ve bu hayatta en önemli mutluluğun sağlık ve kişilik olduğunu barındıran 56 sayfalık bir eser olarak tanımlayabilirim. Direkt mutlu olmanın rehberi yerine mutsuzluğa daha az nasıl maruz kalırız, nasıl katlanırız’ı kitapta bulabiliriz. Zaten kitabın içinde de mutsuzluğun bekçisi Arthur, insanın yaradılış temelinde acı ve mutsuzluğun yer aldığını ima ediyor.
Kitap 1-2 saatte rahatça bitirilebilir ama ben kitabı 4 günde anca bitirebilirdim. Aslında evet “okudum” diyebilmek için çok kısa bir dilimde okunabilir ama kitap birçok noktada düşünmeye insanı sevkediyor.