Nehir

@Kawa8
Puan vermedi·344 syf.··
2022 1. kitabı
·
138 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2022 21:15
Evet, yılın sonlarına geldik ve bu yıl içinde bitirmeyi başardığım ilk kitabı gururla sunuyorum. Kitap okuma açısından korkunç bir yıl oldu benim için. Söz konusu bu kitap dışında okumaya başladığım ve yarım bıraktığım birkaç kitap daha oldu ama bunun dışında hiç kitap okumadım. Zira bu kitabı da 4 ay gibi bir sürede ancak bitirebildim zaten. Yine de, iyi ki bu kitabı okumuşum, bana çok şey katan bir kitap oldu diyerek girizgahı bitiriyor ve hevesle incelememe geçiyorum. Ama şunu da söyleyeyim ki bu inceleme spoiler içerebilir. Yıldız Gezgini, Jack London’dan okuduğum ikinci kitap. Bundan önce Adem’den Önce kitabını okumuştum ve açıkçası o kitabını pek beğenememiştim. Bu kitabı ise rahatlıkla beğendiğimi söyleyebilirim. Kitap, hangi suçla hapishaneye girdiğini ancak kitabın sonunda öğrenebildiğimiz Darrel Standing’in hapishanede geçirdiği süreç boyunca yazdığı yazılardan oluşuyor. Karakterimiz tüm bu süreç boyunca Amerikan yargı sistemini keskin bir tonla eleştirirken bir yandan da tecritte, deli gömleğinin içinde geçirdiği zamanlarında acıya katlanabilmek için eski yaşamlarına yaptığı seyahatleri aktarıyor okuyucularına. Kitabın adı “Yıldız Gezgini” de buradan geliyor zaten. Kitabı 4 ayda ancak okuduğum için tam olarak hatırlayamıyorum başlarını ama bu Yıldız Gezgini adı üzerine yazılmış yaklaşık yarım sayfalık bir bölüm vardı. Yazar, bildiğim kadarıyla bu kitabı yazarken haksız yere hapis cezası alan kendi arkadaşı Ed Morrell’den ilham almış. Zaten kitabın içinde aynı isimde bir karakter de var. Yanlış bilgi vermek istemiyorum ama yine bildiğim kadarıyla bu kitap astral seyahat kavramını ana konu olarak kullanan ilk örneklerden. Ve bunu oldukça başarılı bir şekilde yaptığını söylemeliyim. Astral seyahat gibi metafizik ögelerine biraz mesafeli yaklaşan bir insanım. Ve bence bu kitaptaki eski yaşamlara dönme olayı da “gerçek” değil. Tabii ki kitabın içinde kurmaca dünya içindeki bir gerçeklikten bahsediyorum. Bizim yaşadığımız dünyada gerçek olmadığını zaten biliyoruz. Tüm bu eski yaşamlara seyahat, karakterin içinde bulunduğu o korkunç durumun karakter üzerindeki psikolojik sonucu bence. Hepsinin bir halüsinasyon olduğunu savunuyorum. Yazar kitabın son sayfalarında bize tek bir kadın ve tek bir erkek durumundan bahsediyor. Kadının bir erkeğin tek rüyası olduğundan ve erkeğin kadının cazibesini elde edebilmek için her şeyi yapabileceğinden, dünyanın olağan düzeninin bu olduğundan. 2022 yılında günümüz toplumunda bunu değerlendirmek ne kadar doğru, tartışılır. Ama ben bu sayfaları okurken oldukça etkilendim. Çünkü tam olarak bu sayfalarda Darell Standing karakterinin en başında hapse düşme sebebini öğreniyoruz ve bunun da bir kadın, bir kız çocuğu yüzünden olduğunu görüyoruz. Ve o an anlıyoruz neden tüm o geçmiş hikayelerinde bir kadın karakteri, romantizmi bu kadar önde tuttuğunu. Vicdanını rahatlatmak, işlediği suçu hafifletmek için belki de hayallerini hep böyle hikayeler üzerinde şekillendirdi. Ben bu incelemede Amerikan yargı sisteminin ne kadar kötü olduğundan, Darrell Standing’e hapishanede uygulanan muamelenin caniliğinden, haksızlıktan ve Darell’a atılan iftiradan uzun uzadıya bahsetmeyeceğim. Evet, yazarın bu kitabı yazmaktaki ilk amacı bu. Ama 1000kitap’ta bu kitap için yazılmış herhangi bir incelemeye baksanız bu konulara değinmeyen bir insanın bile olmadığını görürsünüz. Ben şimdi beni en çok etkileyen bir tane hikayeden biraz bahsetmek istiyorum. Ondan sonra da kitabın sonuna çok az değinip incelememi bitireceğim. Beni en çok etkileyen ve şu an hafızamı yokladığımda hatrımda kalan tek hikaye küçük Jesse’nin Mountain Meadows’da yaşadığı katliam oldu. Daha sonra küçük bir araştırma yaptım ve bu olayın her şeyiyle tamamen gerçek olduğunu gördüm. Jack London o kadar usta bir dile sahip ki sanki gerçekten her şey yaşanırken oradaymış, kendisi gerçekten Jesse’ymiş gibi aktarmış bize. Sizin de dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama özellikle bu hikayede hikayeyi küçük bir çocuğun ağzından okuduğumu iyice hissettim ben. Çevresinden korkunç şeyler oluyor, annesi babası tanıdığı herkes perperişan, Jesse bunun farkında ama ne olduğunu tam olarak bilemiyor. O hâlâ kuyudan kovayla su almaya gittiklerinde canı pahasına da olsa arkadaşıyla küçük bir sidik yarışına girecek, kendini kanıtlama ihtiyacı hisseden bir çocuk. Zeki bir çocuk hiç kuşkusuz. Jack London tüm bu farklı hikayelerinde bambaşka karakterlerin bambaşka kişiliklerini ortak bir özü koruyarak ama bir o kadar da birbirinden farklı bir şekilde kurgulamış. Ve o ortak özü de kendisi “erkeklik” olarak değerlendirmeyi uygun görmüş. Kitabın son 4-5 sayfasından biraz bahsedecek olursam oraları okurken London’ın arkadaşının başına gelenlere artık iyice sinirlendiğini ve kitabında da bir duygu boşalması yaşadığını hissettim. Duygu yükü ağır sayfalardı bu sayfalar. İdam mahkumu bir adamın son sayfaları, son cümleleri. Sonuç olarak bu kitabı kesinlikle herkese öneririm. Çok akıcı bir dili olduğu için okurken zorlanacağınızı da düşünmüyorum. Anlattığı hikayeler birbirinden bağımsız olduğu için de benim gibi kitabı dört ayda bitirseniz de bir kopukluk hissetmezsiniz. Kalemine, diline sağlık Jack London, diyerek bitiriyorum artık incelememi. Yazdığım en uzun inceleme oldu sanırım. Uzun zamandır uygulamayı kullanmadığım için tüm düşüncelerim içimde birikmiş herhalde. Hepsi de tek bir kitap üzerinden açığa çıkmış oldu. İyi günler dilerim herkese!
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,4bin okunma
·
75 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.