Ömer Zülfü Livaneli bey ve Huzursuzluk ile ilgili kişisel düşüncelerim!
Livaneli'ye ait okuduğum üçüncü kitap oldu her kitabında içimde beliren duygu şu; kitabı okuduğumda iç sesim Zülfü Livaneli'nin sesine dönüşüyor ve o sesteki sert tını beni rahatsız ediyor.
Huzursuzluk İŞİD döneminde zulüm gören ezidi bir kız ile Mardinli bir gencin hikayesini öykü alıyor ama bana göre Mardinli genç hep üstü kapalı kaldı.
Roman esnasında Mardin'e gideniniz varsa bilir Mardin'in taşlı ve tarihi dokusuna hakkını yiyelim çok az değinmiş. Hele bir kültür sentezi yapılmaya çalışması hiç başarılı olamamış. Hele ki bir kaç Angelina Jolie bölümü var bu kadın bu romanda niye var diye insan sormadan edemiyor. Roman bu ay Amerika'da yayınlandı bu bölümleri Angelina Jolie umarım okumaz kendisi ve ülkesinin bir miktar karalandığından baya rahatsız olabilirler.
Nedense Livaneli bu dünyada hiç mutlu olmaya değil bu dünyanın hep mutsuz tarafına bakıyor bundan önceki romanlarında da bu böyleydi. Ezidi kız zulüm görmüş tecavüze uğramış herkes ona acıyormuş istediği şey acınmaması imişte falan filan. Duygu gerçekliliğinin tam bir yansıtılamaması durumu.
Son olarak değineceğim konu Livaneli'nin kendi düşüncelerini
herkes bilir. Lakin burada dikkat edilmesi gereken konu Zülfü bey bir tek kendi yaptığını düşünce adamlığı ve aydınlık olarak düşünüyor kendi düşünceleri dışında ki her düşünce faşist ve çağ dışı.
Bir daha okur muyum ? Kesinlikle okumaya devam edeceğim. Farklı bir yazar kendi düşüncelerinin bana uymaması okumayacağım anlamına gelmiyor böylece objektifliğimi kaybetmeme açısından önemli.
Ortada bir emek varsa bu emek her zaman değer görmeye değerdir.