·245 syf.····Okunma: 31 Ekim 2022 21:43 Müjdat Gezen’in su gibi kitabı. Başlarda acaba nasıl bir şey okuyorum diye düşünmedim değil, ilerledikçe ellerimi daha çok tuttu sanki kitap. Spoiler içerecektir, kitabı okumaya niyetliyseniz ve yolunuz bu incelemeye düştüyse devamını okumamanızı öneririm.
Öncelikle bana enteresan gelen şeylerden bahsetmek istiyorum. Üç arkadaşın dostluğu harika işlenmiş evet, gerçekten insan okurken bile o arkadaşlık kalbe geçiyor, insanın ruhuna dokunuyor. Ama yine de cinayet gibi, hapis cezası gibi bir konunun ne dostluk ne arkadaşlık tanıyacağına inanıyorum. Düşünün ki can arkadaşınız cinayet işliyor, suç sizin üstünüze kalıyor, hapislerde sürünüyorsunuz, kaçıyorsunuz üstüne bir de kaçak oluyorsunuz başka bir ülkede, boşu boşuna yıllarınız gidiyor. Can arkadaşınız da kalkıp sizden bir özür dilemiyor, suçunu kabullenmiyor. Sizin arkadaşlığınız yine de devam eder mi? Belki ben çok bencilim, yahut bu detayda bir tuhaflık var. Gerçi Sarı sonunda kendince karşılığını veriyor ama onca sene hapislerde orada burada sürünürken ağzını açıp tek bir şey yapmıyor Erdoğan… Ve nihayetinde Müjdat abi kitabın sonunda hepimizi gafil avlıyor lakin hayatın olağan akışı içinde bir insanı ne kadar seversen sev, ne kadar dostun olursa olsun, üstüne bir de sana aleni hiçbir mahcubiyet belirtisi göstermesin… Böyle bir insanın suçunu üstlenmeyi bu kadar kolay kabullenmezsin. Eşyanın tabiatına aykırı dediğimiz…
İkinci olarak anlatıcımızın karısını aldatmasının arada kaynamış bir mevzu olması. Bunlar iyi aile çocukları, söz konusu kadınlar olduğunda klişe erkek muhabbetlerini bile yapmaya utanıyorlar aralarında ama anlatıcımız karısını aldatıyor ve ne bunun pişmanlığını hissediyor ne başka bir şey hissediyor… Oldu bittiye geliyor. Öyle normal bir şeymiş gibi kalıyor bu mevzu. Eğer anlatıcımız hassas, düşünceli, derin bir adam olmasa tuhaf bulmayacağım bunu ama bu adamın doğasında bu yok ki yahu! Neden böyle bıraktın bu olayı Müjdat abi? Veya şart mıydı yani böyle bir olayın olması. Ne yazık ki kitaba yakışmadı…
Son olarak, muhafazakar bir insan değilim ama cinsellik biraz abartılmış. Rahatsız olmak veya olmamak meselesi değil, cinsellik zaten hayatın doğal bir parçası ama bu kitapta bu kadarına gerek yoktu sanki. Müjdat abi gibi bir üstadın seks satar mantığından hareket ettiğini zannetmiyorum, kaldı ki buna ihtiyacı da yok ama gerçekten bana enteresan geldi. Cinsellik olması değil, kimi yerlerde bu kadar abartılması bana gereksiz geldi. Bazı tasvirler olmasa da kitap aynı şekilde güzel olacaktı zira.
Kitabı epey yeriyor gibi oldum. Sonradan dönüp şu incelemeyi okusam “o zaman niye dokuz verdin,” diye sorarım kendime haklı olarak. Çünkü kitap en başta belirttiğim gibi su misali akıyor. Dönem kitabı, ki dönem kitaplarını severim, harika siyasi alt metinler barındırıyor. Ve aklıma yatmayan kısımlar olsa da dostluk çok güzel işlenmiş. Sevmek, anlatıcımızın takıntılı olduğu “birlikte yürümek”, tiyatro, yaşlanmak, vefa, hayatın acıları, cinsel yönelimler ve toplum… Ve şimdi aklıma gelmeyen öyle güzel şeyler var ki kitabın içinde, birkaç aklıma yatmayan kısım yüzünden 9’dan az vermeye gitmedi elim.
Müjdat abinin okuduğum ilk kitabı oldu bu vesileyle. Nereden esti şimdi okumak bilmiyorum, mamafih iyi ki esmiş.