·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Kasım 2022 11:45 "Acının insana kattığı değeri bilirim, küsemem. Acıdan geçmeyen insanlar biraz eksiktir." diyerek Sezen Aksu'nun şarkısını (biraz değiştirerek) kitabın ana fikri olarak yazabilirim.
De Profundis *derinlik* demek. Ruh ikliminin derinliklerinde dolaşıp bunları aktarabilen kişileri hep çok sevmişimdir. En sevdiğim kitaplar da böyle kitaplar zaten. Bu kitapta da Oscar Wilde'ın hapishane hayatinda, derinliklerinden çıkan sözler, düşünceler, pişmanlıklar, öfke, hesaplaşma... Kitap uzun bir mektuptan ibaret.
Kitabın ne anlattığına daha önceden baksam ön yargı sebebiyle okumayabilirdim. Iyi ki bakmamışım. Tarafsız gözle bakınca acıyla yoğurulmus gönüllerden çıkan sözler çok değerli oluyor. Bir çok alıntı aldığım bir kitap oldu.
Daha önce okuduğum Dorian Gray'in Portresi kitabını da bu kitapla daha iyi anlamış oldum.
Arka kapağı aynen aktarıyorum.
"Firtinalı yaşamı boyunca her davranışıyla ya bir skandal ya da bir akım yaratan, her sözü bir özdeyiş haline gelen Oscar Wilde'in Alfred Douglas'la yakın dostluğu, Douglas'in babası Queensberry markisini çok kızdırmıştı. Marki tarafından eşcinsellikle suçlanan Wilde, dostlarının Fransa'ya kaçması için yaptıkları uyarılara karşın kaçmamakta direnince tutuklanarak mahkemeye çıkarılmış, parlak ifadesine karşın suçlu bulunarak iki yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Cezasının büyük bölümünü geçirdiği Reading Hapishanesi'nden Douglas'a yazdığı mektup, kendisini sefahate sürüklediği ve sonra da sahip çıkmadığı için genç adama yönelttiği suçlamalarla doluydu. Wilde'in mektubu Douglas'ın eline geçmese de, 1905'te De Profundis adıyla yayımlandıktan sonra gerçek okuruna ulaşabildi."