Yazarımızın da belirttiği gibi, bir şey gözyaşları ile yazılmışsa, ancak gözyaşları ile okunur, bu da demektir ki yazarımız bu kitabı gözyaşları ile yazmış ki, gözyaşları ile okudum birçok yerini. Yani belli ki çok yoğun duygular ile yazıya aktarılmış bu yaşanmış gerçek hikâye. Hikâyemiz kendisinin mezun olup öğrtmen olduktan sonra köyüne dönüşüyle ve oradan da büyük bir sevinçle ve saygıdeğer bir büyüğünün öğütleriyle bir de annesinin sırlı duasıyla atanmış olduğu şehre uğurlanmasıyla başlar. Daha sonra otobüs yolculuğunda muhtarla (bir yerin eski muhtarı, yani kendi köyünün muhtarı değil) arasında geçen diyalogla (muhtarın ona başından geçen, köylerindeki bir öğretmenin ihanetini anlatmakta detaylıca) devam eder. Daha sonra ise aynı yolculukta bir marksist ile tanışıp onun imana gelmesine vesile olmasıyla devam eder hikâye. İmani hakikatleri Risale-i Nur'dan anlatmakta ve kitapta da sıkça oralardan pasajlar verilmekredir. kitsbın şu cümlesi ile noktalayayım "Bir insanın hem kalbi hem de aklı dengeli bir şekilde eğitilmeli ki, hayata bakış açısı olumlu, yaşantısı da örnek olsun..." şimdiden iyi okumalar :-).