·90 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Kasım 2022 17:19 Sefiller'den sonra Victor Hugo'nun okumuş olduğum ikinci kitabı. Yine içime içime işleyen bir kitap.Bu kitapla birlikte idama karşı bakış açım değişti.Son dönemde özellikle kadın cinayetleri ,çocuk istismarlarının artması verilen cezaların yetersiz olduğunu , her akşam haberlerde yine mi dedirten olaylar idamın gerekli olduğunu düşündürüyordu.Bu kitaptan sonra bir idam mahkumun üstelik taksirli suçtan hüküm giyen bir mahkumun iç dünyasına yakından tanıklık etmiş oldum ve onun kadar verilen cezanın, ölüm cezasının uygulanış biçiminin ne kadar zalimce olduğunu gördüm.Victor Hugo kitabın başında yaptığı önsözde idama karşı olduğunu idamların suçu azaltmadığını açıkça ifade ediyor.Idam yerine ceza alan kişinin iyileştirilmesi , onu suça iten nedenlerin belirlenmesi gerektiğini, sadece kişinin değil onunla birlikte ailesinin de bundan ciddi zararlar alabileceğini dile getiriyor.O dönemin Fransa'sının siyasi ve toplumsal yapısına hiç değinmek istemiyorum feodal sistemde insanlığını kaybeden bugün bile sözde insan haklarından bahseden Avrupa 'nın geçmişine ayna tutarak yüzüne vuruyor.
Kitapta en sevdiğim cümleye gelecek olursak;
Öldürmek neye yarar? Hapishaneden kaçabileceğini söyleyerek itiraz edeceksiniz, öyle değil mi? Nöbetçileriniz görevlerini iyi yapsınlar. Demir parmaklıkların sağlamlığına güvenmiyorsanız,hayvanat bahçelerini açmaya nasıl cesaret ediyorsunuz?
Kitabı okumayı düşünenlere tavsiye ederim.Kitap gayet akıcı,basit,düz bir anlatıma sahip,okurken kendinizi mahkumun yerinde hissedeceksiniz.