Puan vermedi·184 syf.····Okunma: 12 Kasım 2022 23:46 Kötülük gerçekten ilginç bir kavram. Kime ne zaman öğretilmesi gerektiği belli olmayan bir kavram. Hatta öğretilmesi gerektiği bile belli değil.
Zezé kitap boyunca birçok kere kendini kötü bir çocuk olarak tanımlar.
"Ben yaramazın tekiyim. Çok kötü bir çocuğum. Tam bir baş belasıyım. Haşarıyım. İtin tekiyim. Kalastan farksızım." (118. Sayfa)
Peki gerçekten öyle mi? Zezé'yi ailesinin yanında tanıyan herkes (aile üyeleri ve komşular gibi) onun bu özelliklere sahip olduğu konusunda hemfikir. Ancak onu okulda ve tek başına yani ailesinden tamamen bağımsız bir şekilde tanımış olanlar(öğretmeni ve Portuga gibi) bu cümleler karşısında gerçekten çok şaşırıyorlar.
Peki Zezé neden kendini, sevdiği insanlara, bu cümlelerle tanımlıyor? Bence bu sorunun cevabı biraz üzücü. Bu cümleler ona ezberletilmiş. Her ne kadar kötü bir çocuk olduğunu düşünmese de ailesinin ona kızarken söylediği cümlelerle kendini özdeşleştirmiş.
İlk okuyuşumda da en az son okuyuşum kadar etkilenmiştim. Ancak belki de bu kitap daha küçük çocuklara uygun değildir diye bir fikir belirdi aklımda. Kitap içinde şu anda bile beş yaşındaki bir karakterden duymak istemeyeceğim kadar küfür barındırıyor. İntiharı düşünen, dövülerek büyümüş beş yaşındaki çocuk motifi her ne kadar gerçekçi olsa da küçük çocuklara her şeyi anlatmak gerekmez çünkü her şeyi küçükken öğrense de öğrenmese de kalbi kırılacak ancak zamanı geldiğinde öğrenirse bu acının yanına deneyim de eklenebilir.
Bu da kitabın sonundaki soruya benim cevabım olsun.