·438 syf.····Okunma: 10 Kasım 2022 23:37 Bir erteki yurdu olan İstanbul; geçmiş ve gelecek aynı ırmakta aktığı için kültürleri bünyesinde eriterek özüne özgü bir kültür ortaya çıkaran nadir bir ordamızdır. Özü çok güzel ifade eden gönüllerin ilterişi olan Ekrem İmamoğlu, büyükorda yerli geneşçilikte farkını konuşturduğu sevilmese de onun türeticilik alanında katkısı tartışılmaz. Daha önce ilk iki seçkide spekülatif kurgu hakim olurken bu seçkide bilimkurgu türü işlenilmiş. Bu öykü seçkisini görürken Barış Müstecaplıoğlu, Levent Şenyürek ve İsmail Yiğit benim için flaş adlardı. Bu öykü seçkisi onlar sayesinde okumaya karar verdim. Gelin bakalım bu üç ad için nasıl değerlendirme bulundum. Üç adın öyküleri ve diğerlerinin yorumlarıyla baş başa bırakıyorum sizleri...
Üs (Levent ŞENYÜREK); Öykünlenmiş (Simülasyon) şehir temasını çorak gezegen olan Mars'a nakış gibi işleyen kalem, öykünlenmiş şehirde gezinirken Türk insanın özelliklerinde biri olan kendimizi kurmacanın içindeymiş gibi akıllarımızda yaşanmış bir anı oluşturmasını başarılı bir şekilde okurlara sunmuştur. Ziuusudra Gemisi ile Türk Bilimkurgu Edebiyatı'nın taçsız krallarından biri olacağını bu öyküyle bizlere yeşil ışık yaktı. O da Murat Kaya Beşiroğlu gibi küresel çaplı bilimkurgu öykülerinde başarılı olacağını da söylenmesem ayıp olur. Öykünlenmiş Şehir kavramıyla astronotlarımız için gurbet özlemini dindirecek yaratıcı bir fikir olmuştur.
Navi Cevdet (Ayşe ACAR); Çok güzel ve sürükleyici olduğu için keşke roman olarak okusaydım dediğim öyküde bazı ankedotların üzerinde durulmamış. Mesela mekanların boyutsal anlamda birbirlerine girmeleri üzerine uzun uzun değinmediği için havada kalmış bir durumdur. Hatta geçmişe gitme öyküsü ile bir arada olması bence bilimkurguda hangi türe odaklanma bir sorun yaşıyor. Öyküye ağır basan geçmişe gitme öykücüğüdür. Bu öykünün üzerinde uzun uzun durulsaydı çok güzel bir öykü olurdu. Bu öykü için bilimkurgu denemesi diyebilirim çünkü ortaya atılan kurgular üzerinde ayakları sağlam bir şekilde basma olay örgüsünden kısmen yoksundur. Dil kurusu huyumu devreye koyarak "Navi" sözü aslında Navigasyon sözünden geliyor. Navi için Yol Bildirici sözü öneriyorum.
Bir Fındık Kabuğunda Yuva İnşa Etmek (Yudumis); Geldik son öyküye. Parçalı bir anlatıyla karşı karşıyayız. Montaj tekniğini anımsatan parçaların bütüne ulaştırdığı bu metinde, röportaj ve günlük gibi farklı edebi türlerin de dâhil edilmesiyle deneysel bir lezzet yakalanıyor. Buna rağmen akışta sürekliliği sağlamayı başarmasıyla da takdiri hak ediyor. Cesurca bir girişim. Emre'nin düşünceleriyle hem fikirim. Eklemek istediğim bir kaç cümlem var. Güneş Fırtınası ve İstanbul Yertitremesi yüzünde Görünmez Kent kavramı, bilimkurgumuzda yeni bir soluk olup antik kentleri mimarisiyle yeniden canlandırılır çorak gezegenlerde. Bu sayede herkes hayal ettiği şehirlerde yaşayacaklar. Hatta düşlediğim şehirler de inşa ederiz. Uzaylı kavramı öyküde %5 oranında göze batmadı.
İdük (N. Can KANTARCI); İdük aslında Öz Türkçe'de kutsal, kutsi ve mukaddes anlamına gelen ıduk sözünün aslında inceltilmiş halidir. Farkında olmadan kalem, mevcutla dalga geçerek bilimkurgu öyküsünde toplum olarak mevcutla bazı gereksizliklere ıyıklaşarak güldürü durumu düştüklerinin farkında değiliz. Halkımızda adamakıllı biri çıkıp da idükün içine baksalar aslında boyutlar arası açılan bir kapı olduğunu anlardılar. Anca oturup mevcutu öve öve günlerini öldürürler. Hayat Hanımın keşfettiği bitkiler gezegenine kalem yerine ben ad vermek isterim çünkü Türk lehçeleri mezunu bir okur olarak Türkçe'nin gücünü göstermek isterim. Gezegene CEREKE adını vermeliyiz çünkü Cereke, ulamış bilgimizde yaşamdan sorumlu koruyucu ruh olan Alahçın Hatun'un kızın adı olup kızı da bitkilerin koruyucu ruhudur. Ubor Metenga ve ayin sözleri için yorum yapamam çünkü rahmetli Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken adlı romanında geçiyor. Eleştirsem de bir faydası yok çünkü artık bir kült haline gelmiştir.
Miras (Barış MÜSTECAPLIOĞLU); "Gerçekler Kırıldı" öykü seçkisindeki öykülerdeki İstanbul Şehir Cumhuriyeti yerine kişilerin gelirlerine göre İstanbul'u dört bölgeye ayırdığını görüyoruz. Belki de okurlardan gelen yorumları dikkate almış olabilir. Bu öyküde amaçlarımız için direnirken de bazen olağanüstü durumlarla karşılaşırız. Bu öykünün uzaylı kısmındaki adlandırmaları sevemedim çünkü Uzaylılar ne zamandan beri Latince ve İngilizce'yi kabul etmişler hissiyatına kapıldım. Teriskan, Teksira, reksirot Umsalan ve Perlans sözleri Türk bilimkurgu öykülerinde iğreti duruyor çünkü öykünün çeviri mi yerli mi olduğuna karar veremiyorum. Bu öykü mükemmel desem Türk Bilimkurgu Edebiyatı'nı katleden okurlardan biri olacağım. Elbette bir gün kalemin çok güzel bir bilimkurgu öyküsünü beğenir ve takdir ederim. Kalem de müthiş bir bilimkurgu mimarisi ve durum öykücülüğü vardır. Kalemindeki cevheri doğru işlerse Türk Bilimkurgu Kralları arasında yerini alabilir.
Tercüme Makinesi (Sabri GÜRSES); Geçmişin gelecekle iç içe geçtiği ve medeniyetlerin buluştuğu bir ortam İstanbul, alternatif gerçeklik temalı bilimkurgu için uygun mekandır. Yazarın tarihi gerçeklere ve kişilere olan hakimiyeti ve hikayenin bazı yerlerinden tarihi gerçeklere olan dalıp çıkmaları çok güzel esintiler vermiş öyküler. Alıntılama yaptığım Katipoğlu'nun yorumuna ek olarak İsmet İnönü değil Ulu Önder'imizin döneminde hele Türk Dil Kurultayı'ndan sonra gerçekleşebilirdi çünkü Ulu Önderimiz, İnönü'den daha çok yeniliklere ve bilim açık bir Türk yöneticimizdir. Öyküye tek eleştirim ise durağan bir yapı içinde sürüklendiği için öyküye odaklanmakta sıkıntı çektim. Tercüman Makinesi, uzay dillerini algılaması için anca bir kaç sürümünden sonra verim verir. Günümüzde Tercüman Makinesi için Dilmangıç (Dilmanç + gıç) adı alabilirdi.
Simİstanbul'dan Kolajlar (İsmail YİĞİT); Simülasyon (öykünlenmiş) şehirler fikiri bizlere gelecekte çorak gezegenlerde Dünya'yı öykünerek orada yapay ortam oluşturulacağına dair bir ışık yaktı. Türümüzün içindeki iç savaşlara dur demesek Tanrı tarafında kalgançı çaka yakın süreçte uzaylılar tarafında istila edilerek imtihanımıza devam edeceğiz. Bu süreçte yaptığımız yanlışlardan ders çıkartarak istilanın önüne geçeriz. Gelecek yazılmadığı için Uzaylı istilası, bu gezegendeki imtihanımızın bir parçası mı? Onu bilemem ama biz bu akılla yaşamaya devam edersek bu istilayı tatmamız an meselesidir. Uzaylı dili olarak Çuvaş Türkçesi öneriyorum. Öykü denemesinde geçen "Gelecek istasyon Taksim" anonsun uzaylı dilinde Çuvaş Türkçesi olarak "Теpӗr čarănu, Taksim!" diye yazılabilir. Öykü denemesinin sonuna eklenen makalelerde ilgimi çekenleri okudum. Keşke Bilimkurgu türünde sadece Batı Edebiyatı baz alınmasaydı. Japon, Çin ve Rus Edebiyatlarındaki örneklere bakılsaydı belki Japonlar'dan gelenekçi ruh alışkanlığı öğreniriz.
Röportaj Kabinleri (Ademhan ESEN); Durağan öyküde; düşünce özgürlüğü olmadığı ülkemizde insanların düşüncelerini, görüşlerini, önerilerini ve şikayetlerini bilmek röportaj kabinlerinin toplumumuzun üzerindeki etkilerini psikolojik ve bazen güldürü olarak okurlara sunurken öykünün sonunda kaybolan insanlar konusuna değinmeden kafa ütüleyecek düşüncelerle öykü bittiği için okur üzerinde etkileyici bir algı yaratmıyor. Kalem kendini geliştirirse gelecekte Bilimkurgu Edebiyatı'mızın vazgeçilmezlerden olabilir. Dil kurusu huyum kabardığı için röportaj kabinleri için söyleşi otağları sözünü öneriyorum. Gelecekte basın görsel mecraya dönüştüğü için röportaj sözünün Türkiye Türkçesi karşılığı olan basında söyleşi sözündeki basında ibaresi önemi kalmıyor.
Zaman Mahpusu (Uğur BATI); Burak Katipoğlu ve Emre Bozkuş'un yorumlarıyla zaman yolculuğu yada meddah temasını olduğunu anladım. Emre yine kötüye bir güzelleme yazarken Katipoğlu da gerçekçi yanından vazgeçmeyerek çok güzel eleştirmiş. Kalemin korku-gerilim seçkilerinden okuduğum öykülerinin üzerine bu öyküyü ekleyince kalem, Toğrul Sultanzadə gibi kafa ütülemek için bir şeylere yazdığı için gelecekte onlardan yazar olmayacağını adım gibi eminim. Mademki bir zaman yolculuğu temasında yazılmış o zaman bu temanın hakkını vereceksin. Bu kalem yerinde Katipoğlu olmasını isterdim çünkü kelime sınırlandırması olmadığı için Katipoğlu hayalindeki öyküyü kağıtlara dökerdi ve bu seçki onun için bir umut ışığı olurdu. Bazı öykülerinde kafa ütüleme olsa da en azında bilimkurgu öğelerini ustalıkla kullanmaya çalışıyor. Galiba editör hangi gerekçeyle bu kalemin öyküsüne şans verdiğini anlamıyorum.
Odak (Nihal ENGİN VRANA); Emre Bozkuş ve Burak Katipoğlu'nun yaptığı yorumlarla bu öykü neyi anlatmak istediğini anladım. Burak Katipoğlu gibi Türk siberpunk öyküsü olduğunu düşünemiyorum çünkü karakter adları yerli ve küresel seçilseydi belki de kurguda kasıntı yaşamadan zevk alırdık. Benim kriterlerime göre bu seçkinin en berbat öyküsü oldu. Emeğe saygıdan dolayı ıkına sıkıla öykünün sona kadar geldim. Ayrıca Emre'nin yorumundaki edebi eleştiriye katılıyorum. Keşke editör bu kalem yerine Murat Kaya Beşiroğlu'ya teklif götürseydi çünkü Beşiroğlu, küresel çaplı bilimkurgu öykülerinde yapay zeka ve işgörücüler (robotlar) temalarını çok güzel işler. Detay bilgi için sonuçta bu konuya değineceğim.
İstanbul'da geçen bilimkurgu öykü seçkisinde derleyenin bilimkurguyla alakası olmadığı ortadadır. Bilimkurgu'muzun Taçsız Kralları'ndan biri olan Murat Kaya Beşiroğlu dururken bilimkurgu ile alakası olmayan kalemlere yer verilmiş. Ayrıca Uğur Batı'nın edebi yönü olmadığı halde bilimkurgu ve korku-gerilim öykü seçkilerinde aranan isim olması beni şaşırttı. Kelime sınırlandırması olmadığı için Burak Katipoğlu'na teklif götürüldü. Doğu Yücel, Hakan Bıçakcı ve Aşkın Güngör'a da teklif götürülmelidir çünkü İstanbul'da yaşayıp bilimkurgu türü hakkında az çok bir bilgi birikimine sahiplerdi. Barış Müstecaplıoğlu; edebi yönde bu öykü seçkisinin en iyisiyken uzaylı konusunda özgünlük adı altında başka dillere yönelirken Türk lehçelerini gözardı ediyor. Bu da onun küresel çaplı bilimkurgu öykülerine yatkın olabileceği kanaat getirdim. Bu gidişle bir yayınevinin çıkaracağı öykü seçkisinde derlemeci olarak gönüllü olacağım. Bu konuda tekliflere açığım. Okuyup okumayacağı sizlere bırakıyorum. Unutmadan ricamı kırmayıp bu öykü seçkisini gönderen Levent Şenyürek fan betine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
#BetikEli #İstanbulÖyküleri3Bilimkurgu #Kolektif #İBBKültürYayınları #Kitapyorumu #UzunÖykü #Bilimkurgu #Steampunk #AlternatifGerçeklik #UzayOperası #GörünmezKentler #Zamansızlık #KitapTutkusu #KitapOkumakÇokGüzelŞeydir #OkudumBitti #Bookstagram #Bookstagramer