Başlıktan da anlaşılacağı üzere oblomovluğun tarifini ben böyle yaptım.Kavramı daha iyi anlamak için şu atasözünden de yaralanabiliriz aslında “Üstüne ölü toprağı serpilmek”.
Benim için romanın temel çıktısı veya alt metni (ne derseniz), bizi hayata bağlayan bir unsurun mutlaka bulunması gerektiğidir derim.Ancak bunu yalnız oblomov karakteri üzerinden anlatmamış, neredeyse romanda geçen her karakterin bu temayı vermek için kullanıldığını görüyoruz.
Rus edebiyatında bunun benzeri bir karakter yok olsa da eğer kitabı aşık olan bir adamın hayata dönmesi veya değişmesi gözüyle bakarsak bana biraz martin eden’i anımsattı.Hatırlarsınız ki oradada karakterimiz martin, ruth vasıtasıyla kitaplara merak sarıyor veya tabiri caizse hayatı 360 derece değişiyordu.Haydi gelin detaylı karakter analizine geçelim
İlk 200 sayfayı ayırmak istiyorum çünkü Oblomov’un yataktan çıkmayıp yalnızca Zaharla olan atışmaları ile geçiyordu.Yazarın bana kalırsa büyük bir kısımda bu olayları anlatmasının en temek sebebi, karakterin kişiliğini tam olarak anlatmak istemesi olarak düşünebiliriz.Bu bölümde yalnızca Zaharla olan atışma değil aynı zamanda Oblomov’un rüyasınada tanıklık ettik.Yatmayı seven uyuşuk bir adamın tahmin edersiniz ki hayali de bunlar üzerine kurulu tabii ki de.
Gelelim Olga,Teyzesi ve Şlots’ün devreye girdiği,olga ve oblomov’un yakınlaşıp aşk yaşadıkları kısma.Oblomovluğun en çok burada hissedildiğini düşünüyorum çünkü karakterimiz onu yerinden kaldıracak,hiç kimsenin ısrarı olmadan sokaklara düşürecek kadar aşık olmuş aynı zamanda iç hesaplamaşlara boyun eğip,onun namusuna leke getirdiğini toplumun onlar hakkındaki dedikodularını düşünerek geri caymıştır.Okur olarak hepimiz bu kısım gelmeden oblomov’un düzeldiğini artık bundan sonraki kısmın işlerini yoluna koyma çabası içerisinde varsaymış olabiliriz.Fakat oblomov hepimizi ters köşe edip tekrar yatağına döndü.
Bütün bunlar olurken oblomovu sırf parası için etrafında dolanan,onu soymaya çalışan kişilere bakalım.Aslında söylenecek pek bir şey olmasa da şunu belirtmeden geçmek istemedim.Tarantayev ve ivanın,karakterimiz oblomov üzerinde kurdukları oyunu çok sinsice buldum,eğer şlots olaya müdahale etmeseydi karakterimiz daha erken ölebilirdi.
Birazda sondan konuşalım.Açıkcası bütün bunların ştols’un anlattığı arkadaşının hikayesi olduğunu bilmek benim için pek de sürpriz bir son olmadı.Ben daha çok oblomov’un düzelmesini umduğum bir son için kendimi hazırlamıştım.
Umarım sizde okurken keyif almışsınızdır.Rus edebiyatında görülmedik bir karakteri daha keşfetmiş oldum.Bakalım daha neler göreceğiz.