·542 syf.····Okunma: 16 Kasım 2022 00:00 Nereden başlamam gerektiğini bilmiyorum. Kitap için o kadar çok şeyim var ki söyleyecek. Öncelikle mükemmel bir kitaptı. Okumadan önce de biliyordum buna bayılacağımı ve gerçekten bayıldım. Uzun zamandır bana bu kadar çok şey hissettiren ilk kitap oldu. Bazen çok mutluydum. Çok heyecanlıydı. Bazen komikti bazen çok sinir bozucuydu bazen de çok üzücüydü.
Harikalar Diyarını herkes biliyor sanırım. Ama Kupa Kraliçe'sinin geçmişini kimse bilmiyor. Marissa da bu kitapta karakteri kendince yorumlamış ve mükemmel olmuş. Yazarın Ay Günlükleri serisini de okumuştum ve kadın işi biliyor. Ve en sevdiğim konulardan biridir bu. Kötü karakterin trajik geçmişi... Okurun nefret ettiği bir karakteri öyle bir anlatırlar ki kalbine yerleşir. Çok seviyorum bunu.
Bu kitapta da Kupa Kraliçesi yani Leydi Catherine Pinkerton aslında Kupalar Diyarında yaşayan ve sadece pastane sahibi olmak isteyen masum bir kızmış. Ancak baskıcı ailesi onu Kral ile evlendirmek istiyor. Cath'in annesinden de babasından da nefret ediyorum. Ne olduysa o iki aptal yüzünden oldu. Keşke kitaba girip ikisini de boğabilsem. Kral da saf biri. O da Cath ile evlenmek istiyor ama Cath'in bambaşka hayali var. İşte bir gün baloda Krallığa yeni bir soytarı yani Joker geliyor. Baloda insanları eğlendirirken Cath'in dikkatini çekiyor. Hatta bu baloda zavallı Kral aslında Catherine'ye evlenme teklifi edecek. Ama Catherine bunu hiç mi hiç istemiyor ve Cheshire kedisinden yardım istiyor. Alice in Wonderland izlerken de biliyordum Cheshire kedisini hep sevmişimdir. Sonra Cath kaçıyor balodan. Ama giderken yolda bayılıyor. Onu Jest yani Joker buluyor.
Ve resmi olarak tanışıyorlar. Ve farkına varmadan Catherine kalbini çoktan Jest'e veriyor. İlerleyen bölümlerde hepimizin sevdiği çılgın şapkacıyla da tanışıyoruz.
Buradan sonra spoiler olacak uyarayım. İlk sayfalar çok güzeldi. Jest ve Cath'in ilişkisi tatlıydı. Yasak aşklar, Kralın şapşallıkları falan. Sonunu biliyordum tabii. Bence hepimiz tahmin edebiliyoruz. Neyse konu bu değil. Jest'in Cath'i çay partisine götürmesi çok tatlıydı, çok masum bir aşkları vardı. Sayfa 385'e kadar her şey çok güzeldi. Ama 385'ten sonra asla güzel şeyler olmadı. Bir de Jest'in asıl görevi peki? Ne düşüneceğimi bilmiyorum. Ama kesinlikle başarılı oldu. Cath'n kalbi nerede olursa olsun hep Jest için atacak<3 İlk başta kaçıyorlardı beraber ne güzel. Sonra aptal Catherine geri döndü Mary Ann salağı için. Üzgünüm ama Mary'i affetmeyeceğim ama bunun için değil, ilk Catherine ona sırrını söyledikten sonra bunu ailesine taşıdığı için affetmeyeceğim. Neyse, Cath'e de çok sinir oldum orada. Evet anlıyorum arkadaşını kurtaracaktı ama o kapıyı hiç açmamalıydı. Bilmediğin şeyden zarar gelmez. Fazla bilgi göz çıkarırmış demek ki. Bu yüzden Jest'im öldü. Çok üzücüydü çok ağladım. Ve bu keşke Peter'ın suçu olsaydı ama değildi. Hepsinin suçu vardı. Cath'in de Hapkacının da... Sanırım asla etkisinden çıkamayacağım 385'ten sonra olan her şeyden. Sonrasında da her şey bir anda gelişti Cath kraliçe oldu falan. Bunun hakkında bir şey söyleyemeyeceğim çünkü her şeye rağmen Cath'i seviyorum. Sorry not sorry... Sonu her şeye rağmen çok güzeldi. Üç kardeşin Cath'in kalbini alması falan. Okurken hissettirdi benimkini söktü sanki... Olması gerektiği gibi bitti.
Kısaca mükemmel bir kitaptı her şeyiyle kesinlikle okuyun ama ağlamak istemiyorsanız 385'te bırakabilirsiniz :')