·480 syf.····Okunma: 19 Kasım 2022 07:48 Ciddi bir kitap beklerdim. Ancak TV programlarındaki konuşmalar yazıya geçirilmiş gibi. Hayal kırıklığına uğradım.
1. Konu bütünlüğü çerçevesinde bir anlatım yok. Örneğin sayfa 379 da "Atatürk ve Din" altında "... yenilikleri reddeden insanlar da olabilir, bunlar Rusya tarihinde dün vardı bugün de var; Büyük Petro'yu kabullenemediler ..." Rusya ne alaka? Büyük Petro kim? Ne alaka?
2. Günlük olaylara fazlaca giriyor. Ama dengesiz ve ne zaman girip ne zaman çıktığı belli değil.
3. Çok fazla isimden ve terimden bahsediyor. Gereksiz bilgi. (sayfa 277 "Şükrü Kaya ile İsmet Paşayı iş birliği yapar diye düşünmek, Kruşçev ile Kennedy'yi General de Gaulle'e karşı birleştirmekten daha da gülünçtür") Tarihte birden fazla Kruşçev olabilir ya da gelecekte olabilir. Arka planda hiç bilgi vermeden pat diye birinden bahsetmesi ciddiyetten ve konu bütünlüğünden uzak.
4. Halkın cahilliğinden ya da bişeylerin düzgün yapılmadığından çok yakınıyor (sayfa 239, "İddia sahipleri boş konuşmadan evvel gazete taramalı, yerli ve yabancı dergilere ve raporlara bakmalıdır")
5. Sürekli Atatürk'ün askeri dehasında bahsediyor ama pek somut örnekler yok. Ne yaptı mesela gemileri karadan mı yürüttü? Halkın anlayabileceği örnekler vermeli. Burada ricat (geri çekilme) taktiğinden, ileri vizyonlu olmasından biraz bahsediyor ancak yine de yetersiz.
6. Çok önemli bazı meseleleri çok sığca geçip, çok önemsiz meseleleri detaylıca anlatıyor. İstanbul ve Trakya nasıl savaşsız kurtarıldı, Atatürk ve İslam, laiklik, ezanın Türkçe olması, Musul'un nasıl elden çıktığı gibi konular çok sığ. Mesela "Atatürk ve arkeoloji" diyip Atatürk'ten kopuyor, arkeolojiye dalıyor. Hayrullah Örs bey kendini Türkiye Müzeleri genel müdürlüğünden Topkapı müdürlüğe tayin etmiş. Gereksiz detay bilgiler.
7. İnce ve detaylı bilgilerle o dönemin havasını solumamızı ve yapılanların nedenlerini anlamamızı sağlıyor. (Son halifenin abartılı cuma selamlık alayları, Latin alfabesine geçiş)
8. Çoğunluğun yanlış bildiği bazı şeylere (galatı meşhur) açıklık getiriyor. Yavuz Sultan Selim'den önce de padişahlar halife ünvanı kullanmış. Hatta 19. yüzyılda "Allah'ın yeryüzündeki gölgesi" (Zıllullah fil Arz) gibi şirk soluyan ifadeler kullanmışlar. 12 adayı hiç alamadık ...
9. Bilinmeyen bazı detaylar vererek (bazı milli mücadele kahramanlarımızın İzmir'den ümidi kesmesi gibi) tarihi daha gerçekçi ve somutça anlamamızı sağlıyor. Böylece efsanevi değil gerçekçi bir şekilde tarihi ve günümüzü anlayabiliyoruz. Dikkatimi çeken başka bir önemli bilgi Lozan anlaşması gibi Türkiye'nin temelini sağlayan anlaşmanın maddeleri açıkça belgelenmemiş olmasıdır.
10. Yabancı kelimeler ve terimler sık kullanılıyor. "... üniversalist bir eğitim görülüyor. Bu üniversalizm ..."
11. Sayfa 350 Sultan Abdülhamid Latin alfabesini savunuyor. Sayfa 383 ilk önce halk partisi Türkçe ezanı kaldırma teklifi verdi. Çok ilginç bilgiler. Ama hiç referans yok!
12. sayfa 423 " Büyük Adam: Atatürk" ciddiyetsiz ve sığ bir başlık. Tribünde tuttuğu takımı destekleyen taraftar sloganlarını andırıyor.
13. sayfa 446 "laiklik anlayışı neredeyse SSCB deki Stalinist dönemin ateist uygulamalarına paralel bir şekilde ve derecede yorumlandı" Çok önemli ve ciddi bir çıkarım. Daha detaylı anlatılmalı referanslar verilmeli.