Gönderi

10/10
·424 syf.··
2022 55. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2022 00:00
İlksöz: Kendimizden kaçıp başka biri olmak ya da bize sunulan kimliği kabul etmek. Bir Amerikalı İsviçre'ye giriş yaparken pasaport polisi ile yaşadığı tartışma sonucu tutuklanır. Polise güç kullanma şikayeti ile alıkonulduğunu düşünürken kısa sürede işler değişir. Yıllardır kayıp olan İsviçreli Stiller olduğu iddia edilmiştir. Stiller'in hakkındaki suçlamalardan dolayı derhal cezaevine konur. Tutuklanan kişi kendisinin Stiller değil bir Amerikan vatandaşı Mr. White olduğunu iddia eder. Ama ilginçtir ki Stiller'in eşi dahil tüm yüzleştime yapılan yakınları, tutuklanan kişinin Stiller olduğuna hemfikirdir. Bir tek gardiyan onu Mr. White olarak kabul eder. Onu savunması için görevlendirilen avukat -ki o da Stiller olduğunu düşünmektedir-  ona bir defter verir. Deftere, Mr. White olduğunu kanıtlayacak olan bilgileri, son yıllarda yaşadıklarını yazmasını ister. Ama tutuklanan kişi avukatın dediğinden çok hapishane sürecindeki olayları, Stiller olduğunu iddia edenler ile olan yüzleşmelerini, onların hislerini, kendi yaşadıklarını, onlardan duyduğu Stiller'in hayatı ile ilgili bilgileri, az da olsa Mr. White olarak yaşadıklarını aktarır bu defterlere. Okuyucu olarak biz de bu defterleri okuruz aslında. Ve anlatılanlardan, aktarılanlardan onun Stiller mi yoksa ve Mr. White mı olduğu konusunda sürekli fikir değiştirir dururuz. İpucu vermeden bir yorum nasıl yapılır, bazı şeylere değinmezsem kitabın değeri ortaya çıkabilir mi, tam olarak anlaşılabilir mi? Son birkaç haftadır kaç kez başlayıp sildim yorumu bilmiyorum. Bazı şeylerden bahsedersem, kitabın okuyucuya bıraktıklarını yönlendirmiş ya da o yoğunluğu azaltmış olma korkusu yorum yazarken hep ensemde. Bu kez yorumu yazarken kovaladım onu. Dedim ki ne yazsam yine bir dolu şey kalacak geriye. . Sözün kısası kitabı okudukça hem okuyucu olarak biz hem de kitabın kahramanı  kimlik arayışı! ile boğuşup duruyoruz: Stiller iken Stiller olmaktan kaçıp Mr. White olmayı seçen biri mi yoksa Mr. White iken kendisine sunulan Stiller kimliğini kabullenen biri mi... O kadar harika bir kurgu ile bu uçlar arasında gidip geliyoruz ki, yazar sürekli bizi bir uçtan bir uca savurup duruyor önümüze koyduklarıyla. Tam 'bu Stiller' derken, 'yok canım Mr. White' deyip, birkaç sayfa sonra 'ya yoksa Stiller mi' diyoruz bu kez. . Kimlik arayışı kadar toplumsal, siyasal, felsefi göndermeleri de olan bir eser  (bir Bernhard'ın Avusturya sevgisi!!! nerde, Fischer'in İsviçre sevgisi nerde de dedirtmiştir okurken). Ama o hepimizin içinde gizli olan 'başka biri olma' durumunu her iki yönüyle de aktaran iyi bir eser. Sanki Kafka'nın Dava'sını andıran ama o kadar da karamsar bir kurgu ile değil daha çok okuyucuyu da ikilemlerle esir alan bir roman. Bazı okumalardan sonra 'keşke bunu saatlerce konuşacağım birileri olsa' deriz ya işte öyle bir kitap. . Yine hiç okumadan ve hiç bilmeden içimde hissettiğim 'bu iyi bir kitap ve yazar' duygusunun beni yanıltmadığı bir okuma oldu. #korsaniledünyaturu Ağustos kitabıydı. Herkese tavsiye ederim. Kitapla. Sağlıcakla. . . . Sonsöz: Çoğumuz kendini bilir, ancak çok azımız kendini kabullenir. . .
StillerMax Frisch · Yapı Kredi Yayınları · 2020268 okunma
·
527 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.