Merhaba, dakikalar önce bitirdigim bir eser. Siddhartha benim için arayış yerine geçecek yeni bir terim yeni bir karakter oldu. Aradıkça görememek çünkü insan aradıkça körleşir. Eser bir hayli düşündürücü, en dipleri de en arınmış nirvana noktalarımızı da içimizde hissettigimizi ve iyinin de kötünün de bir bütün olarak yaşadığını bir varlığın salt günahkar veya salt buddha olmayacağını, bir buddhanın günahkarlığa, bir kumarbazın da Buddha'ya yönelmesi zamanla olacak bir şey olmadığını, zamanın sadece bir terim olduğunu "bu bir süreç" lafının sadece palavra olduğunu, çünkü en günahkârın icinde iyiliğe yönelmenin zaten en başından beri mevcut olduğunu düşündürü bana. Bir arayış uğruna yollara çıkan keşiş Siddhartha ilerledikce hayatın huzurunu farklı yollarda aramaya koyuluyor kimi zaman bir münzevi kimi zaman sevmeyi ögrenmek isteyen bir delikanlı kimi zaman para icin tüccar olan ve yine para için kumara yönelen bir karakter... En sonunda bir kayıkçı oluyor ve onun tanrısı bir ırmak oluyor. Irmak ona fısıldıyor. Aramayı bırakıyor aramayı bırakınca buluyor huzuru, mutluluğu çünkü aramak bir amaçtır tek bir şeyi ararken yüzlercesine kör oluruz. Siddhartha hepimizin içinde bulunan düşünceleri yaşadı, bize bir çok ders verdi ve en vurucu mesajı da dünyayı, ağaçları bir taşı bile sevmek gerektigini belirterek dile getirdi. Herkesin tanışmasını isterdim Siddhartha ile :)