Ben, Antonin Artaud, kendimin oğluyum, kendimin babası,
kendimin anası,
ve kendim...
Babası Marsilyalı, annesi İzmir kökenli bir Rum olan Amerikan avangart edebiyatının Fransız yazarıdır Antonin Artaud. Beat kuşağı üzerinde etkisi olan Artaud uzun süre psikiyatri kliniklerinde yattı. Vahşet Tiyatrosunun öncü ismidir. Vahşet yaşamdır onun için. İnsanın gizli suç işleme zevkinin, karabasanların, ilkelliğinin altı çizilir eserlerinde. Bir tür aydınlanma arayışıdır yazdıkları.
"Nasıl bir aydınlanmadır Antonin Artaud'un aydınlanması?" sorusuna şu cevabı verebiliriz.
"Yolu karanlığa çıkan bir aydınlanma."
Ona göre karanlık; varlıkta ve yoklukta ısrar etmek üzerine kuruludur.
Kitabı yayına hazırlayan şair Süreyya Aylin Antmen "Varlıkta Bir Yırtılma: Artaud" başlıklı sunuş yazısında şöyle diyor; Artaud, bedenin dil öncesindeki durumuna dönerek tüm kalıpları reddeder ve artık zihinle başka türlü bir ilişki kurar. "Ne ölebiliyorum ne yaşayabiliyor ne de ölmeyi ve yaşamayı arzulamayı bırakıyorum."
Varlık olmamaya açlık duyan yazarın metinlerini okumak biraz meşakkatli))
Ve Yayinevi'nden çıkmış kitabın şu an yeni baskısı yok ve zannedersem stoklarda da yok.
"Ben acımasız Kabil'im, iyi hiçbir şey yok bende, acıma duygum bir tuzak, hep söyledim bunu size ve tasarlamadan öldürdüm Habil'i, bir müddet üzerime aldım onu, sonra intikamımı almak için fırlatıp atacağım. Bir tuzaktı." Ben, Antonin Artaud