Son kısmı hariç metro da 2-3 sayfa okuya okuya 2 ay sonunda bitirdiğim kitap. Son kısmını metroda okumak zaten tüm heyecanı öldürürdü. kitabı benim gözümde büyüten de bu son kısmındaki kurgu oldu, kısacası son zamanlarda gördüğüm en sürükleyici kurguydu (bir gün öncesinden izlediğim filmde de aynı şeyi düşünmem, bu duyguyu en az 1 yıldır hissetmemişimdir. güzel tesadüf oldu).
Amaaaa. işte benim gömme kısmına geldik. Her ne kadar kurgusunu beğensem de, araya giren bilgiler edebi yanını katletse de, ki edebi yanı da olduğunu düşünmüyorum, ve yine ki o araya giren bilgilerin olmasını da daha hoş buluyorum, kitap sanatsal değil. tam olarak yeterli derinlikte bilgiye sahip olmadığım için nedeni açıklayamıyorum ama şuana kadar ki okuma tecrübeme güveniyorum. belki de asıl problem buradadır, ilk kez(derste zorla okutulanları saymıyorum) günümüzde yaşayan bir türk yazar(akademisyen sanıyordum, en azından google da sadece yazar yazıyor) tarafından yazılmış bir kitabı okudum. şuana kadar okuduğum kitaplar arasında birçok açıdan farklı, klasikleşmiş yabancı eserler ile karşılaştırma yapıyor olmam hatalı bir sonuca çıkmama neden olur büyük ihtimalle. Bu nedenle sanatsallığı üzerine daha fazla bir şey demeyeceğim. Özgül bir eser gözüyle bakmam iyi olur :)
itici gelen başka bir yanı da karakterler ve isimleri, sadece itici hissettim bu kadar :)
ya birde herkes mi nörolojiyi bilir, en ufakta olsa fikirleri var. itüden rastgele 100 kişiye sorsam toplasan 5 kişiden 2-3 cümle bir şey çıkar.
övme kısmına gelirsek, sadece metroda okumuş olmama rağmen akıcı olduğunu söyleyebilirim(akıcılık konusunda değerlendirmem de kitabı okurken diğer uyarıcılara karşı duyarlılığım. ne kadar düşük olursa o kadar kitabın içindeyim)
Genel olarak toparlamam gerekirse son zamanlarda okuduğum en heyecanlı kitap. ilk 100 sayfasında serinin devam kitaplarını muhtemelen almam diyordum ama kitabı bitirdikten sonra ilk işim o kitapları sipariş etmek oldu. Youtuber dan yazar olmaz düşüncesine de bir darbe inmiş oldu :)