·192 syf.····Okunma: 27 Kasım 2022 10:45 Yer yer inanılmaz uzun betimlemelerle ve sürekli olay akışının kesilmesinden okumakta hayli zorlandığım bir kitap oldu. Bir insanın yüksekten dibe düşmesini Tepeyran'ın Osmanlı'nın istibdat dönemini ifade etmek için kullandığını görüyoruz. "Hasta adamın" gerçekten hasta olduğunu ve bunun sebeplerini daha çok da sonuçlarını gördüğümüz Osmanlı halkının o dönem çektiği sıkıntıları Salih üzerinden anlatmış. Osmanlı köylülerin 1900lü dönemlerde dahi perperişan ve eğitimsiz olmalarından yakınmış. Yıl 2022 ve bu ne oranda değişti diye sorgulayınca aynı Salih'in artık gün yüzü görmesini ister gibi bir ilahi adalet bekler gibi beklediğimi-zi- fark ettim. İçinde bulunduğu sefalet, kötü şeylerden sonra tekrar çok daha kötü şeyler yaşaması gerçekten çok can sıkması yetmezmiş gibi gerçekçiliğinden ödün vermeyen yazarımız o günün olaylarından da bahsetmiş. Sanat eseri kaçırma, eğitimin yetersizliği, haksız vergilendirme oranları, savaştaki askerlerin ailelerinin (özellikle köydeki ailelerin) muinlerinin de zaten yoksulluktan biçare olması, padişahın ve sonrasında kollarının yönetimde ve görevlerini yerine getirmede ne kadar eksik kaldığını tekrar hatırlamış oluyoruz. Kısacası haklı bir hükümet eleştirisi görüyoruz. Sürekli bir ilahi adalet bekledim bu kitapta ama bunun mümkün olmadığını da içten içe hissediyordum. Sonunda da anlıyoruz zaten böyle bir beklentinin saçma olduğunu. Acı gerçeklerle yüzleşmek her zaman gereklidir ve bir şeylerin değişmesi için ilk adımdır. Umarım Türk halkı da bu gibi olaylardan bir şeyler öğrenir ve geçmiş hataları tekrarlamaktansa uyandığı derin uykudan bir an önce uyanır. Yoksa daha çok yanlış meşrutiyetler cumhuriyetlerde yaşarız.