Sıdıka. Yaşadığı zamanın acımasızlığını hayatı boyunca yaşamış bir kadın. Varlıktan yokluğa düşmesine rağmen asaletinden hiç bir şey kaybetmemiş olması takdir edilesi.
Ağa kızı olan Sıdıka Saray köyünün ağası Küçük Bey ile evlendiriliyor. Mutlu ve güzel bir evliliğe adım atıyorlar. Ama ilk çocuktan sonra Küçük beyin asıl yüzü ortaya çıkıyor ve eski hayatına geri dönüyor. Alkol ve kadınlar evlilikleri üzerine kabus gibi çöküyor. Küçük beyin annesi Dilşat hanımın ise elinden bir şey gelmiyor. Hiç bir şekilde oğlunu bu işlerden kurtaramıyor ve gelinini kızı yerine koyuyor ve hep arkasında dayanağı oluyor. Ama bir hata yapıyor Sıdıka ve Hacı Hayri Beyin aşkına karşılık veriyor. Dilşat hanım ile araları bozulsa da orta yolu buluyorlar.
Zamanla Küçük beyin çevresi ve metresleri zengin olurken ağalıktan geriye elde avuçta bir şey kalmıyor. Dilşat hanımın vefatından sonra ise Sıdıka 4 çocuk ile baba evine geri dönüyor. Elbette Küçük bey burada da rahat durmuyor. Ölene kadar içmekten geri durmuyor.
Sıdıka çocuklarına ve baba yadigarı Beko ile yaşam mücadelesine devam esiyor. Tek erkek evladı Muhammet Ziver okuyup asker oluyor. Tam Mustafa Kemal’in ordusuna katılacakken talihsiz bir şekilde vefat ediyor ve bu Sıdıka’nın çöküşünü hızlandırıyor. En küçük kızı hariç diğer iki kızını evlendiriyor ve bir gün oğluna ve aşkına kavuşuyor. Beko ise çocukluğundan beri aşık olduğu Sıdıka’nın yokluğuna yedi gün dayanabiliyor ve oda vefat ediyor.
Yazarın anneannesi olan Sıdıka Hanım varlığı ve yokluğu dibine kadar yaşıyor.