Puan vermedi·520 syf.····Okunma: 05 Kasım 2022 15:56 Öncelikle bir çok kişinin baş ucu kitabı olan ve edebi bakımdan mükemmel sayılabilecek bir kitap kendisi. O yüzden kitabın edebi yönünü değil de kitabın ana karakteri Martin Eden hakkında yorum yapacağım. Martin Eden’in okumamış, hayatın farklı yanlarını görmemiş olmasına rağmen kendini geliştirme çabalarına özellikle bunu okuyarak yapma çabalarına hayran kalmamak elde değil. İlk başlarda bunu bir kızın hayat standartlarına uygun hale gelmek için yapması insanı sorgulatıyor. Martin’in hep eleştirdiğim yanı bu; bir insan için kendisini değiştirme çabası. Kitabı okumaya başladığımda bu duruma ne kadar öfkelensem de devam ettikçe kızın, Martin’in kendini geliştirmesinde aracı rolü olduğunu anlayıp empati duymaya başladım. Martin sonunda ne istediğini bilen birisi oldu ve amacına ulaşmak için varını yoğunu ortaya koyarak büyük bir hayat mücadelesi verdi. Sonu herkesin tahmin edebileceği bir trajediyle bitti. Kitabı okuyunca özellikle sonlarına doğru insan anlıyor ki önemli olan hedefine ulaşmak değil. Önemli olan hedefine ulaşırken verdiğin mücadele. Martin içinde gittiği yolun sonundaki hedefine ulaşması değildi önemli olan, gittiği yoldaki var olma amacıydı. Bu her zaman, herkes için geçerli olmuştur. İnsan bir şeyi çok ister, elde eder, onu elde ettikten sonra da hiç bir çekici yanı kalmaz gözünde. Boşlukta hisseder kendisini. O boşluk hissi de yeni bir şey elde etmenin peşine düşene kadar devam eder. Ya hayatına yeni bir amaç bulup onun peşinden gider ya da o boşluk hissiyle bütün yaşamını mutsuz, hayatın bir anlamı olmadığına kendini ikna ederek geçirir. Kendini oyalayacak yeni uğraşlar bulamaz insan, tek yapabildiği nefes alıp vererek yaşamına kaldığı yerden devam etmeye çalışır. Bunu yaparken de içinden çıkamadığı büyük bir ıstırapla devam eder. Martin için de farklı bir son yoktu. Ya kendine yeni hedefler, yeni uğraşlar edinecek ya da amaçsız bir şekilde hayatının anlamsızlığını sorgulayarak kendini yiyip bitirecekti.