·196 syf.····Okunma: 24 Kasım 2022 05:11 Kitapla ilk tanışıklığım bundan tam 7 yıl evvel ben 15 yaşındayken okuma konusunda kendisini örnek aldığım arkadaşımın ablasının instagram postu vazifesi ile olmuştu.Yıllarca adını sanını bilmeden o kayısılı kapağı aklımda tuttum,doğrusu farkına varmadan tutuvermişim.Öykü okumayı çok sevdiğim şu son yıllarda sürekli yeni öykücü okuma hevesi ile doluyken de tatlı mı tatlı kapağa sahip "Sarıyaz" bir anda sipariş edildi,bir anda rafa kaldırıverildi.Çünkü sırf isimden ötürü -belki de önyargı bilemiyorum-sahil kenarında okuma hevesine büründüm.Fakat bu yıl sahil kenarına kısmetimiz yokmuş,gidemedik.Kaldı raftaki yerinde.Yine de yılı bitirmeden Mahir Ünsal Eriş okumazsam içim rahat etmezdi zira alıp rafa kaldırarak kendisine karşı borçlu hissettim kendimi.Kütüphaneye bıraktığım bir kitabın ardından hemen yılların merakı kayısılı kitabı aldım.Bütün bütün bir dikkatsizlike öykü sanarak aldım roman çıktı ancak biraz sonra da değineceğim gibi tesadüfler üzerine kurulu bu kitapta bu da pek yerinde oldu.Ha adını nasıl öğrendin derseniz de alışveriş sırasında veyahut burada gezinti esnasında huyumdur yazarların diğer kitaplarına elimden geldiğince bakarım adını o vesileyle öğrenmiş olsam gerek ve zaten alışveriş sitesinde de kalbi konduruvermişim yanına.Tanışma ve okumaya başlama serüvenim böyleydi.
Okuma serüvenime gelirsek kitabı okumak adına kendime üç gün verdim.Yazarın biçemini bilmediğim ,bölüm sayısı az ve uzun olduğu için daha fazla süre tanımak kitabı uzatmama neden olur düşüncesiyle.İyi ki de öyle yapmışım.Çünkü karakter fazlalığı ve her birinin bir şekilde bağlantısı olması dolayısıyla unutmaya sebebiyet verebilirdi.İlk bölümün başlarında sinyalleri alıp aklımın karışacağından korkarak ve içime sinen bir okuma yapmak istediğim için harita çıkararak okudum.Hem ufak noktaları kaçırmayarak daha çok keyif almamı sağladı hem de bu kimdi diye takıldığım noktada sayfalarda kaybolmadan ilerlememi.
Henüz çok iyi bir okuyucu değilim o yüzden de olabilir ancak okuduğum en kendine has ve değişik kitaptı.Başta böyle bir kitabı ilk kez okuduğum için anlamakta zorlandım.Top peşinde koşan bir çocuk gibi telaşlı bir heyecanla doluydum.Ancak sonra işleyişe ve olay örgüsüne yavaş yavaş hakim olmaya başlayınca sakinledim.Daldan dala konan bir kuş edasıyla ordan oraya bir sürü hayata kondum.Kimi zaman güldüm,kimi zaman üzüldüm,kimi zaman korktum, kimi zaman şok oldum,kimi ayrıntıları yakalayabilmiş olmaktan ötürü kendimle gururlandım.Bu bir roman olmasına roman ama bütününde her karakterin öyküsünü bir şekilde birbirine bağlayan bir roman.Kendi içinde öyküler silsilesi.
Okuduğum birçok olay beni öylesine kendisine çekti ki kitapta Yalova depremini okuduktan ve deprem ürpertisini üzerimden atamamışken ve bu konuda hala ara ara düşünüp okumaya devam ederken yine ülkemizde Yalova'ya yakın bir şehir olan Düzce'de deprem olması hayatın bir tesadüfünü daha gözlerim önüne serdi.Yanı sıra güzel şeyler de oldu.Ülkemin gitmediğim birçok iline hatta adasına gittim meğersem İmroz bizim bildiğimiz Gökça Ada imiş.Kitap sağ olsun vesile oldu,Google sağ olsun tıklatıp öğrendik.Onun haricinde de ziyadesiyle hem konu hem kelime olarak birçoklarını öğrendim.Beni birçok yönden geliştirdiğini hissettiğim bir kitap oldu.Bitirince yazara,kalemine ve en önemlisi verdiği ada minnet duydum.Ve şimdi işte benden de bu kadar!