10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2022 29. kitabı
Cesur yeni dünya, yeni bir milatla başlar. bu milat, henry ford’un ilk kez fabrikalarda uyguladığı toplu üretim yönteminde bir çığır açan, sosyolojide fordist dönem olarak bilinen taşıma bandı t modelidir. bu t modelinin kullanıldığı tarih “sıfır” olarak geçer ve cesur yeni dünya f.s. 632’de geçmektedir. aile, toplumdaki istikrarı bozan bir şeydir. huxley bu sorunu kökten kazıyarak, çocuk üretimini kontrol altına alır. kadınların çocuk doğurması devlet tarafından kesin olarak yasaklandığı için; kadınların %70’ini kısır olarak üretir, kalan % 30'una yumurtalarını kullanmak için kontroller eşliğinde izin verir. cesur yeni dünya'yı yöneten teknotratlar insan ırkının iyiliği için her şeyi düşünmüştür. kontrol mekanizmaları ise on yerel dünya denetçisidir. bunlardan londra merkezli batı avrupa bölgesi denetçisi mustafa mond isimli biridir. mustafa doğu dinlerindeki teslimiyeti temsil eder. teknokratlara teslimiyeti sorgulayan on yerel dünya denetçisinden londra merkezli batı avrupa bölgesi denetçisinin adı mustafa mond’dur. bu sisteme isyan edenler mond'a göre şunları istemektedir: “aslında siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz. eklemek gerekirse, ihtiyarlama, çirkinleşme ve iktidarsız kalma hakkını da istiyorsunuz; frengi ve kansere yakalanma haklarını, açlıktan nefesi kokma hakkını, sefil olma hakkını, sürekli yarın ne olacak korkusu içinde yaşama hakkını, tifoya yakalanma hakkını ve her türden ağza alınmaz acıyla işkence çekerek yaşama hakkını da istiyorsunuz.” Kitap boyunca bir çok kavram üstünde durulur. örneğin ahlak kavramı geleneksel ahlakın tam tersi bir yere, şartlandırmalarla oturtulmuştur. bu aslında ahlakın insan aklının bir ürünü ve basit şartlandırmalardan doğan bir şey olduğunun göstergesi olabilir. Diğer yandan istikrar toplumun tekamülü için vazgeçilemez bir koşuldur. istikrarın sağlanabilmesi içinse bireysellik yok sayılır, herkes herkes içindir düşüncesi şartlandırılır ve insanın yalnız kalmaması, topluma bağlı kalması için bilimum şeyler uygulanır. çünkü insan yalnız kaldıkça düşünür, olaylar hakkında fikir yürütür, toplumdan soyutlanır, düzendeki aksaklıklara karşı çıkar ve böyle bir durumda toplumsal istikrardan söz edilemez. Çarkların dönmesi için sürekli bir tüketimin olması şarttır ve bu doğrultuda insanlara yeninin iyi, eskininse kötüolduğu empoze edilir. çünkü eski eğer sevilirse yeni olan şeylere ilgi azalır, tüketim yeterince olmaz ve düzen işlevsiz hale gelir. İnsanı köleleştirmenin tek şartı ona köleliği sevdirmektir. köleliği seven insan ondan şikayetçi olmaz. Bütün sistem, mutluluk üzerine kuruludur. toplumun bütün parçaları 7/24 mutludur ve mutluluk ve haz duyguları dışındaki bir şey olur da hissedilirse soma denilen haplar, onları hayali, mutlu bir tatile çıkararak yardıma koşar. Dikkatli incelenirse 1931’de gelecek için öngörülerin yazıldığı bu romanın, günümüzde birçok konuda gerçeğe dönüştüğü fark edilebilir. Ayrıca yazarın, o döneme damgasını vurmuş isimleri kullanması da esere ayrı bir hava katmıştır. Bernard Marx isminin Karl Marx’tan, Lenina’nın Lenin’den en önemlisi de Mustafa Mond’un Mustafa Kemal Atatürk’ten gelmesi gibi Napolyon’dan Mussolini’ye kadar birçok atıf mevcuttur.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
·
330 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.