Okumaya başlamadan önce lütfen sağında solunda tek tük çalılıklar, kayalıklar ve toprak döküntülerinden başka bir şey bulunmayan, bulutlara komşu gri sis ile örtülü bir kaç metre görüş mesafesi sunan bir arazi parçası üzerinde çıplak ve rutubetli duvarlara sahip bir kale hayal edin, ne mutlu olanlar için daha yavaş nede talihsizler için daha hızlı olan ritmiyle birbirinden ayırt edilmesi olanaksız akıp giden bir zaman düşleyin, içerisinde yaşamın tatlı yanlarını hayal meyal anımsayan, gülümsemeleri yarım kalmış, üniforma giyinmeyen, kentte gezinebilen ve akşamları arzularına göre ister yataklarına ister sinemaya gidebilen milyonlarca insan bulunduğunu bile hatırlamakta güçlük çeken bir topluluk düşünün, bakalım yazarın anlatımı kadar büyüleyici bir dil ile bu tasviri iç dünyanızda yaşayabilecekmisiniz....
Kitabımızda Tatar Çölündeki Bestiani Kalesinde bir kaç ay kalacağını ve ileride parlak bir kariyeri olacağını düşünen, zaferle sonuçlanacağını umduğu askeri başarılarının ve romantik aşkların hayalini kuran Genç teğmen Giovanni DRAGO 'nun hikayesini okuyacaksınız....
Her sayfadaki yalnızlığı, umudu, düşleri, zamanın yaşamı büyük bir açgözlülükle yiyip bitirdiğini hissederek okudum. Hayatın tekdüze ve değişmez akışına kapılıp yaşamı boşuna tüketiyor olmak kaygısı günümüzde bizleride saran evrensel bir sorun değil mi ?