Axel uyuduğu derin uykudan uyandığında hiçbirşey hatırlamamaktadır. Onu karşılayan dört gizemli varlıkla birlikte nerde olduğunu çözmeye çalışır. M.A.N.C. adı verilen bir evrende olduğunu ve bu evreni kendisinin kurguladığını öğrenir. Evrenin çeşitli yerlerinde keşfedilmiş gezegenler olduğunu, kendi kurguladığı micmol adı verilen canlıların ona itaat ettiğini, kendisine itaat etmeyenleri anlamak adına ise rüya alemine kendini kapattığını öğrenmiştir. Artık evreni dolaşarak anlamaya çalışır. Dünya gezegeninde ise geçmişe doğru yolculuklar yaparak, gezegenin tarihsel ilerleyişinde Van Gogh, Mustafa Kemal Atatürk, Stefan Zweig ve Adolf Hitler gibi isimlerle sohbetler eder.
Felsefik betimlemelerle başlayan kitapta Axel’in yolculuğuna biz de eşlik ediyoruz. İlk sayfalarda hikaye zor ilerliyor gibi görünse de, sonrasında açılarak sürükleyici şekilde devam ediyor. Distopya türünde, geçmiş ve gelecek arasında mitolojik öğelerle yazılmış, tarihin ve edebiyatın da içiçe geçtiği bir roman. Akıcı bir anlatımla ve müthiş bir hayalgücüyle yazılmış eserde, özellikle dünya gezegenine yaptığı yolculuktaki sohbetler şahaneydi. Mustafa Kemal’le sohbetini çok severek ve heyecanla okudum. Altı çizilecek o kadar çok cümle vardı ki.. Sanırım okuyucuların en çok seveceği bölüm olacak “Dünya Gezegenine Yolculuk”. Ayrıca kadınların ve diğer canlıların da yaşam haklarına değinilerek verilen ince mesajlar da, harika bir düşünce olarak karşımıza çıkıyor. Aralarda geçen şiirsel satırları okumak oldukça keyifliydi. Finalinde ise; heyecan ve merakta bırakarak, gelecek kitabın da sinyallerini vererek son buluyor. Kısacası her yönüyle ince düşünülmüş, müthiş bir hayalgücüyle kurgulanmış bir eser. Şiddetle tavsiye ederim.
#MancEvreni
^
^
#alıntı
Kurgu, onu yazanın evlerinde şekillenir, dokunulmaz olduğunda ise evrimseldir ve evrim varoluşun kendisidir.
^
Yüzyıllar yalnızca M.a.n.c. evreninin görsel grafitisidir ve değişen yalnızca görsel algılardır.
^
Hangi düşünceli ruh gecenin kişiyi kendisiyle başbaşa bırakan yalnızlığında boğulmamıştır ki?
^
^
@akkaya.ms Ephesus Yayınları #bloghemsire