Küçük Hans Vakası Analizi
Puan vermedi·160 syf.··
2022 72. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2022 22:52
Küçük Hans vakası 3-4.5 yaşları arasında bir çocuğun yaşadığı Oidipus ve Kastrasyon kompleksinin çocuğun babasının notlarından yola çıkarak Psikanaliz yöntemleriyle incelendiği, Freud’un 1909 yılında yayımladığı ilk çocuk psikanalizi olarak bilinen kitabıdır. Kitap; Giriş, Hastalık Öyküsü ve Analiz, Epikriz ve Dipnot olmak üzere üç bölümden oluştuğu görülmektedir. İlk iki bölümde babanın notlarıyla çocuğun yaşadığı kompleks, nevroz ve fobi durumları anlatılırken Epikriz bölümünde Freud, ABD’de yapılan çalışmalar, Alfred Adler gibi alanda yetkinliği olan diğer bilim insanlarını da dikkate alarak vaka hakkında bir çıkarım yapmış ve dipnot olarak yıllar sonra bir genç olan Hans ile görüştüğünü kardeşi ve ailesi hakkında bilgiler edindiğini, Hans’ın sağlıklı bir birey olarak geliştiğini belirtmektedir. Kitapta ilk notların Hans’ın üç yaşını tam doldurmadığı bir dönemde “Çiş Aygıtı” olarak tanıttığı uzvu hakkında sorular sormasıyla başladığı görülüyor. (s.13) Çocuğun üç yaşını doldurmaya yakın bir süreçte cinsel uzvuna karşı merakının artması Sigmund Freud’un Psikoseksüel Gelişim Kuramı çerçevesinde çocuğun Anal Dönemden (1.5- 3 yaş) Fallik Döneme (3-6 yaş) geçiş yaptığı bir evre olması hasebiyle normal gözükmektedir. Fakat, Hans’ın annesinin onun elini penisindeyken yakalaması ve böyle bir durumda bir daha yakalanırsa cinsel organının kesileceğine dair verdiği telkin çocukta kastrasyon kompleksine sebep olmaktadır. Fallik Dönemin ilk zamanlarında gerçekleşen bu olay sonucunda çocuğun “Çişini nasıl yapacaksın?” sorusuna “popomla” cevabı vermesi erojen bölgenin anüs ve çevresi olduğu Anal Döneminden izler taşıdığı görülmektedir. Hans cinsel organını işlevlerini nicelik ve niteliğini kavramayı çalıştığı Fallik Evre döneminde annesiyle konuşurken “Sen çok büyük olduğun için çiş aygıtın atınki kadardır diye düşünmüştüm." (s.15) cevabıyla annesinin cinsel organının kendisinde olan uzva benzemediğini henüz keşfedemediği ve uzvun niceliğiyle insanın niceliği arasında doğrudan bir bağlantı kurduğu görülmektedir. Hans’ın 3.5 yaşındayken dünyaya gelen kardeşi tam da Annesine ilgi duymaya başladığı Oidipus kompleksi yaşadığı dönemine gelmesi ki Hans’ın bu dönemde Oidipus Kompleksi yaşadığını Annesini kaybetmekten korktuğu rüyasından (s.31) buruşuk zürafa örneğinde aklına gelen ilk kelimelerin Ahududu suyu ve öldürmek için bir tüfek olmasından (s.44) kendi çiş aygıtının küçük olmasından dolayı annesinin onu sevmeyeceği korkusundan ve "Babam ölürse ben baba olurum, diye düşündün” sorusuna “evet” cevabı vermesinden (s.99) açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca Hans’da oluşan At Fobisinde korktuğu atların yük atları ve siyah ağızlık giyen atlar olması yük atların annenin hamileliğiyle özdeşleşmiş siyah ağızlığında babanın bıyıklarını temsil etmiş olabileceğini akıllara getirmektedir. Zürafa örneğinde ise babasının boynuyla zürafa arasında ilişki kurmuş babasını ve annesini zürafaya benzeterek annesine olan kıskançlığını dile getirmiştir. Cinsel organlarını keşfetmeye başladığı bir dönemde Hans’ın yeni bir kardeşinin olması babasını kıskandığı bir dönemde kendisine gösterilen ilginin dağılacağını anlamasıyla birlikte kıskançlık hissi kardeşe de yönelmiş Hans kardeşi hakkında çelişkili ifadeler kullanarak bastırdığı ve içinde çatışma yaşadığı duyguları gözler önüne sermiştir. Örneğin, babasıyla muhabbet ederken onun hakkında “ölsün istiyorum” (s.80) derken ilerleyen süreçte önce kendisinin bir kızının olmasını istediğini ama annesinin çocuğunun olmasını istemediğini belirtmesi (s.95) çocuğun Tanrı iradesiyle mi yoksa onların isteğiyle mi olduğunu sorması, kardeşini Leyleklerin getirdiğine inanır şekilde konuşması, açık bir şekilde kardeşini istemediğini göstermektedir. Fakat kitapta belirtildiği üzere “Hans bebeğe abartılı bir şefkatle yaklaşarak bunu dengelemeye çalışmaktadır”(s.78) Bu durum, içten içe Hans’ın kardeşine dair düşüncelerinde suçluluk duyduğunu da göstermektedir. Kendi cinselliğini keşfetmeye çalışan Hans bir de kardeşinin nasıl dünyaya geldiğini sorgulamakta önce Leyleklerin getirdiğine daha sonra çok küçük olduğundan dolayı onu bir tür “kaka” olarak görmekte ve oyuncak bir bebeğin bacaklarını ayırarak cinsel uzvuna makas sokup çıkararak hem cinsel organını keşfetmeye hem de doğum hadisesinin nasıl olduğunu bulmaya çalışmaktadır. Oidipus kompleksini “Eskiden anneydim ben, şimdi babayım." diyerek annesiyle evli olduğunu düşleyen Hans babası tarafından cezalandırılma korkusunu aşarak babasına: “Sende büyükbabalarısın” demekte. Böylece babasını da bertaraf etmeden ebeveynleriyle özdeşleşmeyi sağlayabilmektedir. Hans’ın bu süreçte iğdiş edilme korkusuyla cinsel organıyla temasa geçemediği, bu yüzden haz bölgesini anal bölgelere taşıyarak kabızlık yaşadığı görülmektedir. Kardeşinin doğumuyla birlikte ateşlenmesi günümüzde de görülen yeni doğan kardeşin ardından çocuğun ilgi isteğinin ve suçluluk psikolojisinin dışavurumudur. Hans’ın patırtılar, sarı külot ve siyah külot arasındaki ilişki ise Büyük bir kaka güçlü bir patırtı çıkarır gibi geliyor kulağa. Büyük patırtı kakayı hatırlatıyor, küçük patırtı çişi (krş. siyah ve sarı külot)” (s.72) Hans’ın bu ifadelerinin ötesinde tam bir anlam içermiyor. “Hans odamızdan çıkarılıp ayrı bir yatak odasında yatmaya başladığında dört yaşındaydı” (s.108) ibaresi vaka nezdinde temel bir öneme sahip olmamakla birlikte 2-3 yaş öncesinde çocuğun aileden ayrı bir odaya geçmesinin çocuğun sorumluluk, özgüven, bireysellik gibi kazanımları elde etmesi adına önemli olduğu bilinmektedir. (Bebek yalnız başına ne zaman uyumalı? (sozcu.com.tr) Bowlby’nin Bağlanma Kuramı çerçevesinde çocuğun gelişiminin ilk yıllarında annesiyle ilişkisinin güvenli bağlanması için önemli olduğu bilinmektedir. Fakat çocukların ebeveynleriyle ayrı odalara sahip olmasının önemli olduğu açıkça görülmektedir. Hans’ın hayali arkadaşlar edinmesi oluşturduğu fantezilerde onları kullanması sosyalleşme ihtiyacını da gözler önüne sermektedir. Erikson’un Psikososyal Kuramına göre bağımsızlık karşısında utanç ve şüphe döneminden girişimcilik karşısında suçluluk dönemine geçiş yapan Hans’ın kardeş kıskançlığı, kastrasyon kompleksi ve Oedipus kompleksi sebebiyle suçluluk yaşadığı görülmektedir. Hans’ın annesinin geçmişte nevroz yaşayan bir hasta olması akla çocuğun yaşadığı nevroz ve fobinin genetik olabileceğini düşündürmekte fakat Freud ile sonradan görüştüğünde Hans’ın gayet sağlıklı olması Freud’a göre durumun genetik olmadığını göstermektedir. Günümüzde tespit edilen epigenetik çalışmaları çerçevesinde çevre ve genetik arasında bir ilişki olduğu tespit edilmekte genetik hastalıkların ortaya çıkmasında bireyin sosyal yaşamının etkili olduğu görülmektedir. Bu yüzden Hans’ın yaşadıklarının genetik bir hastalık olup olmadığı bu dönemin şartlarında tam olarak bilinememektedir. Epikriz bölümünde Freud, Hans’ın yaşadığı durumun genellenemeyeceği eleştirisi ve değerlendirmede Freud’un önyargılarının etkili olduğu eleştirisine cevap vermektedir. Ayrıca “Telkinin ne olduğunu, nereden geldiğini, ne zaman harekete geçtiğini ne bilen var, ne de bilmek isteyen.” (s.112) diyerek çocuğun telkin yoluyla konuşturulduğu iddiasına cevap vermektedir. “Psikanaliz asla tarafsız bir bilimsel araştırma değil, terapötik bir müdahaledir ve psikanalizin istediği, bir şeyi kanıtlamak değil, değiştirmektir” diyerek Psikanalizin hedefini belirtmekte ardından Hans vakası üzerine görüşlerini belirtmektedir. Bu süreçte Alfred Adler’in ‘içgüdü çakışması’ adını verdiği kavram üzerinden yaptığı yorumla Hans’ın kendi ‘çiş aygıtı’ ile diğerlerinin çiş aygıtı arasında karşılaştırma yapmasını açıklıyor. Günümüzde çok tartışılan bir konu olan eşcinsellik üzerine “erkek cinsel organına duyulan derin saygı” ve “Kendini cinsel ilişkiye girmek için baştan çıkaracak kişinin penisi olması zorunludur ve en iyi ihtimalle libidoları "penisi olan bir dişiye", feminen görünümlü genç bir erkeğe yönelir.” (s.119) ifadeleriyle açıklayan Freud otoerotizm kavramını da vurguluyor. Küçük Hans’ın altının değiştirilmesinden aldığı hazla cinsel nesneye duyulan sevgiyi keşfettiği, kardeşinin dünyaya gelmesiyle birlikte 3.5 yaşındaki Hans’ın daha nazikleştiğini belirtirken diğer yandan Hans’ın durumunu “konversiyon histerisi içermeyen, sadece anksiyete ve fobilerle açığa çıkan anksiyete histerileri de mümkündür ve işte küçük Hans'ın durumu tam da budur.” (s.125) ifadesiyle açıklamaktadır. Freud, Hans’ın iki zürafa fantezisiyle annesiyle ilgili arzularını dile getirdiğini belirtirken çocuğun babasının özelliklerini atlarla bağdaştırarak at fobisi yaşadığını belirtmektedir. Sonuç olarak, Freud’un psikoseksüel gelişim kuramı çerçevesinde “Küçük Hans Vakasını” incelediği ve değerlendirdiği görülmektedir. Hans’ın korkutulmadan, anksiyetelerini dile getirerek büyümesi onun gelişimini olumlu etkilediğini belirten yazar: “Çocuklarımızı ehlileştirmek istiyoruz ve bu arada gelişim sürecinin ona fayda sağlayıp sağlamadığına çok az dikkat ediyoruz.” (s.153) diyerek çocuk eğitiminin önemini vurgulamakta Küçük Hans özelinden yola çıkarak genellemeler yapmaktadır. Rüya yorumları, savunma mekanizmaları ve gelişim evreleri üzerinden psikanaliz değerlendirmesi yapan yazar kendi oluşturduğu kuramı ilk defa bir çocuk vakası üzerinde değerlendirmesiyle de dikkat çekmektedir.. Küçük Hans vakası Freud’un psikoseksüel kuramının yaşamla bağlantısını kurulması adına da ayrı bir önem taşımaktadır.
Psikoloji
Çocukta Fobinin AnaliziSigmund Freud · Say Yayınları · 20101,450 okunma
·
372 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.