Cahit Külebi 1940'larda, Garip akımının etkili olduğu yıllarda, yapıt vermeye başlamış ama kendine has şiir tarzıyla bu akımın dışında kalmış bir şair. Lise yıllarında şans eseri halk ozanlarıyla birlikte bulunması alt yapısını oluşturup halk şiir geleneğinden beslenmesine yol açmış. Şiirlerinde çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği yerleri, Anadolu ve Anadolu insanın duyarlılığını kullanmış. Özellikle ise halk ve doğa ön planda. Kendisi de şöyle ifade ediyor :
İlk ustam oldu benim halk
Belleğimde akıp giden ırmak...
Köylü diliyle türkü çağırdım
Onlarla gülüp ağlayarak.
İkinci ustamsa doğa
Şiirlerimde alın terim.
Bozkır türküsüyle doldu ciğerlerim.
Taşları düzleyen rüzgâr gibi
Doğayla yontuldu dizelerim.
Ayrıca :"Ne modaya kapıldım, ne de, "şu konuyu ele alırsam daha etkili olurum, daha çok beğeni kazanırım" diye düşündüm...Yalnızca "kendimi konuşmak" istedim." diyor şair.
Bu bakış açısı zaten şiirlerinde belli oluyor. Şiirleri çok içten ve sade, duyguyu direkt alabiliyorsunuz. Kelimeleri süsleyip anlamı boşaltmak yerine içeriği önemseyip yalın bir dille anlatmayı tercih etmiş. En bilindik ve güzel dizeleriyle bitiyorum :#188328504
Keyifli okumalar.