Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 10 Aralık 2022 00:00 "Artık dünyayı kendime dert etmiyorum ve şu anda hangi zaman diliminde olduğunu da bilmiyorum."
.
Unutamamak, bana kalırsa insanın çektiği en büyük hastalık. Fakat hatıraları unutmaya yüz tutmuş karakterimiz "Unutmamak için tam olarak hatırlamam gerekiyor," diyen bir kadın. Ve bazen tek bir cümlenin insan üzerinde ne kadar büyük etkiler bıraktığına da bir örnek bu. Kitabın genel olarak bende bıraktığı iz çok büyük. Yazarın kalemi öyle güçlü ki okumamak, duraklamak, elinden bırakıp başka bir işe koyulmak mümkün değil. Yaşanan her duygu ve her hatıra insanın hayatının bir döneminde muhakkak yaşadığı ve hissettikleriyle ortak.
.
İmkânsızı sevmenin ve bu sevgide ısrarla diretmenin verdiği yorgunluk, acı ve garip haz.. İnsanın kendini tüketerek sevmesi, aşkın insanı telef etmesi, aşkın insanı yok etmesi üzerine büyük dersler alınacak bir yasak aşk hikâyesi. Bunamanın arifesindeki bir kadın düşünün ki kızını ve bir zamanlar eşi olan adamı bile sadece yasak aşkını andığında hatırlıyor. Kendisini unutarak ama Franz'ını unutmaktan korkarak yaşanmış bir hayat.
.
Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra yaşanan günler bile oldukça flu ama Franz'la yaşanan en erotik anlar bile hâlâ gerçekliğini koruyor. Bombalanan kilisenin önünde, ölü sıçanları ölü tavşan sanan iki çocuk, onları pamuklara sararak evcilik oynuyor. Savaş en çok çocukları yaralıyor diyoruz ama o kız çocuğu büyüyor ve en çok yarayı aslında Franz'ını severek alıyor. Kavuşulmamış bir aşk, her yeri yerle bir eden savaştan çok daha fazla kanatıyor.
.
Hafızamız çoğu zaman bize türlü oyunlar oynuyor, evet. Ama kabuk tutmasına izin vermediğimiz, unutmaktan korktuğumuz hatıralar, tutkulu ve bir o kadar da hayvansı olan yanlarımız hafızanın bile dengesini şaşırtıyor. İşte insan o zaman, aklıyla kalbi arasında kalmaktan deliriyor. Yaşanana inanamıyorken, yaşanmayanı yaşanmış kılıyor. Okuduğum en farklı ve en etkileyici aşk romanıydı bu. Altını çizdiğim her satır sahiplendiklerimdir.