Bu kitapta ana karakter bir amigo kız (ya da kızlar diyelim, daha doğru olur). Amigo kızları hedef alan bir seri katil var. Kasabayı terk eden ve sonra da sorgulanmak için geri dönen amigo kızlardan birinin sevgilisi de hem şüpheli hem de amigo kızı ya toprağınsın ya benim diyecek kadar sahiplenmiş bir kardeşimiz. Olayı soruşturan dedektif ise malikanede yaşayan, babadan zengin, cok gizemli ama bir o kadar da yakışıklı bir adam. Amerika'nın bilmem hangi kasabasında geçen, yarı erotik yarı polisiye bir kurgu. Bütün bu cümleler arasında size orijinal gelen herhangi bir cümle oldu mu? Açıkçası kitabı okurken de bitirdiğimde de bana hiçbir şey orijinal gelmedi. Belki de bana, "Ama dünyadaki neredeyse her konu zaten işlendi, önemli olan anlatım şekli," diyebilirsiniz. Emin olun bu kitapta o da yok (popüler olan benzerlerinin pek çoğu gibi). Benim bu kitaba bir garezim de yok ama kitap sanki Türkiye'de yaşayan birinin kafası güzelken Amerika'da geçen bir polisiye yazmak istemesiyle çıkmış ortaya. Nitekim cümleleri okurken hep neden orijinallikten bu kadar uzak diye sorup durdum kendime. Mesela başta, ana karakter olan amigo kız sürekli ben reşitim deyip durduğu için ben kızları lise öğrencisi sandım. Sonra üniversite öğrencileri olduklarını öğrendim falan filan. Tamam, buna benzer kitaplar çok okunuyor ülkemizde ama yeni nesil bu kitaplardan neden bu kadar keyif alıyor anlamıyorum. Bu iki kitaplık seri (sobe diye devam kitabı var bu arada) sanki stephenie meyer, grinin elli tonu ve sandra brown okuyan birinin bu yazarları harmanlayarak ortaya çıkardağı bir seri gibiydi ne yazık ki. N. G. Kabal