Ezilenlerin Pedagojisi (spoiler)
Puan vermedi·288 syf.··
2022 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2022 16:35
Kitabı ilk okumaya başladığım anda hayatımızın aslında nasıl bir düzen içinde olduğunu keşfettim diyebilirim. Çünkü kitabın anlattığı birebir bizim hayatımız. İçinde bulunduğumuz sistem. Bizler ezilenleriz. Hem de ezildiğimizin farkında olmayan ezilenleriz. Her zaman ezberletilmiş bir düzenin, sorgulamayı, araştırmayı unutmuş ezilenler. Ya da işimize geldiği ve bizim de kolayımızda olduğu için bunu aynen kabullenmek hoşumuza gitti. Bazen kitabı okurken şunlar geldi aklıma. Derste dersi dinleyen ve anlamayan insanların soru sorduğu zaman diğerlerinin nasıl da o soru soran kişiye bilendikleri, türlü lakaplar taktığı ya da gereksiz uzattığını düşündüğünü ve bunu o kişiye karşı hiç çekinmeden dile getirdikleri oldu çünkü öyle bir tembelleşmiş ve öyle uyuşuk varlıklar olmuşuz ki bazen -hatta çoğu zaman- içinde bulunduğumuz konumun gerekliliklerini yapanlar bile bizi rahatsız edebiliyor. Ve aslında ona verilen bilgileri sorguladığı için ondan rahatsız olanlar değil de gün sonunda o soruları soran kişi mutsuz olabiliyor. Ya da belki bazen ‘neden yaptım, keşke yapmasaydım’ diyebiliyor. Halbuki asıl utanması ve pişman olması gereken ona bu söylemleri söyleme cesaretinde bulunanlar olması gerekirken... Kitapta bir de şu sözler dikkatimi çekti. Düşünce ve eylem boyutu. Eleştirdiğimiz hiçbir konunun aslında tam olarak savunucusu değiliz. Bizi geriye götüren noktalardan biri de bu çünkü bizler her şeyin yanlış gittiğini hep söyleyen hep dile getiren ancak eylem boyutuna geçeceği anda ortadan bir şekilde kaybolan veya kendini hep geride tutmayı başarabilen kişileriz. Hatta bunu yapmak isteyenlere yukarda bahsettiğim gibi durdurup, eleştirip onu da kendi safımızda tutabiliyoruz. O kişiye kendisinin yanlış yaptığına inandırabiliyoruz. Bilemiyorum tüm bunlar ya korkakça ya da belki tamamen bir alışkanlık. Düşünmemek elde değil bizler birilerine farkında olmadan hep yardım ediyoruz. Sesimizi çıkartmaktan aciz ve bizi bu hale getiren, bizi birer robota dönüştüren güçlerin hep yanında oluyoruz. Şu an anlıyorum kitapta bahsedilen Bankacı eğitim modelinin birebir kurbanlarıyız bizler çünkü yıllarca ezberletilmiş bilgiler içinde ne öğrendiğimizin bile farkında olmadan, sorgulamayı unutturan bireyler olarak eğittiler bizi. Onlar her iki kere iki dört eder dediğinde onayladık. Başka bir ihtimalin olabileceğini düşünmedik. Bize hep verilen kaynaklardan okumalar yapmayı tercih ettik. Ya da bazen onlara bakma lüksünde bile bulunmadık. Kitap okuyana hep kötü baktık, asıl o zaman eleştirdik onları, soru soranları ezdik. Bir daha sormak istediklerinde sanki onlar hata yapmışlar gibi hissettirdik. Özür dilettirdik. Hayvanların aksine ne yaşadığının farkında olan, kendi eylemlerinin sorumluluğunu taşıyan bireyler olduğumuz halde bunun tam tersi gibi davrandık. Ezen/ezilen ilişkisi içinde ezilen tarafta olduğumuz halde bizden daha aşağıdaki ezilenleri de ezmekten çekinmedik, çekinmiyoruz. Çünkü kitapta da dediği gibi aslında ufacık bir fırsat geçtiği anda elimize ezen taraf olmaktan çekinmeyeceğiz çünkü başka bir ihtimali göremedik. Her zaman bizim için insan olmak ezen taraf olmak oldu.
Felsefe-Düşünce
Ezilenlerin PedagojisiPaulo Freire · Ayrıntı Yayınları · 20211,533 okunma
·
348 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.