Eser, Serveti Fünun edebiyatı kökenli Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun Türkçülük akımının etkisine geçtikten sonra kaleme almış olduğu bir romandır. Açıkçası buna roman olarak bakmak zannımca bir boşluk oluşturur. Roman adıyla etkili bir ideolojik katalizör görevi gördüğünü belirtmeden geçemeyeceğim. Eser incelenirken müellifin yaşadığı dönemi ve o dönemdeki bilgilerin yeterliliği veyahut yetersizliği göz önüne alınmalıdır. Dönemine göre çok başarılı bir tarihsel seyahat romanı olduğu inkar edilemez bu durumda tamamen müellifin bilgisine bağlıdır. Yazar ünlü şarkiyatçıları takip etmiş bunun ışığında tarihî, filolojik ve dini bütün araçları ve bilgileri okuyucularıyla paylaşmıştır. Roman, Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayınlamış millî uyanışa hizmet etmek maksadıyla da edebiyatımızda Türkçülük adına önemli bir yer edinmiştir. Şu anda dahi pek popüler olduğu söylenemezsede içerik olarak geniş bir tarihi bilgi vermektedir. O kadar ki şunu iddia edebilirim, yazarın o dönemde ki bilgilerini günümüz üniversite öğrencilerinin bildiğinden şüphe duyuyorum, umarım bu şüphe şahsi ve yersiz bir kuruntudan ileri gelmiştir...
Romanda temsili olarak üç Türk kökenli halk resmedilmiş, bunlar dönemsel bakıldığında çok önemli üç Türk grubunu ele almaktadır. Yazar kasıtlı bir şekilde gruplandırmış ve bu durum dahi başlı başına bir düşünce hayatının dikkate şayan bir örneğidir. Romana ismini veren " Gönül Hanım ve kardeşi Ali Bahadır Kaplanof" Tatarları (Kırım Tatarları), "Kont Béla Zichy" isimli esir subay Türk asıllı olduklarını yeni yeni keşfetmiş Hunların Avrupa kültüründe sıkışmış torunları olan Macarları, nihayet "Mehmet Tolun Efendi" isimli esir subay ise bir Osmanlı'yı bir Türk'ü temsil etmiştir. Bu dört kişilik grubun yollarını ise I.Dünya Savaşı'nın esareti birleştirmiş hoş bir tesadüften mutlu bir kaderle nihayete kavuşturmuştur. 1920 yıllarda Osmanlı'nın sona erdiği yıllarda Orta Asya Türklüğü araştırmalarının yoğunluk kazanmasıyla halkı bilinçlendirmek her Türkçü Osmanlı edibinin bir vazifesi halini almıştır, müellifimizde bu görüşün savunucuları arasında mühim bir yere sahiptir. Burada Türklerin tarih boyunca etkilendikleri dinler de ele alınmış özellikle Hıristiyanlık ve Müslümanlık için insanların dini yorumlama şekillerini eleştirmiş özellikle Budizmi ve öğretilerini önemli bir şekilde tenkit edilmiştir. Eser içinde çok sık şekilde vurgulanan Türk kavmi, müellifin aktarımıyla "Tukyu"lar bizim bildiğimiz ismiyle "Göktürkler"dir. Okuyuculara kolaylık olması adına paylaşmaktan mutluluk duyarım. Romanın en akıcı kısmı ise Tolun Bey'in hatıratı kısmı olduğu şahsımca açıktır. Bu kısım tam bir seyahat yazısını teşkil etmektedir. Romanın sonuna bir aşk hikayesi sıkıştırılmış ve galiba müellif tarafından romana bir heyecan katılmak istenmiştir. Okuyucularına ise bu eserin yazarın kendi dönemindeki sınırlı ilmi bilgiler çerçevesinde kurgulandığını ve buna göre okumalarını yapmalarını önerir, iyi okumalar dilerim...