Gönderi

10/10
·405 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
On Dördüncü Yıl “Belki de Selin bunca yıl senin ona gelmeni bekledi Nisan…” … “Doğru adam kimdi?” “Sen de değildin. Doğru bir adam hiç olmadı. Doğru adamlar hikayenin esas kadınlarını başka bir kadın uğruna terk etmezler Mert.” … “Medeniyetten uzakta, ıssız bir deniz kenarında kış vakti bir başımızayız. Tabii ki sıcak çikolata. Bu klişeyi yaşamak zorundayız.” … İnsan ölürken ne düşünür? … Felaketler üçer üçer gelir. Bunu bir kitapta okumuştu. … Hayatta zamanın kırıldığını düşündüğümüz bazı anlar olur. Hani bir an zihnimizde anı dondurur ve o an yaşananlar başka şekilde gelişseydi nasıl olurdu diye düşünürüz ya… Mert, tam da öyle bir anın içindeydi. … Hikayemiz 14 yıl önce İzmir’de ailesiyle yaşadığı evde vahşice katledilmiş olarak bulunan 18 yaşındaki Selin’in cinayetiyle başlar. Delil yetersizliği nedeniyle faili bulunamaz. Yıllar sonra ünlü bir televizyon kanalında gündüz kuşağında araştırma programı yapan ünlü spiker Nisan Avcı, dosyayı tekrar ele almaya karar verir. Nisan’ın hayatının zorlu dönüm noktalarından birini yaşadığı bir anda, yıllardır yayınlamak istediği fakat yapımcısı tarafından yeterince sansasyonel bulunmadığı için ele alınmayan Selin’in cinayeti dosyasında çalışmaya başlamasıyla olaylar gelişir. Kitap çok akıcı, yazarın dili yalın ve tertemiz, karakterler hoş; isabetli ve espirili tahlilleri ile hem güldürüp hem düşündürüyor; tasvirleri dozunda, vurucu fakat yormuyor, zorlama değil. Yazarın çok iyi bir gözlemci ve duygu koleksiyoncusu olduğunu nokta atışı tahlillerinden anlıyoruz. Kadın başkahramanın mesleğine bayıldım (bir nevi Müge Anlı) gerçekten çok muzip bir çıkış noktası ve devamında karakter çok iyi işlenmiş. Bence türü ne olursa olsun bir okuru yakalayan en önemli şey, İYİ BİR FİKİR! ‘On Dördüncü Yıl’ çok iyi bir fikir üzerine üstelik iyi işlenmiş, sürükleyici bir polisiye. Araştırma derinleştikçe Nisan, katil tarafından tehdit edilmeye başlıyor ve işler burada baya bir kızışıyor. Burada katil hakkında tahmin yürütmeye başlıyorsunuz. Katilin tehditleri hep aynı tanıklarla görüştükten hemen sonra geliyor. (Ben çok yaklaşmıştım ama hafif bir teğet geçme durumu oldu;) Hikayedeki bütün kadınlar bir şekilde erkek şiddetine uğramış aldatılmış terkedilmiş dövülmüş ve susmuş, istisnasız hepsi! Bu anlamda tamamen yerli ve milli, kadınlarımız, hikayelerimiz, acılarımız, biz’den oluşan bir kompozisyon var. Yan karakterleri de sevdim hepsi iyi işlenmiş, gerçek hayattan hepimizin tanıdığı sahici kişilerdi. Mert ve Nisan’ın didişmeleri gayet yetişkin düzeyinde, geçmiş durumlarına göre makul ve ince laf sokmaları nefisti. Kapakla ilgili ufak bir eleştirim ise keşke kitabın adını daha büyük punto ve daha çarpıcı bir font ile yazsalarmış. Bunun dışında cilt ve baskı kalitesi, kapak görselini beğendim. Kitapyurdundan iki üç gün içinde geldi. Son 70 sayfada aksiyon ve heyecanın dozu hiç azalmadı, onca mücadele ve acıdan sonra yüreklere su serpen bazı şeylerin (spoilerden kaçınma şey’i;) gerçek hayatta da görülmesini diliyorum. Çok, çok beğendim. Yaklaşık altı aydır yoğunluk ve dikkat dağınıklığından ötürü başladığım 15 kitabı yarım bırakan ben, üç dört oturuşta su gibi okuyup bitirdim. Açıklamaya sığdıramadığım için sevdiğim alıntıları görsellerde paylaştım, tam metin halinde 1000kitap profilimden okuyabilirsiniz. Selin Şafak Sevgili @emelsakalli_ @thevelvet.queen Kalemine emeğine sağlık, nice okunmaların olsun.
On Dördüncü YılEmel Sakallı · Mythos Yayınları · 202239 okunma
·
110 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.