·80 syf.····Okunma: 03 Ocak 2022 14:37 Duygusal bir kafayla okunduğunda insanı mahveden bir kitap olmuş. Hele de sevdiğiniz biri varsa ve onu düşünerek okursanız kendinizden geçersiniz. Aşk o kadar güzel anlatılmış ki... Kitabın her cümlesi derin düşüncelere sevk ediyor. Ama ikinci kez aşık kafasıyla değil de ne yazmış ne demek istemiş diye okursanız başka düşünceler gelir.
Platonik aşkın, insanı kendi içine çeken ve orada yalnızlaştıran dünyasına kapılıp giden bir kadın görüyoruz. “Ah ne büyük aşk” demeyeceğim çünkü platonik aşk çoğunlukla tek bir kişinin kendi içerisinde yarattığı dünyaya gömülü kalmasıdır. Gerçek bir ilişkide karşınızdaki insanı, sizinle etkileşime geçerken görürsünüz ve ilişki etki-tepki üzerinden ilerler.
Platonik aşkın karşısında bir muhatap olmadığı için kişi bu süreçlerden yoksundur ve kafasında bir kişilik yaratmaya başlar ve kendi yarattığı kişiliğe, aşkı yönelttiği kişinin alışkanlıklarını titizlikle takip ederek yakaladığı ipuçlarını da ekler ve aşkını bu şekilde devam ettirir. Bu da pek sağlıklı bir aşk değildir. Bu kadın da sayfalarca sevdiği adama yazdığı mektuplarında bunu göstermiştir.
Kadın adama olan aşkından ölecek seviyeye gelmiş ama adamın kadından haberi bile olmamıştır... Pek de hayran bırakmayan, içinde olunmak istenmeyecek bir hikâye.