Mehmet Rauf'la ilk bu kitabıyla tanıştığım için çok mutluyum. Kitabı okurken dilin o akıcılığına kapılıp gittim. Tam mutluluğa doğru giderken kitabın sonu hüzünle karşıladı beni. :(
Genç kızımız Pervin, İstanbul'a akrabalarını ziyarete gidiyor ve orada yaşadıklarını günlüğüne aktarıyor. Biz de bu günlüğü okuyoruz aslında.
Pervin, aşk ve evlilik hakkında düşüncelerinden bahsediyor bize ve onun ruhuna dokunacak kişinin varlığı hakkında şüpheliyken karşısına bir şair çıkıyor. Tam her şey istediği gibi gideceğini düşünürken, mehiç'in de (şair) diğerlerinden bir farkı olmadığını anladığı o an, pervin için ruhunu teslim ettiği andır ( aynı zaman da benim de). Artık pervin de ailesine ve kaderine boyun eğerek kendini mutsuzluğa esir etmiştir.
Aynı zamanda kadın erkek eşitliğini, birey ve toplum eğitiminin önemini ve seçkin görünen zümrenin sürdürdüğü hayata dair eleştirileri de okuyoruz.
(Pervin'in amcasının düşüncelerini ve bunu dile getirirken ki üslubunu okurken sinir krizleri geçirdim resmen. Kızı Nigar ve oğlu Abdi'ye çok üzüldüm, böyle bir babaya sahip oldukları için. )
Eylül kitabını da okumak için sabırsızlanıyorum.