·104 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Aralık 2022 18:59 mademki hepimiz yargıcız, o halde hepimiz birbirimize karşı suçluyuz.
Albert, ona böyle hitap etmeyi seviyorum. Yakın dostum, yol arkadaşım. Albertin dünyasına girmek onunla yolculuk etmek kolay gibi görünüyor ama sağ gösterip soldan döndürüyor. Ben onu kelimelerin efendisi olarak görüyorum. Düşündüğünü söylerken sende olmayan şeyi “düşünme yetini” sorgulatıyor.
Yazarın kitapları normal roman kitapları okur gibi okunduğunu düşünmüyorum. Varoluşçuluk felsefesini bilmeden Camusu anlamak zor. Bir çok inceleme var okuduğumda gerçekten aynı yazarın kitaplarını mı okuduk dediğim oluyor.
Düşüş kitabının ana konusu yok, konunun kendisi kitaptan ibaret. Bir sorgu yargıcının hayatını yani bizleri sorguluyor.
Bende kutsama yok, af dağıtma yok. Yalnızca toplama yapılır, sonra, “Şu kadar tutuyor. Siz bir sapıksınız, şehvet düşkünüsünüz, yalan hastasısınız, oğlancısınız, sanatçısınız vb.” denir. İşte böyle. O kadar katı. Bu duruma göre, gerek felsefede gerek politikada ben, insanın masumluğunu reddeden her teoriden ve ona suçlu gözüyle bakan her pratikten yanayım. Demek ki ben köleliğin aydın bir yandaşıyım, azizim…