Gönderi

10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2022 45. kitabı
Gabriel Garcia Marquez’in öyle ayırtedilebilir bir tarzı vardır ki, bir kere onun kitabını okuyan biri ikinci kitabını almaya gittiğinde o kitabın içinde ne bulacağını kestirebilir. Şöyle ki, Gabriel Garcia Maruqez “ne” den çok “nasıl” a ilgili bir yazar. Bu yaklaşımıyla yıllar önce okuduğum "Kırmızı Pazartesi" kitabında beni biraz sinirlendirmişti. Belki de zaman olarak yanlış bir zamandı o zaman o kitabı okumak için. Yani, o, ne olduğundan çok neyin nasıl olduğuna ve bunun benzerlerine öncelik veriyor. Ben şahsen kendim, sanmıyorum ki başka bir yazarın daha tarzı sorulduğunda bu kadar rahatça cevap verebileyim. Hayır. Örneğin “kızgınlık” kelimesi, Marquez birinin kızdığını anlatan bir cümle kuracaksa, sadelikle yetinmiyor. Kızdı, peki, ama nasıl kızdı? Karakterin nasıl, ne şekil kızdığı kızmasından daha önemli yazar için. Benim kendi tarzıma gelince ise, ben kızdı mı yoksa hiçbir şey hissetmedi mi? Benim için seçim bu ikisi arasında olacak, bitti. "Yüzyıllık Yalnızlık" kitabına gelinceyse, Ursula benim hiçbir zaman unutmayacağım üç beş karakterden biri oldu. Çünkü ona benzeyen birini tanıyorum ve bu hikayede beni en çok üzen ona yazılmış son oldu. Fernanda'yı tanımayana dek ise Amaranta'nın bu hikayenin en gereksiz kişisi olduğuna karar vermiştim. Netice olarak, ailenin kadınları domuz kuyruklu çocuklar doğursaydılar daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Ursula, seni hiç unutmuyorum.
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
·
45 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.