"Merhaba beyaz gemi,ben geldim!"
Okumaya başladığım ilk satırdan itibaren beni oku diye bağıran bu güzel eseri hem hüzünle hemde biraz şaşkınlıkla okudum. Adı olmayan bir çocuğu konu alan eser zor ama zorun içinde yine gülücükler saçan çantası, dürbünü ve dedesiyle sırdaş olan hayattan öyle büyük bir beklentisi olmayan sevgi tohumun kendisi olan minicik bir çocuk konu edinmiş. Bu romanda çekirdek ailenin olmamasi(anne baba) hepimizi derinden üzmüş olsada dedesiyle hayalleriyle mutlu olan minicik bir yüreğin var oluşu benide bir tık mutlu etti. taki dedesinin körkütük sarhoş olması ve çocuğa anlatigi hikayelerin gerçeği yansitmamasina rağmen çocuğun aklında, gerçek olabilir, babam beyaz gemide beni bekliyor deyişi romanı dahada okumaya itti. Beni en çok üzende malesef ki çocuklara anlatığımiz her hikayenin çocuğun aklında yer edindiğini büyükler olarak unutmamız. Bir çocuk kolay yetişmiyor derken gerçekten bu kitabı okumuş olması gerek keza bir çocuk hayali ile uzun bir yolada çıkabilir. Yada ebediyen kendini romanda olduğu gibi ölümlede tanistirabilir.her okuyan değerli okuyuculara naçizane tavsiyem, çocuk aklı büyüklerin aklı kadar gelişmemiş lütfen hikaye anlatırken çocukların gelecekte travma yaşamamaları için hepsinin kurgu olduğunu anlatalım ki gelecekte iyikki diyebilelim..kitapla kalın..:)