256 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Gerilim ve polisiye türünün en çok bilinen ve okunanlarından biri olan Agatha Christie ile bir kaç gün önce bu romanıyla tanışmış oldum. Yaz için yaptığım kişisel okuma listemde olan yazara, sevgili okur arkadaşım Murat Sezgin'in tavsiyesiyle öncelik vermek istedim. Durumdan oldukça hoşnutum! Kitap, diyalogların fazla olması sebebiyle çabuk okunuyor, dili de insanı kesinlikle yormuyor.

Gelelim kitabımızın gerilim dolu sayfalarını karıştırmaya; Bağdat'tan ayrılıp, İstanbul'a gelen Doğu Ekspresi aldığı yolcularla Avrupa'ya hareket ediyor. Bu arada ben bu taşıtların başrol oynadığı kitapları daha bir seviyorum sanki onlarla yolculuk ediyormuşum hissini verdiği için. Tren'de herkes kompartımanına yerleşiyor. Birbirinden farklı yolcular. Tren yolculuğuna devam ederken talihsiz bir şekilde kar kütlesine saplanıp kalıyor, bu arada mevsim kış tabii. Bu yetmezken bir de trendeki yolculardan biri cinayete kurban gidiyor. Yolculardan biri olan dedektif Hercule Poirot bu olayı çözmek için kollarını sıvıyor ve trendeki her yolcuya potansiyel bir suçlu gözüyle bakıp, dikkatle sorgulamaya başlıyor...

Agatha Christie'nin kahramanı Poirot'ya analitik bir zeka, özenli bir dikkat ve ciddi bir titizliği bahşetmesi sanırım yazarın karakterinin de bir yansıması. Filmi de çekilmiş ama henüz gösterime girmemiş olan bu eseri, filminden önce okuduğum için şanslıyım. Filmi izleyince daha iyi kritik yapabileceğim.

Kitabın sonu, bana göre çok iyi bitti. Benim tahminlerim ya da düşüncelerimin hiçbiri çıkmadı. Zaten okura kendi kafasında yazıp, çizdiren kendi sonuyla şaşırtan kitapları, olayları her zaman severim. O halde bu türün meraklılarına tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar.