Puan vermedi·408 syf.····Okunma: 27 Aralık 2022 23:41 Emiliy Bronte'nin tek romanı olan Uğultulu Tepeler 19. Yüzyılda kadının edeyatta yer alışının hoş karşılanmadığı dönemlerde kaleme alınmıştır. Kardeşi ile birlikte başlarda erkek kimliği ile eserlerini yayınlamışlardır. Virgina Woolf da Kendine Ait Bir Oda kitabında bu kardeşlerden çokça söz etmiştir. Kendine Ait Bir Oda metoforuna sahip olan bir insan kadın erkek fark etmeksizin üretken olabileceğinin kanıtlarıdır Bronte kardeşler.
Kitaba gelecek olursak Bronte kardeşlerden okuduğum ikinci kitaptı ve beklentim yüksek şekilde okumaya başlamıştım. İlk kitabım Jane Eyre'di. Başta kitap güzel gidiyordu anlatış tarzı ve konu açısından Jane Eyre'e benzeyen bir havası vardı. Fakat ilerleyen sayfalarda fikrim değişti. Genel olarak bu kitabı sevemedim her olayın önce sonunu söyleyip sonra olayı anlatmasından ötürü okurken hiç merak duygusu uyandırmadı. Zaten kitap ortada bitmiş gibiydi sadece ana karakterin içinde bulunduğu durumu kanıtlamak adına gereksiz uzatılmış gibi geldi. Kitabın sonu da çok hoşuma gitmedi daha farklı olabilirdi. Yavan bir mutlu sondu. Gerçi ben ana karakter kim onu da çok anlayamadım. Eğer bir aşktan söz ediliyorsa ve bu anlamda ana karakter Heathcliff ise neden onun iç dünyası üzerinde durulmadı ve tavırları konusunda neden yüzeysel geçişler yapıldı bilmiyorum. Bu kitapta kimin yaşamı üzerimde düşünmemiz gerekiyor? Hiçbir karakterim iç dünyası üzerinde durulmamıştı. Bunun yerine yaşanan olaylar üzerinde durulup gereksiz uzatılıp biraz da tekrara düşmüştü. Ben iç dünyalarını ayrıntılı şekilde okumak isterdim. Yaşadıkları olaylar onlarda nasıl etki bıraktı neden tavırları değişti daha iyi anlamak isterdim. Bir de hep sonunu bile bile okumak birazcık sıkıcı hale getirdi. Beğendiğim noktalar ise verilmek istenen mesajlar güzeldi. İnsanın nankör doğasından nelerin ortaya çıkabileceğini gösteren güzel bir konusu vardı. Keşke daha güzel işlenseydi.
Kitaptan genel bir mesaj çıkaracaksam şunu söyleyebilirim; doğmak başlıca seçilemez bir kaderdir. Kaderin seçilemez noktaları bazen elektif bir yaşam olanağı sunmaz. Bu kitapta da olaylar biraz böyle gerçekleşmiş. Okunmalı mı bence evet. Varılmak istenen nokta güzel.
Ayrıca Jane Eyre de okunması gereken kitaplardandır.
Şu sıralar hayattan zevk almadığım için daha sonra asla yazmayacağım için kitabı bitirir bitirmez yazayım dedim. Kafama geldiği gibi yazdım bu kadar oldu:))
İyi okumalar dilerim.