Puan vermedi·412 syf.····Okunma: 27 Aralık 2022 00:00 Kitabı bitirince Harrari'nin sıkı bir entelektüel ama taraflı bir profesör olduğunu düşündüm. Ayrıca küreselcilerin bu adamı itinayla parlattığı düşüncesine kapıldım. Kitabın sonlarına doğru ülkelerin artık kolay kolay savaş yapmadığını anlatıyor, nedeni için de güçlü ülkelerin sahip olduğu nükleer güç tehdidini öne sürüyor. Buna rağmen yakın tarihte ki bir kaç savaştan da bahsediyor örneğin Irak-Kuveyt savaşından ancak burnunun ucundaki İsrail-Filistin çatışmalarından hiç bahsetmiyor. Hatta o coğrafya içerisinde Filistin hiç yokmuş gibi değinmiyor oraya adını dahi geçirmiyor bir kez olsun. Sonra arap baharından bahsediyor, Saddam, Mübarek vs gibi adamlarının devrilmesinden bahsederken emperyalistlerin bu olaylardaki etkisi ile ilgili hiçbir şey söylemiyor. Oysa dünya biliyor arap baharından sonra o coğrafyanın petrolüne çöken kan emici emperyalleri. Sonra yakın tarihteki soykırımlardan bahsederken "Ermeni soykırımı" nı da katıyor listeye. Buradan sonra bir yorum daha yapmak istemiyorum, işgal ortamında kendi köylerinde evlerinde, camilere doldurulup yakılan insanlarımız geliyor aklıma, susuyorum. Kıyım sonrası gidip o köylerde gördükleri acı dolu manzaraları anlatan askerlerin, gazetecilerin, şahitlerin anlattıklarını da okuduğunu düşünüyorum bu şirin adamın ben ama "ermeni soykırımı" diyor! Usta şu İngiliz, Fransız, Alman ve Amerikalıların soykırımlarını da anlat etraflıca, bilgimiz artsın. Anlatsana ne işleri varmış kendi ülkeleri dışında dünyanın dört bir yanında?