·136 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Aralık 2022 11:45 Sait Faik benim çok sevdiğim bir öykü yazarıdır. Bana göre öykücülüğe yeni bir soluk yeni bir tarz getirmiştir. Onun öykülerinde bir öğüt veya ders göremezsiniz o içinden geldiği gibi kaleme alır öykülerini, olaydan çok kişilere ve mekanlara odaklanır. Arka cebinde defteri ve kalemi canı nereye isterse gider ve gittiği yerdeki insanların hayatını izlerken etkilendiği sıradan olayları hikaye eder.
Bu kitap ise, Sait Faik’in siroz hastalığı ile pençeleştiği günlerde yazılmış, ölümünden önce yayımlanan son eseridir. Dolayısı ile bu eserin içindeki öyküler yazarın hem en son hem de ustalık dönemi eserleri olur. Ve hastalığının etkisinden midir bilinmez bu öykü kitabında yazarın hayata karamsar bakmaya başladığı, melankolik, olumsuz ve yine yalnız ama hayata küskün baktığı öykülerince hissedilmektedir. Bu kitaptaki öykülerinde, Faik’in diğer öykülerindeki sevinçli, umutlu, yalnızlığı tercihen seçen ve bundan memnun olan halini göremezsiniz.
Bu öykülerde bir diğer dikkat çeken unsur ise olay kurgusunun sürrealist bir havaya bürünmüş olmasıdır. Olaylar uyku-uyanıklık, rüya-gerçek arasında geçer. Bunda da bu eserdeki öykülerin yazarın hayatının son dönemlerinde yazılmış olmasının etkisi büyüktür.
Sait Faik’in öykülerini okuyup öykücülüğe getirdiği özgün havayı herkesin solumasını tavsiye ederim. İyi okumalar.