Selam güzellikler. Çok akıcı ve güzel bir kitapla geldim.
AVCININ SON GECESİ
Savcı Feryal ard arda işlenen cinayetlerin ip uçlarını toplamaya çalışırken, arkadaşı sayesinde gittiği bir resim sergisinde karşısına çıkan Altay ile yaşamında yeni bir yol belirlemesine neden olur.
Birbirini takip eden cinayetler kayıp kalpler ve oldukça temiz çalışan AVCI. Altay resim ve edebiyat konusunda oldukça iyi bir adamken, Feryal tüm zamanını AVCI için harcıyor. Aşk ise üstü kapalı sandıklar içinde gün yüzünü beklerken gerçekler de bir bir ortalığa saçılıyor.
Her cinayet sonra farklı dilleri kullanarak ADALET sözcüğünü yazan katil kendi çapında adaleti sağladığını düşünüyor. Bence haksız da değil. Çünkü her maktul aslında tecavüzcü ve tacizci. AVCI insanlar için hem katil hem kahraman. İşlenen 20 cinayet, kayıp olan yıllar ve sonunda herkese ayna tutan gerçekler. Şimdi oturup düşününce ADALET bir heykelin elinde tuttuğu terazide mi saklı yoksa bedeni parçalanan kadınların sığdığı gitar kutularında, yakıldıkları varilde ya da küçücük bedeni ile gömüldüğü üzüm bağında mı bekliyor?
"Adam bize on altı dile "ADALET" dedi, biz bir dilde bile "BURADA!" diyemedik."
"Bir saat sesi duyuyorum sessizlikte. Tik tak tik tak."
"Biz.. yaptıklarımızdan çok yapmadıklarımızdan mesulüz. Konuşmamız gereken yerde sustuklarımızdan, savaşmamız gereken yerde kaçtıklarımızdan, koşmamız gereken yerde durduklarımızdan..."
" Haddimi bildirdi bana bu fani dünya, işine karışmak haddim değildi. Sayenizde..."