Mehmet Rauf, Eylül romanı ile psikolojik roman türünü edebiyatımıza kazandıran yazarımız, Osmanlı Devleti'nin son yılları batılılaşma dönemi yazarlarından..
Dönemin gelişmelerine yetişemeyen ülke insanı, gelişme gösteren batıya yönünü dönmekle kalmamış, alması gereken yenilikleri almaktan, yapması gereken gelişmeleri yapmaktan önce ahlaki yapısını, yaşam tarzını, toplumsal görüntüsünü taklit etmiştir.
Her teknolojik gelişme beraberinde kendi ahlakını, yaşam tarzını üretir..
Bizim toplumumuz bu dönemde kurtuluşun taklitle olabileceği kanısındaydı. Nitekim bu da ikilem yarattı. Doğu-Batı çatışması, alaturka-alafranga tarzı ikili görüntüler hâlâ süregelmektedir.Sürüncemede kalmış bir biz sorunu doğurmuş.
Bu gelişmeler doğrultusunda romanla hayatımıza giren yaşam tarzı toplumumuza sirayet etmiş ve toplumu etkisine almıştır.
Çeşitli eğlenceler, partiler, danslar,aile sınırlarını zorlayan ve aşan bir serbestlik durumunun özgürlük ve batılılaşma çatısı altında sunulması..
Yazarımız Eylül romanına benzer bir hikaye konusuyla yazmış Böğürtlen 'i.
Bohem hayatına sürüklenen aydın kisvesinin nelerle meşgul olduğu, neleri ön plana aldığı, sanki bir çöküşün üstünü simli,naylon bir palazla(örtü) kapatmak gibi bir durum bu.
Duygusal bir şaşkınlık yaşayan Pertev'in ,genellemeler dışında, sıradışı, geleneksel davranan Müjgan' a olan ilgisi diyelim...Bu ne bir aşk, ne sevgi ,ne bir tutku..
Aykırılığın çekiciliği..
Geleneksel Türk yaşamına aykırı bir yaşam şeklinin daha 1900 'lü yıllarda bu kadar normallesmesinin şaşkınlığını yazmış yazarımız,
Pertev ve Müjgan 'la..