·736 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Eylül 2022 06:24 2023 yılının ilk incelemesi, aslında Eylül ayında okuduğum bir kitap üzerine... Epsilon Yayınevi tarafından 2019 yılı Kasım ayında basılan 736 sayfalık kitabı Emre Aygün ve Alican Saygı Ortanca tercüme etmişler. “Taht Oyunları” serisi ile kazandığı ünle doğal olarak serinin tarihsel akışı (geçmiş ve gelecek) içerisinde yazdığı ve dilimize çevrilen kitaplardan bir diğeri olan bu eseri alalı neredeyse 2 yıl olmuştu. Yazar, "Taht Oyunları" dizisi ile kendi alanında senaryo kurgusu ve anlatım tarzı ile okumaya başladığım ilk günden itibaren elimden bırakamadığım bir seri yaratmıştı. Bu eserini nedense biraz kenarda beklettim. (Taht Oyunları serisini 2010 yılında Sri Lanka’ya gidip orada kaldığımız 1 yıl içerisinde orijinal dilinde okumuştum.) Yeni dizi, “House of the Dragon” başlamadan okumak istedim.
Aslında, birkaç istisna dışında, fantezi benim pek fazla ilgimi çekmeyen bir türdür. (R. A. Salvatore’nin “Drizzt Efsanesi” ve Tolkien şans eseri okuduğum ve beğendiğim yazarlardır.) Ancak, George R. R. Martin içerikten çok senaryosunun ve özellikle karakterlerinin kurgusu ile beni çok etkilemişti. (Dizi hakkında bir yorum buraya uymaz.)
Yeni dizinin konusu ise, bu kitabın neredeyse ortasından başlıyor ve yaklaşık olarak son 100 sayfasına kadar devam ediyor. (Dizinin nasıl devam ettiğinden tam emin olamadığımdan kesin bir yorum yapamam.)
“Taht Oyunları” serisini okumuş olanlar yazarın tarzını güçlü senaryo ve karakter örgüsünü öğrendikleri için burada ayrıntılı bir tanıtım yapmayı gerekli görmüyorum. Ama bu eser hakkında da bir fikir verebilmek için ister istemez o seriyle bazı karşılaştırmalar yapmak zorundayım. Aynı coğrafyada yaşayan halkların ve ejderhaların daha önceki dönemlerini anlatan bir eser olduğundan benzer ve paralel yönler çok; ayrıca çok daha fazla sayıda ejderha olduğundan doğal olarak onlara senaryonun önemli bir kısmı ayrılmış. Birbirini izleyen barış ve savaş dönemleri, takip etmekte zorlandığınız çok sayıda hanedanın birbiri ile mücadelesini anlatırken, ara sıra okumaya ara verme gereği duymanız doğal; ancak o molayı da fazla uzatmamanız gerekir, çünkü hem devamını merak ediyorsunuz hem de bazı isimleri ve olayları unutma tehlikesi var.
Diğer seriye kıyasla getirebileceğim eleştiri, bazı yerlerde biraz “resmi tarih” tarzında bir yaklaşım tadı verdi. Neredeyse, kronolojik hatta ansiklopedik bir sıralama biçiminde bir vak’anüvis tarafından kaleme alınmış eser izlemini yarattı.
Ben kitabı alalı bayağı oldu, yeni baskılarının artan maliyetler nedeniyle sayfa sayısı çokluğu nedeniyle bütçeleri zorlayacak bir fiyat düzeyinde olduğunu tahmin ediyorum. Hayranlarının zaten kaçırmayacağını düşündüğüm bu eseri, fantastik türe merak duyanlarında alacağını düşünüyorum. Tercüme gayet güzel, ancak son 100 sayfada baskı hataları gözüme çarpacak kadar sık idi. Şahsen, “Taht Oyunları” serisini daha beğenmiştim, ancak bunu da zevkle okudum ve kütüphanemde bu türün ender örnekleri arasında yerini aldı. Ancak, bu türe yeni ilgi duymaya başlayanlara ve dizi nedeniyle yazarın eserlerini denemek isteyenlere daha az hacimli bir eserini tavsiye ederim.