Puan vermedi·432 syf.····Okunma: 31 Aralık 2022 17:06 Maksim Gorki, Ana eserinde 1917 Ekim Sosyalist Devrimi öncesini ve devrime giden süreçte bir grup devrimcinin hayat öykülerini mücadelelerini eseriyle bizlere sunmuştur.
Çarlik rejiminin halkı sömürmesini halkı madden sömurmesinin yanında manevi olarak ahlaksizlaştırdığı, her türlü kötülüğü yaygınlaştırıp çoğaltmaya çalışmaktadır. Zaten bir grup azınlığın çoğunluğu yönetme biçimidir bu.
Böyle bir topluma uyanış için bir kıvılcım gerekmektedir. O kıvılcım da kahramanlarımızdan olan Pavel ile olacaktır. Babasının vefatı ile birlikte Pavel ya babasının ve toplumun yanlış yoluna uyacak ya da Sosyalizmin erdemlerini ve mücadelesini tercih edecektir. Kahramanımız tabiki ikinci yolu tercih edecek.
Pavel şunun bilincindedir. Düşmana karşı elleri silahlandirmadan önce zihinleri silahlandırmalıdır. Taktir ettiğim süreçlerden biri burası gece gündüz, gecenin geç saatlerine kadar kitaplar okuyup üzerine derin analizler yapılmaya başlanmıştır yol arkadaşlarıyla.
Tabi Pavel de hem fikirsel hem de ahlaki ve erdem bakımından önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmelerden en çok memnun olan bir o kadar da endişelenen Palegaya yani Ana olmuştur. Haklıdır da hiç öyle bir hayat görmemiş kendini bildiğinden beri kocasından dayak yiyen, küfür hakaretler işiten hep aşağilanmış biri olmuş. Oğlunun kendisine nazik hareketlerde bulunması kendisine teşekkürler etmesi çok garip geliyor Ana'ya.
İki yıllık bu kişisel gelişim neticesinde asıl gayesini duyurmak için annesi Ana'ya açıklamış kahramanımız. Ana işittiklerinden ürperse de ilk başlarda, zamanla oğlunun haklılığını anladıkça kendisinin de bu erdemli mücadele içinde yer aldığını görmekteyiz.
Tabi okuma yazma bilmeyen ve belirli bir yaştan sonra mücadeleye katılan biri de kendi yapabilecekleri ölçüsünde katkıda bulunacaktır. Ana:" Bir ayağımız çukurdayken gerçeklerin yanında olalım bari" anlayışıyla türlü türlü zorluklarla mücadele yerini almıştır. Özellikle oğlunun cezaevine girmesiyle onu bıraktığı boşluğu dolduracak kadar bu davaya baş koymuştur. Bu kadar samimiyetle mücadele eden kaç kadın kaldı ki!