·540 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Ocak 2023 22:55 9 verdim... Öncelikle Sarah J Maas'le tanışma kitabımdı. Aşırı övülen bir yazar ve seri bu yüzden insan okumadan önce bir tereddüt ediyor, ama birbirinden müthiş fanartlarıyla da insanda okuma isteği uyandırıyor. Uzun zamandır bekliyordum ama yeni yılla birlikte bir şans vermek istedim. Hem yazarın dilini hem de evreni sevdim açıkçası çok çabuk okuttu. Çevirideki o eski Türkçe kelimelere rağmen çok akıcı bir dil ve anlatım vardı. Konusunu anlatmayacağım zaten genelde her yorum öyle başlamış. Feyre'den nefret edilen birkaç yorum görmüştüm ve okuduktan sonra bu kızdan neden bu kadar nefret edilmiş diye düşünmeme sebep oldu bu durum. Feyre 19 yaşında bir kız bunun herkes farkında olarak okumuştur inşallah bu kitabı diye düşünüyorum. İç sesleri, çelişkileri, duygu değişimleri yaşına göre o kadar normal geldi ki bana. Sevilmeyecek bir karakter olduğunu da düşünmüyorum. Bir kadın güçlüyse bile her konuda güçlü olmak zorunda değil, her konuda mantıklı kararlar vermek zorunda da değil. Kaldı ki 18-19 yaşında bir insan neden her konuda mantıklı karar versin? Bir şeyler için mücadele etmesi bile ne kadar güçlü bir karakter olduğunu gösterdi bence. Bilmediği bir yere gidip anlamlandıramadığı olaylarla, yaratıklarla karşılaştığında verdiği tepkiler bence gayet "insani" ve normaldi. Tamlin karakterine gelecek olursak başrol olmadığını bilerek okudum kitabı. Başından beri baya iyi bir karakterdi aslında Feyre'ye yaklaşımı vs. nazikti hoşuma gitti ama kitap boyunca ne zaman bir şey yapacak diye beklemedim dersem yalan olur. Aslında hiçbir şey yapmadı ve sanırım sorun da tam olarak bu. Tamlin'i karakter olarak iyi bulsam da bana çok pısırık geldi maalesef. Saklamak zorunda olduğu sırları ve kendini Feyre'den çekmesi durumunu anlıyorum, bunlardan bahsetmiyorum. Ama özellikle şu Amarantha karşısında duygularını çaktırmamak için Feyre'nin acı çekmesine göz yumması ve onun için Lucien'i geçtim Rhysand kadar bile mücadele etmemesi sinir etti beni. Neden Rhysand kadar diyorum çünkü adam dış kapının dış mandalı bakacak olursak. Lucien'le en azından bir geçmişi bir arkadaşlığı vardı Feyre'nin, o yüzden onu normal karşıladım. Lucien'in de Tamlin sebebiyle yardım ettiği ortada olsa da bu bana voaah adam çok seviyor, çok aşık izlenimi uyandırmadı. Rhysand'e gelecek olursak kitabı okumadan öncesinden çok çok sevilen bir karakter olduğunu çok duydum. Kitaba ilk girdiği sahnede aurası gerçekten yüksekti. Yani Rhysand'ın yaptıklarının altında aslında bir şeyler yattığını zaten anlayabiliyorsunuz ama bir ara ben bu karakteri sevebilecek miyim gerçekten dediğim oldu. Sonrasında tabii ki sevdim orası ayrı, özellikle sonlara doğru o iç döküşleri ve Feyre'yle son sahnesi... Kitaptaki gizemi, sırları, olayları sevdim. Kötü karakter olarak Amarantha'dan midem bulandı ama biraz daha sert ve korkulu bir karakter olabilirdi sanki. Seride başka kötü karakterimiz olacak belli ki, o yüzden sabırsızlıkla bekliyorum. Nesta ve Elain'den bahsetmeyi unutuyordum az daha. İlk başta Feyre'ye olan dışlayıcı tavırlarını, bencilliklerini gerçekten hiç sevmedim, özellikle Nesta'nın. Elain biraz daha geri planda neşeli, nahif diyebileceğimiz bir karakterdi ama Nesta buz kütlesiydi adeta. Elain'i korumak için mücadele edip Feyre nasılsa kendi başının çaresine bakar bakış açısı çok kırıcıydı. Ama sonrasındaki öğrendiklerimizle biraz yumuşamış olabilirim. İleride ilişkileri ne olacak çok merak ediyorum. Gidip hemen serinin 2. kitabını okuyacağım, o bundan daha çok seviliyor.